btbilgi

TEB Cetelem her sene Cetelem Araştırma Merkezi ile birlikte gerçekleştirdiği otomotiv sektörü raporunun 2020 sürümünü yayımlamış durumda. “Mobilite, Coğrafya, Kuşaklar – Otomotiv Dünyasındaki Bölünme” başlıklı araştırma, Türkiye’nin de dahil olduğu 15 ülkeden yaşları 18 ile 65 arasında değişen 10 bin kişiyle yapılmış. Raporda tüketicilerin otomobiller ve yeni mobilite uygulamaları konularındaki fikirleri incelenmiş.

Yeni mobilite yöntemleri

Türkiye’de otomobil sahipliğinin her 1.000 kişide 200 adet civarında olduğu ve bu durumun salgın yüzünden farklı şekillerde etkilendiği aktarılmış. Türk tüketicilerin araç paylaşımı, yolculuk paylaşımı gibi yeni mobilite kavramlarını çabuk benimseme eğiliminde olduğu, kısa ve uzun yolculuklarda bu yöntemleri tercih etmeyi denemesinin artış gösterdiği de bilgi olarak veriliyor. Bu çözümlere kaymanın ana sebebi olarak ise, otomobilin mali yükünün fazla olması gösterilmekte.

Fakat araçlar yavaş yavaş bir masraf kalemi olmaktan çıkıp, gelir kaynağına dönüşme potansiyeline sahip. Her üç Türk kullanıcıdan ikisi araç paylaşımına açık olduğunu, aylık 105 Euro gibi bir tutar karşılığı otomobillerini araç paylaşımına açabileceklerini belirtmiş.

Türkler otomobil seviyor

Firmanın 2017’de yayınlanan “Otomobilimi Seviyorum” araştırması ile karşılaştırma da yapılmış. 2017’deki araştırmada 10 sürücüden 9’u araçları hakkında olumlu ya da çok olumlu görüşlere sahipmiş. Ayrıca 10 sürücünün 8’i ise otomobilleri olmadan yapamayacaklarını söylemiş. 2020 yılı araştırmasına göre ise her 10 katılımcıdan 8’i araçlarına bağlı olduğunu belirtmekte.

Raporda 55 yaş ve üzeri kişilere kıyasla Y kuşağının araçlarına daha bağlı olması gibi bir sonuç da bulunuyor. Bu da otomobillerin gençlerin hayatındaki yeri ile bağlantılı olarak açıklanmış. Türkiye’de gençler yüzde 85 oranında otomobillerine bağlı olduklarını belirtirken, 55 yaş ve üzeri otomobil sahipleri yüzde 76 oranında bağlılık açıklıyor. Bu oranların dünya ortalamasının biraz üzerinde olduğu ifade edilmiş.

Otomobiller ve çevre kirliliği

Her üç katılımcının ikisi (yüzde 66 oranla) otomobilleri bir numaralı kirlilik kaynağı olarak görüyor. Türklerin ise yüzde 89’u otomobillerin çevre kirliliğinin esas nedeni olduğuna inanmakta. Ancak katılımcıların sadece yüzde 3’ü otomobil sahibi olmanın çevreye karşı saygısızca ve zararlı olduğuna inanıyor. Bu da insanların çevre dostu olması ile araçların çevre dostu olması arasında ciddi bir görüş ayrılığına işaret etmekte.

Katılımcıların yüzde 26’sı otomobilin düşük ekolojik ayak izine sahip olması gerektiğini belirtmekte. Benzinli otomobil almak isteyenler çoğunluğu oluşturuyor ama giderek daha fazla kişi hibrit ve elektrikli otomobilleri tercih ediyor. Çevreye uyumlu mobilite çözümleri söz konusu olduğunda Türk katılımcılar hibrit otomobilleri yüzde 47 oranında tercih ederken, elektrikli otomobilleri tercih edenlerin oranı yüzde 35 şeklinde aktarılmış. Elektrikli ve hibrit modellerin yaygınlaşmasının gözle görülür biçimde arttığı şu yıllarda, 2030’da satılacak elektrikli araçların klasik araçlara oranının ortalama yüzde 25’ler seviyesinde olacağı tahmini söz konusu.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
xTRlarge, Türkiye'nin (TR) üretici ve yenilikçi potansiyelini sergilemek; farklı bakış açılarını, yeni tarzları, x sayıda yeni değeri, girişimi, fikri yansıtmak; teknolojiden doğaya, iş yönetiminden tasarıma, insana dair faaliyetlerin en geniş ufkunu sizlerle mümkün olduğu kadar geniş 'large" paylaşabilmek için yola çıktı. Geleceğe inancı olanlarla birlikte mesafe katetmeyi planlıyor.