btbilgi

Önümüzde bayram var. 15 milyonun üstünde kişi otobüs, servis, özel araçları ve bunun gibi pek çok vasıta ile bir yerden bir yere seyahat edecek. Bu kadar insan bir yerden bir yere seyahat ederken, hayatımıza son yıllarda giren, geleceğin ulaşım yöntemi gibi görünen Car Sharing olarak adlandırılan, adından da anlaşılacağı gibi araç paylaşımı gibi yeni iş modellerini de mutlaka kullanacak.

Aslında değişen dünya ile birlikte ulaşımda, konaklamada daha pek çok alanda kişilerin ihtiyaçlarına yönelik yeni modeller oluşuyor ve dünyadaki klasik iş yapış biçimleri yerini yenilerine bırakıyor. Nedir bu araç paylaşım modeli paylaşım ekonomisi nasıl ilerliyor? Araç paylaşım ekonomisinde  Airbnb, Booking.com gibi bir servis platformu üzerinden hizmet alabileceğiniz gibi üyelik ve üyelik aidatı gibi modellerle de yol alabiliyorsunuz. Hem hizmet hem üyeliğin kullanıldığı melez modellere de rastlamanız mümkün.

Paylaşmak çevreyi merkeze alarak başladı

Aslında çevre merkezli bir hareketin ilk yansıması olarak başlayan araç paylaşımında 3 unsur bu modeli büyüten nedenler arasında yer alıyor. Bu nedenlerden ilki aslında çıkış noktası olan çevreyi korumak trafikteki araç sayısını azaltmak, karbon emisyonunu düşürmek, çevreye zarar vermeme düşüncesi ile aktive oldu.  Çevreyi koruma hareketi olarak başlayan araç paylaşımı, büyük şehirlerde park yeri sorunu ve maliyetlerin azaltılması konuları ile de bütünleşince farklı alanlarda farklı şirketlerin ve hatta Sivil toplum kuruluşlarının sahiplendiği bir model olarak hayatımıza girdi.

Aslında araç paylaşım modelini dünyada üç unsurdan ilk ikisi bu modelin Türkiye’de gelişip büyümesini motive edecek faktörler arasında zayıf görünen unsurlar. Maliyet unsuru ve bunun yarattığı değer ise şirketlerin hatta bunun ötesine geçerek bireylerin bu modeli tercih etmeleri için başlı başına bir faktör olarak görünüyor.

İşin içine araba kiralama şirketleri daha sonra otomotiv markalarının da giriyor olması bu taşıma biçiminin geleceğin taşıma biçimi olacağı yönünde dünyanın değiştiği ile ilgili küresel bir alarm olarak ortaya çıkıyor. Aracınızı ortalama günde 1 saat kullandığınızı düşündüğünüzde yeni gelen nesillerin de bir araca sahip olma fikrinden hızla uzaklaştığını ve araç paylaşım modelini tercih ettiğini dünya üzerinde yapılan anketler ortaya koyuyor.

Hatta Sivil Toplum Kuruluşları gibi toplumlara ve gezegene hizmet veren gönüllü organizasyonlar da bu konuyu destekleyince işin ciddiyeti de arttı. Car Sharing Association denilen derneğin üyeleri arasında Socar gibi büyük şirketleri de görür olduk.

Vizyoner ve değişime uyum sağlayan şirketler kendini geleceğe taşıyacak

Araç paylaşımı dünyada nasıl uygulanıyor. Bunlardan ilki P2P (peer to peer) yani bireyden bireye bir hizmet olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin önümüzdeki bayramda İstanbul’dan Marmaris’e gidecek olanlar farklı platformlarla ve farklı kazanç modelleri ile bir araya gelip araçlarını paylaşabilir. Bu modelde sahip olunan araç kullanıcısı iradesi dahilinde bireysel olarak aracını bir başka kişinin kullanımına sunuyor.

Bireylerin dışında gelişen B2C dediğimiz kurumsal modelde ise başrol oyuncuları olarak karşımıza bağımsız araçlarla hizmet sağlayan ZipCar, Hertz gibi yenilikçi yaklaşımları olan araç kiralama şirketleri ile BMW, Peugeot, Daimler gibi bazı otomotiv markaları çıkıyor.

Bu  segmentte de geleceğin modellerine ayak uydurabilmiş araç kiralama ve otomotiv firmalarının evrimine şahit oluyoruz. Yeni neslin davranış biçimlerini inceleyip, benim olmalı kavramı ve ‘sahip olma’ yaklaşımının değişimini farkeden ve buna göre pozisyon alan vizyoner otomotiv firmaları kendileri için bir tehdit olarak görünen yeni neslin araç sahibi olma oranında yüzde 30’a varan azalmasını fırsata çevirmenin yollarını arıyor. Tesla gibi farklı konforları da beraberinde getiren araçlarda bu paylaşım modelini uygulaması geleceğin otonom araçları ile de birleşecek yeni bir dünya ulaşımını bize sunuyor.

