btbilgi

İflas erteleme müessesinin yerini alan konkordato tüm hızıyla yayılmakta ve bilinirliği her gün daha fazla artmaktadır. Ekonomik güçlük yaşayan firmalar ve gerçek kişiler çözümü konkordato ilan ederek bulmaya çalışmaktadırlar. Tabii bunun sorunlara ne kadar çözüm getirdiği tartışmaya açık bir konu olarak düşünülmelidir.

Çünkü herşeyden önce konkordato ilan eden kişiler, konkordatonun anlamını ve konkordato sürecini tam olarak bilmedikleri, konkordatonun kendisine sağladığı faydaları ve olumsuzlukları öngöremedikleri için bu süreci tam anlamıyla yönetememektedirler.

Ayrıca her konkordato ilan eden kişi ve şirket kendisi ile ilişkili 3-5 kişi veya firmayı ekonomik anlamda zora sokmakta, ticari faaliyetini yapamaz halde getirmektedir. Dolayısıyla konkordato ilan eden kişi kendisine zaman kazandırmış olsa bile etrafındaki kişi ve firmalara büyük zararlar vermekte, kendisi aktif ticaret yapamazken yapabilecek durumda olan çevresindeki diğer firmaları da olumsuz etkilemektedir. Bu şekilde konkordato ilan eden her bir kişi sonucu ekonomi rahatlamamakta, aksine biraz daha daralmaktadır.

Konkordato uygulaması eskilere dayanmasına ve önceden de uygulamada olmasına rağmen, yeni şekil konkordatonun uygulanması Mart 2018 tarihinde başlamaktadır. Yani aslında yeni uygulama 6 aylık bir geçmişe sahiptir. Bu nedenle de uygulamaya ilişkin usul ve esaslar tam olarak oturmadığı için; her mahkeme, her hakim, her avukat, her konkordato komiseri, her alacaklı banka, her alacaklı firma için farklı bir uygulama ortaya çıkmaktadır. Bu uygulamaların çeşitli olması sorunların önceden öngörülüp çözümlenmesine engel olmaktadır.

Dolayısıyla mevcut piyasa ve ekonomik durum konkordato uygulamaları ile durulmamakta, bize göre iyice karışmaktadır.

Bazı bankalar konkordato alan şirketlerin çeklerini yazarken, bazı bankalar bu şirketlerin çeklerini yazmamaktadır. Yine aynı şekilde bazı bankalar şirketlerin mevcut paralarını bloke ederken, bazı bankalar bunu yapmamaktadırlar. Leasing sözleşmelerinin nasıl işlem göreceği, şirketin tedarikçileri ile yaptıkları sözleşmelerin fesh edilip edilemeyeceği de tartışma konusu olmayı sürdürmektedir. Bu tür farklılıklar yargı sürecinin uzun sürmesi de dikkate alındığında çeşitli mağduriyetler doğurabilmektedir.

Tarafımızca diğer büyük bir sorun ise konkordato komiserlerinin bilgi düzeyleridir. Çünkü konkordato komiserleri de haklı olarak uygulamayı ve süreci tam olarak bilemedikleri için, süreci yanlış yönetmekte ya da yönetmekte yetersiz kalmaktadırlar.

Diğer taraftan, komiser olarak atanan kişilerin devam ettirmek zorunda oldukları bir meslekleri ve iş yükleri olduğundan, geçici nitelik taşıyan konkordato ile birlikte asli işlerini ihmal etmeden profesyonel hayatlarını devam ettirmeleri gerekmektedir. Özellikle büyük şehirlerde bir kişiye asgari 5 şirketin konkordato komiserliği görevi verilmekte, her komiserin kendi işi ile beraber 5 şirketi daha yönetmesi gerekmektedir. Hem de bunu yaparken hiç bilmediği bir sektör işin içine girip, şirketin patronları ve atanan diğer konkordato komiserleri ile birlikte müştereken yapması ve olabildiğince az risk almaya çalışarak şirketlerin hiçbirinin iş ve işlemlerini aksatmaması gerekmektedir. Tabi bu her zaman mümkün olamamaktadır. Zaten bıçak sırtında olan konkordato ilan eden firmaların iş ve işlemleri bu süreçte uygulanmak zorunda olan bu bürokratik işlemlerden ve bize göre konkordato komiserlerinin şirketlere yeterince konsantre olamamalarından dolayı aksamakta ve gerektiği kadar etkin veya faal olarak yürütülmemektedir. Bunun sonucunda da konkordato ilan eden şirketlerin durumları düzelmek yerine daha çok bozulabilme riski taşımaktadır. Bir de bunun üzerine uygulamadan gelen eksik ve hatalar eklenince iş içinden çıkılmaz bir hal almaya namzettir.

Yukarıda açıklanan bütün bu olumsuzlukların konkordato sürecinin istenildiği gibi yönetilememesine ve beklenen faydadan çok zarar getirmesine neden olduğu düşünülmektedir.

Buna engel olmak süreçteki belirsizlikleri ortadan kaldırmak adına uygulanması gereken usul ve esaslar daha açık ve net olarak açıklanırken, bir yandan da konkordato komiserlerin iş yükleri hafifletilmelidir diye düşünmekteyiz. Aksi takdirde hem konkordato talep eden kişi ve şirketlerin sayısı her gün biraz daha artacak, hem de konkordato ilan eden şirketlerin iflastan kurtulma şansları azalacaktır.

Değinilen sorunların ve farklı uygulamaların mahkemelerin Nisan 2018 sonrası yeni uygulamada verdikleri (3+2, toplam 5 aylık) geçici sürelerin bitimlerinin yaklaştığı bu zaman zarfı içinde henüz çözülmemiş olması, tarafımızca konunun taraflarını zor günlerin beklediğinin bir göstergesi olarak yorumlanmaktadır.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü mezunu olan Yılmaz Sezer , Maliye Bakanlığı’nda Vergi Denetmeni olarak görev yapmış olup, bu görevi sırasında kamu ve özel kesim işletmelerinde denetim ve incelemelerde bulunmuştur. Yeminli Mali Müşavirlik faaliyetine devam eden Yılmaz SEZER’in aynı zamanda Sermaye Piyasası Kurulu ve Kamu Gözetimi Kurumu Bağımsız Denetçi Belgesi bulunmaktadır. Sorumlu ortak başdenetçi olarak birçok sektörde denetim faaliyetlerinde bulunmuş olup, Güncel Bağımsız Denetim Danışmanlık ve YMM A.Ş’ de Yönetim Kurulu Başkanı’dır. Yılmaz SEZER’in çeşitli dergi ve gazetelerde değişik konularda yayınlanmış 300’ün üzerinde makalesi bulunmaktadır. Çeşitli televizyon-radyo programlarında ve konferanslarda konuşmacı olarak katılmış olup, TÜRMOB tarafından yayınlanmış Yabancı Sermayeli Şirketler ve Vergilendirilmesi, İş Ortaklığı konularda kitapçıkları mevcuttur.