btbilgi

Gezegenimiz üzerinde açlık sorunu yaşayan 815 milyon insan var. Toplam nüfusun üçte biri ise yeterli beslenemiyor. Birleşmiş Milletler’in Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2030 yılına kadar dünyadaki açlığı ortadan kaldırmak için bazı sürdürülebilir kalkınma hedefleri belirlemiş durumda. Plana göre 2050 yılına kadar en az 2 milyar daha fazla insanı beslemek gerekli. FAO bunu gerçekleştirebilmek için gıda üretiminin yüzde 70 oranında artması gerektiğini söylüyor. Bu da ancak teknolojik tarım çözümleri ile mümkün olacak.

Teknolojik tarım çözümleri azami kapasitelere ulaşılan tarımsal alanlarda daha fazla gıda üretimi sağlamalı. Fakat bunu gelecek nesillerin kaynaklarını tehlikeye atmadan gerçekleştirmeli. Yeni teknolojiler endüstriyel tarımın şu andaki toprak, su, gübre, böcek ilacı ve enerji kaynaklarını kullanma yöntemlerini değiştirmeli. Buradaki sorunlardan bir diğeri, teknolojik çözümlerin dünya çapında dengesiz dağılımı. İleri teknoloji projeleri ağırlıklı olarak Avrupa ve Kuzey Amerika’da gerçekleştirilmekte. Halbuki Çin, Hindistan ve Afrika’daki tarım alanları gezegen nüfusunun yüzde 80’ini besleyen 500 milyon aile çiftliğini kapsamakta.

Yakın gelecekte teknolojik tarım çözümleri hızla yükselecek. The Beam dergisi bu alanda gerçekleşmekte olan üç büyük trendi şu şekilde belirlemiş:

Teknolojik tarım optimizasyonu

Hassas tarım optimizasyonu veri bilimini ziraat mühendisliği ile birleştirmekte. Gelişmiş sensörler, makine öğrenme ve veri işleme için yapay zeka gibi teknolojik gelişmeler bu alanda çok işe yarıyorlar. Hepsini kullanan teknolojik tarım firmaları hava durumu modelleri, su dağıtımı ve toprak kimyası gibi büyük çevresel faktörlerin yanı sıra bireysel bitkilerde besin eksikliği gibi küçük ölçümlerin izlenmesini de ele alıyor. Teknolojik tarım optimizasyonu bu endüstrideki ‘dijital dönüşüm’ olarak kabul edilmekte. Bu teknikler verim artışının ötesinde aynı zamanda gübre ve böcek ilacı kullanımının, yeraltı sularının kirlenmesinin ve fosfor gibi yenilenemeyen kaynakların tükenmesinin azaltılmasını sağlamakta.

Genetik teknolojileri

Bitkilerin genetik kodlarını değiştirerek onları daha besleyici hale getirmek, daha hızlı büyümelerini sağlamak, hastalıklara ve zararlılara karşı koymalarını sağlamak mümkün. Bunları sağlayan biyoteknoloji, artık modern endüstriyel tarımın bel kemiklerinden biri haline gelmekte. Her ne kadar GDO karşıtı kesimler gıda ürünlerinin genetik koduna müdahale etmenin çok riskli olduğuna inanıyorsa da, küresel ısınmanın getireceği koşullarda gıda yetiştirmek için bu çözümlere ihtiyacımız olacak. Biliminsanları halen kuraklığa, sıcağa, soğuğa ve tuza dayanıklı yenilikçi ekinlerin geliştirilmesi için kontrollü mutasyon projeleri üzerinde çalışıyorlar.

Şehir tarlaları

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 54’ü kentsel alanlarda yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar yüzde 66’ya yükseleceği tahmin edilmekte. Küresel ısınmanın geleneksel tarımın çabaları üzerindeki potansiyel etkileri de düşünülünce, tarımı şehirlere taşımak giderek daha mantıklı görünüyor. Tasarımları her sene gelişen dikey tarlalar, çok dar alanlarda maksimum ürün elde etmek için teknolojik tarım optimizasyonları barındırmakta. Ayrıca iç mekanlarda topraksız yetiştirildikleri için, bitkiler zararlılardan ve hastalıklardan izole edilebiliyorlar. Bu tarlalarda ortam ısısı, hava durumu ve su miktarı yakından kontrol edilebiliyor. Hatta bu iş için yapay zeka teknolojileri de devreye sokulmakta. Hepsini ötesinde yenilenemeyen kaynaklar daha kolay korunuyor ve gıdanın şehirlere getirilmesinde harcanan nakliye maliyetleri düşürülebiliyor.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
xTRlarge, Türkiye'nin (TR) üretici ve yenilikçi potansiyelini sergilemek; farklı bakış açılarını, yeni tarzları, x sayıda yeni değeri, girişimi, fikri yansıtmak; teknolojiden doğaya, iş yönetiminden tasarıma, insana dair faaliyetlerin en geniş ufkunu sizlerle mümkün olduğu kadar geniş 'large" paylaşabilmek için yola çıktı. Geleceğe inancı olanlarla birlikte mesafe katetmeyi planlıyor.