Yıllık 10 Bin USD Tasarruf

P2P dediğimiz bireysel paylaşım modeli için ABD’de yapılan bir araştırmada toplu araç kullanımlarında  otoyol ücretleri, hızlı şeritlerde tasarruf edilen benzin, toplu kullanımlarda araç için uygulanan vergi indirimleri, zaman gibi kavramlar alt alta toplandığında yıllık 10 bin USD civarında bir tasarrufa ulaşıldığı görülüyor.

Türkiye paylaşımlı araç modeline yabancı değil

Bizlerin yaşında olanlar hatırlayacaktır. Bundan 25 sene önceye kadar bilet ile geçilen köprülerde şirketler elemanlarına köprü geçişleri için toplu bilet sağlardı. Bir araç içinde yolculuk eden kişiler de köprü geçişine katkı için katılımcı olduklarında araç sahibi için ek bir gelir modeli yaratılmış olurdu.

Yine kültürümüzün bir parçası olan dolmuş ve taksi dolmuş da aslında paylaşımlı araç modelleri arasında yer alıyor. Paylaşımlı araç modeline yöneltilen Çevre ve Otopark gibi faktörler ülkemiz insanının kimyası ile pek uyuşmasa da hangimiz masraflardan tasarruf yapmak istemeyiz ki?

Yine de At, Avrat, Silah gibi bir düsturumuz ve bunun ilk sırasında yer alan “AT”tan bahsederken bireysel araç paylaşımının ülkemizde nasıl bir geleceği olacağını hepimiz izleyerek göreceğiz. Eli para tutan her gencimizin ilk birikimi ile araç almasını da göz önüne alırsak; Maliyetler mi yoksa gösteriş merakımız mı ön planda olacak?

Küre’nin lokale yansıması olarak ülkemizde de kullanılan Bla Bla Car’ın kullanım rakamlarında Esenler çıkışlı, Ankara Garı varışlı rotaların sık kullanımı gözümüze çarpıyor. Bu istatistikler de aslında hala şehir içi ulaşımdan çok şehirler arası ulaşımda ortak paylaşımı tercih ettiğimizi bize gösteriyor.

Güvenlik unsuru Türkiye’de paylaşımlı araç pazarına tehdit

Bir de diğer ülkelerde ki gibi ülkemizde de hala ciddi bir tehdit unsuru olan güvenlik konusu var. Günümüzde taksi ve dolmuş şoförlerine güvenip canımızı emanet edemez iken, özel paylaşım modelleri yeni bir korku filmine dönüşür mü bilemiyoruz. Kaldı ki, geçtiğimiz zamanda Bitaksi kullanıcılarından bir çiftin başından geçen gayet ürkütücü bir olay, bu şirketlerin de tekrar kendilerini gözden geçirmelerini ve kişisel bilgileri koruma yönünde adım atmalarına sebep oldu.

Bir diğer önemli konu da Bla Bla gibi şirketler aslında bir anlamda Booking.com ve Airbnb modeline benzediği ve servis üzerinden komisyon usulü çalıştığı için, geçtiğimiz dönemde onları tehdit eden vergi alanında çıkacak pürüzler bu alanın gelişmesi için ülkemizdeki en büyük tehdit.  Bu yüzden bu gelişen modelin önümüzdeki dönem ne gibi müeyyidelerle karşılaşacağı bilinmiyor. Yeni dünyaya tamamen aykırı olan bu hareket farklı ihtiyaçlardan doğan ve tüm dünyada işleyen ve bulundukları sektöre yenilikçilik getiren modeller için bir katil.

Bir gerçek var ki, yine ABD’de yapılan bir araştırmada paylaşımlı araçlarla 1 yılda 482 bin ton karbon tasarrufu yapılmış. Bu çocuklarımızın daha temiz nefes alması demek. Bu rakamın San Fransisco’nun ünlü Golden Gate köprüsünün ağırlığı kadar olduğunu ifade edersem daha anlamlı olabilir. Çocuklarımıza ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünyayı hedefleyerek bu modeli desteklememiz gerektiğini düşünenlerdenim. Paylaşırsak tasarruf edebilir, otopark sorununu çözebilir, maliyetlerimizi düşürebilir ve çevreyi 10-15 köprü ağırlığı kadar Karbon salınımından kurtarabiliriz. Bir de tüm dünya mersine giderken tersine gitmenin bize yarar sağlamadığını da artık görmemiz gerek.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
1971 yılında Ankara’da doğan Yakup Kadri Ünal, 1989 yılında Kadıköy Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra lisans eğitimini 1995 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. 2002 yılında Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Yüksek Lisans Programı’ndan mezun olan Ünal; Pamukbank, Tanı İletişim (PARO) ve Koç.Net’te çalıştıktan sonra 2012 Nisan ayında Anadolu Bilişim’de Veri Merkezi Hizmetleri Müdürü olarak göreve başladı. 2014 Mart ayı itibarıyla Teknoloji Çözümleri ve Hizmetleri Direktörü olarak Anadolu Bilişim’de görevini sürdüren Yakup Kadri Ünal 1 Temmuz 2015'de şirketin Genel Müdürü oldu. İngilizce bilen Ünal, evli ve iki çocuk babası.