btbilgi

Günümüzde çok konuşulan ancak yeterince bilinmediğini düşündüğümüz konkordato müessesesi, ekonomik gidişata bakılır ise daha çok günlük hayatımıza girecek ve uygulaması da daha fazla yaygınlaşacaktır. Çünkü tacir olsun veya olmasın herkes ekonomik gidişatın olumsuzluğundan etkilenmekte ve kendisini korumaya almak istemektedir. Bunun sonucunda ise bu müesseseye olan ihtiyaç artmakta, buna bağlı olarak da daha bilinir olma ve sonuçlarını daha iyi öngörmesi zorunlu hale gelmektedir.

Konkordato Ticaret Hukuku’nda ve ticaret hayatında çok uzun yıllardır var olan bir müessese olmasına rağmen, fazla bir uygulama alanı olmaması nedeniyle tam bilinmemekte ve diğer benzer müesseseler ile karıştırılmaktadır.

Konkordatonun en çok karıştırıldığı ve aynı şey olarak algılandığı kavram ise bize göre iflas müessesesidir.

Bu iki müessesinin hukuki gereklilik ve sonuçları tam olarak bilinmediğinden, konkordato talep eden kişiler iflas etmiş kişiler olarak düşünülüp değerlendirilmekte ve ötekileştirilmektedir. Oysa bu iki müessese birbirinin neden sonuç ilişkisi olmasına rağmen, birbirinden her anlamda çok farklıdır.

İflas erteleme müessesesi çok fazla yozlaştığı ve mevcut ihtiyaca cevap vermediği düşünüldüğünden, olağanüstü hal uygulaması sırasında iflas erteleme müessesi kaldırılmış ve bunu idame etmek amacıyla konkordatoda bazı yeni düzenlemeler yapılarak uygulamasının yaygınlaştırılması sağlanılmıştır.

Konkordato borçlunun zor durumdan kurtulmak ve borçlarını bir plan dahilinde ödeyerek hayatına devam ettirmek amacıyla, alacaklıları ile anlaşması bu anlaşmanın ise mahkeme tarafından onaylanmasıdır. Yani konkordato talep eden kişi borçlarını ödemek ve varlığını devam ettirebilmek adına alacaklılarına bir anlaşma teklif etmekte, kabul edilen anlaşma ise mahkeme tarafından onaylanarak sonuçları takip edilmektedir. Ancak bu anlaşmanın asgari hangi tutardaki borçları ve hangi sayıdaki alacaklıları kapsaması gerektiği kanunla belirlenmiş olup, bu oranların altında olması halinde anlaşma gerçekleşmemiş olacaktır. Yani anlaşmanın kanunun öngördüğü asgari borç tutarında ve asgari alacaklı sayı da olması gerekmektedir.

Bize göre diğer bir önemli konu da, bu anlaşmanın belirli bir süre içinde yapılmasının zorunluludur. Çünkü kanun bu anlaşmanın yapılması için esas ve ek süreleri de ayrı ayrı belirlemiştir. Bu nedenle belirlenen sürelerin dışına çıkılması mümkün değildir.

Peki belirlenen tutar borç, belirlenen oranda alacaklı ile anlaşılamaz ya da bu anlaşmalar yapılırken kanunda belirlenen sürelere uyulmaz ise ne olacak?

İşte o zaman konkordato süreci sona ermekte ve iflas süreci başlamaktadır.

Yani aslında konkordato talep eden kişi iflas etmemek, varlığını sürdürmek istemekte ve bu niyetini konkordato ile ortaya koymaktadır. Kanun bunun hangi şartlar dahilinde yapılabileceğinin sınırlarını çizmiş ve uygulanmasına izin vermiştir. Kanunun belirlediği sınırların dışına çıkılması halinde ise artık konkordato dönemi bitmekte ve iflas süreci başlamaktadır. Konkordatonun başarılı sonuçlanmaması iflası gerektirmektedir. Dolayısıyla her konkordato talep eden kişiyi iflas etti gibi değerlendirmek ve bu şekilde yaklaşmak  doğru bir düşünce şekli değildir. Çünkü önyargısız olarak konkordato talep eden kişinin iyi niyetli olarak borçlarını ödemek istediğini düşünmek doğru ve yerinde bir davranış şekli olacaktır. Ancak konkordato amacına ulaşmaz ise, kanunun öngördüğü şartlar gerçekleşmez ise bu takdirde firma iflas etmiş olacaktır. Konkordato müessesesi yeni olduğu için elimizde talep edilen konkordatoların ne kadarının başarılı olduğu ne kadarının iflas ile sonuçlandığına ilişkin resmî bir veri bulunmamaktadır.

Ama dileriz ve ümit ederiz ki, konkordato taleplerinin büyük bir çoğunluğu amacına ulaşsın ve alacaklılar ile anlaşılması sağlanılsın. Aksi takdirde, yani konkordatoların büyük çoğunluğunun iflas ile sonuçlanması halinde; işte o zaman ekonomik anlamda büyük sıkıntıların olmasının yanı sıra “konkordato = iflas” gibi algılanması doğrulanacak ve konkordato ilan edenlere güven ortadan kalkacaktır.

Dileriz ve ümit ederiz ki konkordato ilan edenler başarı ile süreçlerini yönetirler ve iflas ile konkordato hiçbir zaman eş anlamlı olmaz!

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü mezunu olan Yılmaz Sezer , Maliye Bakanlığı’nda Vergi Denetmeni olarak görev yapmış olup, bu görevi sırasında kamu ve özel kesim işletmelerinde denetim ve incelemelerde bulunmuştur. Yeminli Mali Müşavirlik faaliyetine devam eden Yılmaz SEZER’in aynı zamanda Sermaye Piyasası Kurulu ve Kamu Gözetimi Kurumu Bağımsız Denetçi Belgesi bulunmaktadır. Sorumlu ortak başdenetçi olarak birçok sektörde denetim faaliyetlerinde bulunmuş olup, Güncel Bağımsız Denetim Danışmanlık ve YMM A.Ş’ de Yönetim Kurulu Başkanı’dır. Yılmaz SEZER’in çeşitli dergi ve gazetelerde değişik konularda yayınlanmış 300’ün üzerinde makalesi bulunmaktadır. Çeşitli televizyon-radyo programlarında ve konferanslarda konuşmacı olarak katılmış olup, TÜRMOB tarafından yayınlanmış Yabancı Sermayeli Şirketler ve Vergilendirilmesi, İş Ortaklığı konularda kitapçıkları mevcuttur.