btbilgi

Dünya Nöroloji Federasyonu (WFN) tarafından 22 Temmuz ‘Dünya Beyin Günü’ olarak ilan edildi. Bu yılki konu ise “Sağlıklı Beyin İçin Temiz Hava” olarak belirlendi. Federasyonun bu günü ön plama çıkarmaktaki amacı ise,  beyin hastalıklarından korunma ve beyin sağlığının önemine dikkat çekmek. Konuyla ilgili bilgi veren Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, hava kirliliği ve beyin sağlığına etkileri konusunda şu bilgileri veriyor:

“Hava kirliliği hem bedensel sağlık hem de özelinde beyin açısından gökten gelen görünmeyen bir tehlikedir. Tüm çevresel kirliliklerin dünyada her yıl 9 ile 15 milyon insanın ölümüne neden olduğu hesaplanmıştır. Nihayetinde beyin oksijen kullanan bir organdır ve hatta bedende en çok oksijen tüketen ya da gereksinimi olan organdır. Normal solunan havanın bu gezegende oksijen, azot ve karbondioksitten oluşan solumaya ve bedenimiz için ideal bir karışım oranı vardır. Bu denge olumsuz yönde bozulunca beden ve beyin de ideal talebine yanıt alamadığından hasarlar oluşmaktadır. Yani kirlilik, havanın doğal içeriğinin bozulmasıdır. Hava kirliliğinin bilindiği üzere en önemli sebebi insan faaliyetleridir.”

Tarlacı kloroflorokarbon denilen ve ozon deliği yapan CFC’lerin, beyine doğrudan hasar veren ağır metaller ve partikül/parçacık madde dediğimiz maddelerin insan eliyle atmosfere salındığına dikkat çekmekte. Partikül maddeler iki ana gruba ayrılmakta. Birinci grup 2,5 mikron altında olan ince partiküller. Bunlar yanma ve endüstriyel işlemler sonucu ortaya çıkmakta. Diğer grup ise kaba partiküller. Bunlar biraz daha büyük çapta olup, inşaat tozları ile yollardan havalanan tozlar bu tipte kabul ediliyor. Büyük parçacıklar genelde burundaki hava süzgeçlerine takılıp kalıyor ve aşağı akciğere gidemiyorlar. Fakat küçük partiküller akciğerlerin en derinlerine, hatta kana ve beyine kadar gidebiliyor.

Tarlacı beyine ve damar sistemine ulaşan bir kirliliğin damarları, beyin hücrelerini, beyin destek hücrelerini ve beyindeki kimyasal düzene zarar vermekte ve oluşan kayıpların derecesine göre de nörolojik sorunlar ortaya çıktığını belirtiyor. Hemen hemen her türlü nörolojik rahatsızlığın hava kirliliği ile belirgin bir ilişkisinin tespit edildiği de ifade edilmekte. Parçacık kirliliğinde, tozlar ve düşük oksijenin migren başağrılarını tetiklediği; ağır metal kirliliğinin yozlaştırıcı bunama ve Parkinson hastalığı ve motor nöron hastalıkları ile ilişkileri bilimsel araştırmalarla ispatlanmış durumda.

Hava kirliliğinin insanı aslında doğmadan önce anne karnında etkilemeye başladığına dikkat çeken Tarlacı, hava kirliliği ve anne karnındaki bebeklerin beyin kabuğunun kalınlığı konusunda da şu bilgileri aktarmakta: “Bu yıl, 3 ay önce yayınlanan bir araştırma var. Hollanda Rotterdam’da 2002-2006 yılları arasında doğan okul dönemine gelmiş, 6 ile 10 yaş arasında olan 783 çocuk üzerinde yapılmış. Bu çocuklar annelerinin karnındayken, annelerinin maruz kaldıkları hava kirlilikleri derecesi ile ileriki yaşamda zekâları ve beyinleri karşılaştırılmış. Sonuç inanılmaz bir tehlike göstermiş. Havada ince parçacıklar arttığı dönemde anne karnında olan çocuklarda, daha ince beyin kabuğu tespit edilmiş. Bu ince parçacıklara maruz kalmak aynı zamanda beyinde iş veya ödev sırasında beyinsel kontrol mekanizmalarını zayıflattığı psikolojik testlerle, aynı çocuklarda gösterildi. Beyin gelişimi o kadar hassas ki, anne karnındayken annenin ne ile beslendiği ile değil, ne soluduğu ile de ilişkili beyin yapısı değişmekte.Temiz hava daha kalın beyin kabuğu demek.”

Yorumlar
PAYLAŞ
blank
xTRlarge, Türkiye'nin (TR) üretici ve yenilikçi potansiyelini sergilemek; farklı bakış açılarını, yeni tarzları, x sayıda yeni değeri, girişimi, fikri yansıtmak; teknolojiden doğaya, iş yönetiminden tasarıma, insana dair faaliyetlerin en geniş ufkunu sizlerle mümkün olduğu kadar geniş 'large" paylaşabilmek için yola çıktı. Geleceğe inancı olanlarla birlikte mesafe katetmeyi planlıyor.