btbilgi

Koronavirüs hala yayılmaya devam ettiği için bu konudaki önlem ve araştırmalar bitmiş değil. Çalışmalardan bazıları virüsün farklı yüzeylerde ne süreyle aktif kalabildiği ve bunlardan insanlara nasıl bulaşabileceği üzerine. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bile bu konuda kesin bir şey söyleyemezken, bir yandna da birçok ülkede yeni normal yaşam başladı. İnsanlar eski hayatlarına, biraz daha fazla önlem ve tedbir ile geri dönüyorlar. Peki günlük hayatımızda dokunduğumuz, ellediğimiz veya etkileşime girdiğimiz nesnelerin temiz olduğuna nasıl emin oluruz? Olmayacağımız için ‘sıfır dokunma’ gibi yaklaşımlara ihtiyacımız var.

Deneyim tasarım ajansı Second Story, sıfır dokunma teknolojileri sayesinde hiç ellemeden çeşitli nesnelerle etkileşime girmemiz sağlayacak çözümler geliştiriyorlar. Mesela bir asansör düğmesine basmak yerine, parmağınızı yaklaştırıp sadece havada tutarak butonu çalıştırmak gibi. Bu ve benzeri çözümleri Adaptive Spaces isimli bir programda topluyorlar. Ajans bu programdaki çözümleri geliştirmek için perakendeciler, restoranlar, müzeler ve benzeri işletmelerle ortaklaşa çalışmakta.

Kurumlar salgın sonrasında yeniden açılma döneminde birçok tedbir almak zorunda kaldı. Maskelerin zorunlu kılınması ve mekanlara belli miktardan fazla insan alınmaması bunlardan bazıları. Fakat insanların eski hayatlarına dönmeye çalışma sürecinde hiçbir şeye dokunmadan yaşamaları mümkün değil. Tasarımcılar en azından sıfır dokunma yöntemleri ile virüsün muhtemelen yüzeylerden insanlara yayılma fırsatını azaltmaya çalışmaktalar.

‘Sıfır dokunma’ çözümleri yüzeylerdeki virüse karşı

Daha önce bu teknolojilerin başka yerlerde örneklerini gördük. Örnek olarak Leap Motion’ın dizüstü ve masaüstü bilgisayarlara eklenen el takip teknolojisi verilebilir. Bu teknolojide belli el ve parmak hareketleri ultraviyole sensörler aracılığı ile algılanıyor ve birer bilgisayar komutuna dönüştürülüyor. Benzer bir teknoloji normal beyaz tahtaları dokunmatik hale getirmek için de kullanılmakta. Basmak zorunda olduğumuz butonların ve dokunmatik ekranların günlük hayatta ne kadar çok olduğunu düşünürsek, sıfır dokunma teknolojileri virüsle savaşta çok işe yarayabilir gibi görünüyor.

Second Story’nin önerdiği çözümlerden biri sesnsörlerle parmak hareketlerini saptayıp, bunu asansörler için komutlara çevirmek. Mesela kullanıcı bindiği asansörde kat butonuna basmak yerine, sensöre gideceği katı parmakları ile sayı yaparak ifade edebilir. Yani ikinci kata çıkmak için elinizle ‘iki’ hareketi yapmak yetebilir. Müzelerdeki veya alışveriş merkezlerindeki dokunmatik ekranlar da benzer biçimde ellemeden çalıştırılacak şekilde dönüştürülebilir deniliyor.

Sıfır dokunma çözümleri arasında ses/konuşma algılama da var. Zaten akıllı hoparlörleri, akıllı TV setlerini ve dijital asistanları her geçen gün evlerimize daha çok sokuyoruz. Bunların hepsi artık sesli komutlar kabul edecek şekilde geliştiriliyor. Sesli komutlar asansörlerde ve seçim için butona basmak gereken günlük cihazlarda da kullanılabilir.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
xTRlarge, Türkiye'nin (TR) üretici ve yenilikçi potansiyelini sergilemek; farklı bakış açılarını, yeni tarzları, x sayıda yeni değeri, girişimi, fikri yansıtmak; teknolojiden doğaya, iş yönetiminden tasarıma, insana dair faaliyetlerin en geniş ufkunu sizlerle mümkün olduğu kadar geniş 'large" paylaşabilmek için yola çıktı. Geleceğe inancı olanlarla birlikte mesafe katetmeyi planlıyor.