btbilgi

Endüstri 4.0 Uzunca bir zamandır hepimizin gündeminde. Dört gözle bekleyenler de var. Geldiği zaman başına neler geleceğini düşünenler de! Özetle standart işlerin otomotize edilmesi ve makinelere devredilmesi diyebileceğimiz endüstrinin dördüncü devrimi sonrasında neler olacağını kimse tam olarak kestiremiyor. Bazılarına göre dünya için bir sıçrama tahtası ve bir evrim, bazılarına göreyse kocaman bir pazarlama balonu.

Geçtiğimiz günlerde Sözcü Gazetesi’nde çok sayarak andığım kalemlerden Ege Cansen’in köşe yazısında da bu konuya yer veriliyor ve Bilişim teknolojilerini pazarlamak için geçtiğimiz senelerde dile gelen farklı sloganların en son evrimini Endüstri 4.0 olarak gösteriyordu. Ne dersiniz Endüstri 4.0 bir pazarlama balonu olabilir mi? Pek tabi ki olabilir. Esas konu eğer bir pazarlama balonu değilse Endüstri 4.0’ın dönüşümünü karşılamaya hazır mıyız?

Kâr odaklı işletmeler, İnsan kaynağı ile uğraşmak istemeyenler, üretimin kesintisiz yürümesini arzu edenler, daha fazla para diyenler Endüstri 4.0’ı merakla bekliyor. Diğer tarafta fabrikalarda standart işler yapan ve bu devrim sonrasında işlerini makinelere devredecek olan bir kesim var. Çünkü teknoloji gelişirken pek çok değişen iş gibi mavi yakalı kavramı da tarihin yaprakları arasına karışan kavramlar arasında yer alabilir.

Eskiden Londra sokaklarında ellerinde uzun sopalarla kandil yakan insanlar çalışırdı. Bunları geçmiş zaman fotoğraflarında görebiliyoruz. Teknoloji ile birlikte elektriğin sokak lambalarına girdiği dönemde kandil yakanlar artık yok. Onun yerine yine sorun çözen elektrik ile ilgili uzmanlaşmış teknisyenler var. Diğer teknolojik gelişmelerde olduğu gibi pek çok iş yok olurken, pek çok yeni iş de ihtiyaçlar dahilinde ortaya çıkıyor.

Bu dönüşümün farklı ve pek beğenmeyeceğimiz sonuçları da var. İşsizlik olgusunun ortaya çıkacağı önceden görünen tehditlerden. Sadece mavi yakalılar değil, yönetim kurullarındaki koltuklarda oturanlar ve beyaz yakalıların üst kademeleri için de tehlike çanları çalıyor. 2014’de yönetim kurulu üyesi olarak algoritma atayan şirketler vardı. Endüstri 4.0 sonrasında bunun boyutları hakimlere, doktorlara, öğretmenlere, pazarlamacılara sıçramayacak diyebilir miyiz? Belki iki gün sonra yöneticiniz bir robot olacak. Peki bu robotlar ve insanlar arasındaki diyalog nasıl olacak?

Dünya nüfusu 100 yıl önce 1 milyar iken şu anda 7,5 milyar. Teknoloji daha az insana iş imkânı bırakıyor. Bilimin gittiği yerde insan ömrü 120 yaşına kadar uzuyor. Pek çok sağlık sorunu bertaraf ediliyor. Buna karşı 2050 yılında çalışan sayısının şu andaki işsiz sayısı kadar olacağı yönünde öngörüler var. Bir avuç içi kadar çalışanın dışında dünyanın geri kalanı işsizlikle nasıl mücadele edecek? ABD gibi gelişmiş ülkelerde tıpkı savaş zamanındaki gibi erzak depolanan yaşam odaları hazırlanmaya başlandı. Çünkü bu dönüşüm sonrasında ortaya çıkan işsizlikle birlikte insanların barışçı bir dünyada yaşayamayacağı ve fakirin zengine saldıracağı düşünülüyor.

