btbilgi

2015’de Paris’de imzalandığı için Paris Antlaşması ismi verilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, iki istisna hariç tüm dünya ülkelerinin imza attığı bir protokol. Bu antlaşma iklim değişikliği yaşanmakta olduğu prensibini kabul ediyor ve küresel ısınmayı 2 derece seviyesinde tutmaya çalışmak üzerinde duruyordu. Her ülke kendi sera gazı emisyonlarını sınırlamak ve fosil yakıtlardan yenilenebilir yakıtlra geçiş için belli tarihlere ve sınırlamalara uymaya söz vermişti.

ABD de antlaşmayı imzalayan ülkelerden biriydi. Ama Başkan Donald Trump’ın dünkü açıklamasıyla birlikte ABD artık Paris Antlaşması’nın bir üyesi değil. Böylece ABD antlaşmayı baştan imzalamayan Suriye (iç savaş yüzünden) ve Nikaragua (anlaşmayı yeterli bulmamışlar) ile dünya çapında protokolde yer almayan üçüncü ülke oldu.

Paris Antlaşması imzalanmadan önce eski başkan Obama “Temiz Enerji Planını” devreye sokmuştu. Bu plan kömür santrallerinin azaltılmasını, bu santrallere ağır sınırlamalar konulmasını ve enerji alanında çalışan şirketleri yenilenebilir enerjiye yönelmeleri için zorlamayı merkeze alıyordu. Plan bunun dışında daha sıkı yakıt standartları, evlerde daha iyi izolasyon ürünleri kullanımı, orman alanlarının korunması gibi önlemler de içermekteydi.

Başkan Trump ABD’yi Paris Antlaşması protokolünden çıkarttı

Başkan Trump hem Paris Antlaşması’nı tek taraflı şekilde iptal etmiş, hem de Obama’nı Temiz Enerji Planı’nı ortadan kaldırmış durumda. Onun yerine koyduğu “Önce Amerika Enerji Planı” ise tam tersini yapmak istiyor. Kömür madenlerine ve santrallerine destek, fosil yakıt kaynaklarının korunması ve devlet kurumlarının temiz enerjiye yatırım yapmalarına teşviğin azaltılması.

Fakat uzmanlar Trump’ın ülkenin petrol ve gaz kaynaklarını ön plana çıkartmasının tam tersi bir etkiye yol açacağını savunuyorlar. Tüm dünya sözleşmiş şekilde temiz enerji ekonomisine geçerken, ABD’nin ülke dışında petrol, petrol ürünleri ve doğal gaz satması gittikçe zorlaşacak. Çünkü bunları ihraç ettikleri ülkeler zamanla yenilenebilir enerji kullanmaya ağırlık verecek ve ABD’den enerji için hammadde almayacaklar.

ABD’nin Paris Antlaşması’ndan çıkmasının bir diğer önemli sonucu daha var. Dünya çapında sera gazı emisyonlarının en yüksek olduğu ülke Çin. İkinci ülke ise ABD. Bu antlaşmadan çıkmak demek, ABD’nin hava kirliliği ve emisyon regülasyonları konusunda serbest kalması anlamına geliyor. Bu da dünya çapında ulaşılmaya çalışılan Paris Antlaşması hedeflerine ulaşmanın zorlaşacağı, hatta uzun dönemde belki de ulaşmanın mümkün olmayacağı anlamına geliyor olabilir.

Bu hareketin sonuçlarını biz veya bizden sonraki nesil görmese bile, Trump gelecekteki nesilleri enerji politikası ile lanetlemiş olabiir…

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
xTRlarge, Türkiye'nin (TR) üretici ve yenilikçi potansiyelini sergilemek; farklı bakış açılarını, yeni tarzları, x sayıda yeni değeri, girişimi, fikri yansıtmak; teknolojiden doğaya, iş yönetiminden tasarıma, insana dair faaliyetlerin en geniş ufkunu sizlerle mümkün olduğu kadar geniş 'large" paylaşabilmek için yola çıktı. Geleceğe inancı olanlarla birlikte mesafe katetmeyi planlıyor.