Geçtiğimiz günlerde son derece modern bir fabrika geziyorum. Adeta bir uzay üssü. Bir bölüme geldik, fabrika yöneticisi burada olacak yenilikleri anlatmaya başladı. Otomasyondan otomasyonla devreye girecek makinelerin özelliklerinden, kapasite artışından bahsediyor. O sırada bandın yanında çalışanlardan biri ile göz göze geldik. Başına gelecekleri anlamış ve soru sorar gibi ümitsizce bana bakıyor. O bakışı sanırım hiç unutamayacağım. Uzay üssü gibi fabrikadan aklımda kalan tek şey şimdi bize ne olacak sorusunu okuduğum o gözler olacak.

İlgilenmemiz gereken asıl konu açığa aldığımız bu insan kaynağı konusunda bir dönüşüm planımız var mı? Dünya’da bunun için bir dönüşüm planı hazırlandı mı? Ülkemizde bu soru ne kadar akla geliyor ve dönüşüm için ne gibi hazırlıklar yapılıyor? Bütün bu gelişmeler yaşanıp çalışma biçimleri evrilirken insanoğlunu belki de karşılaşacağı en büyük problemle yüz yüze. Şu ana kadar karşısına çıkmamış boyutta bir sosyal mühendislik açmazı onu bekliyor. İnsanoğlu 30 sene içinde bu açmaza bir çözüm bulamazsa büyük olasılıkla kendi sonunu hazırlıyor olacak.

Peki bunun çözümünü bulan uluslar ne olacak? Biraz geri gidelim Fransız devrimi sonrasında değişen düşünce biçimleri Avrupa’yı sardı ve 17’inci yüzyıldaki bu fikir açılımı 18’inci yüzyılda Sanayi devriminin kıvılcımı oldu. Bu düşünce biçimini benimseyen uluslar da dünyanın önde gelen sanayi ülkeleri arasında yer aldı. İkinci Dünya savaşı sonrası Japonya küllerinden yepyeni bir bakış açısı ile yepyeni imparatorluklar inşa etti ve teknolojiyi yönlendiren ulusların önderi oldu. Günümüzde Çin ve Güney Kore’den bundan 50 sene önceki gibi bahsetmiyoruz. Çünkü onlarda eğitime bakış açılarını değiştirdiler. Bunlar düşünülerek uygulanmış sosyal mühendisliğin eserleri.

Endüstri 4.0 açmazında da çözümü bulan uluslar dünya krallığının tahtında oturacak. Refah düzeyini katlayarak artırırken, yeni kural koyucular olacak. Şimdiden buna kafa yormaya başlayan uluslar varsa bile, biri hariç hiçbirisi bu konuyu henüz dile getirmiyor. O ulus ise yine ikinci dünya savaşı sonrasında büyük bir felaketten çıkarak dünyaya kafa tutabilmeyi başarmış Japonya. Japonya’da endüstri devrimindeki dönüşümün adı ise  Society 5.0-Toplum 5.0 . Japonya her yerde  “Endüstri 4.0’dan Toplum 5.0’a” planını konuşuyor. Dünya ülkeleri bu modeli birbirlerine örnek gösteriyor.

Peki biz ne yapıyoruz. Türkiye Endüstri 4.0 ve sonrasına nasıl hazırlanıyor? Şu ana kadar gelen bu tehdidin farkında mı? Hiç sanmıyorum ama tehditlerin fırsatlara dönüşebileceğini biliyorum.

Belki de ‘bu tehdit’ ekonomik ve sosyal barış için önümüze çıkacak en ‘büyük fırsat’.  Bu tehdide bakış açımız bizim olacağımız konumu belirleyecek. Tehdidi fırsata çevirebilme, son vagonun arkasında kalmamak için, TÜRKİYE için Society 5.0 zamanı.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
1971 yılında Ankara’da doğan Yakup Kadri Ünal, 1989 yılında Kadıköy Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra lisans eğitimini 1995 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. 2002 yılında Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Yüksek Lisans Programı’ndan mezun olan Ünal; Pamukbank, Tanı İletişim (PARO) ve Koç.Net’te çalıştıktan sonra 2012 Nisan ayında Anadolu Bilişim’de Veri Merkezi Hizmetleri Müdürü olarak göreve başladı. 2014 Mart ayı itibarıyla Teknoloji Çözümleri ve Hizmetleri Direktörü olarak Anadolu Bilişim’de görevini sürdüren Yakup Kadri Ünal 1 Temmuz 2015'de şirketin Genel Müdürü oldu. İngilizce bilen Ünal, evli ve iki çocuk babası.