btbilgi

Otorite kelimesi Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü, yetke, sulta, velayet” olarak tanımlanır. Kısaca dediğini yaptırabilme gücü de diyebiliriz.

Devlet kuramı açısından otorite devletin olmazsa olmazıdır. İster devletin insanların yapısından, son dönemin moda deyimiyle “fıtratından” kaynaklanan doğal bir yapı olduğuna, isterseniz  bir arada yaşama zorunluluğundan kaynaklanan yapay bir kurum olduğuna inanın, ister devletin kişinin özgürlüğünün karşısındaki en büyük engel olduğunu, isterseniz devletin ideale ulaşma sürecinde bir zorunluluk olmakla birlikte son tahlilde kurtulunması gereken bir yapı olduğunu düşünün devlete devlet diyebilmek için otorite sahibi olması gerektiği her görüşün birleştiği bir temeldir.

Modern devletlerin otorite kullanma araçlarının en önemlisi ise hukuktur. Devlet hukuk, pratikte yargı ve kolluk eliyle otoritesini kullanır. Yürürlükteki rejimin türüne bağlı olarak padişah, kral, reis, meclis, soylular vb. kişi veya gruplar yani yasama gücü, yasalar koyarak nelerin yapılması, nelerin yapılmaması gerektiğini belirlerler. Burada devlet / hükümet /yürütme ayrımı ve eşgüdümü önemi ortaya çıkar. Yasama gücünü devletten almakta devlet yasaklama ve emretme gücünü yasama eliyle kullanmaktadır.

Devletin hukuk yaratarak yani yasa koyarak getirdiği yasaklar devlet otoritesi kullanılarak uygulanır. Bu şekilde yasa ile bir fiili yasaklayan devlet, yasaya uymayan vatandaşı -hatta bazı durumlarda vatandaş olmayan bireyi- otoritesini kullanarak cezalandırır yani yasada belirtilen yaptırımı uygular. Dolayısıyla birey açısından yasaya uymanın nedeni uymama durumunda devlet otoritesi tarafından cezalandırılmak korkusu olacaktır. Bu korkunun var olmasının nedeni de otoritenin sağlamlığı ve bu sağlamlığın bireyin ve toplumun hafızasına sağlamca kazınmış olmasıdır. Bu sağlamlık genellikle “bir iki kişinin taksim meydanında sallandırılması” veya en azından mahkeme kapısında süründürülmesi ile sağlanacaktır.

Dolayısıyla devletin otoritesinin bireylerce tanınması için yasaya uymanın bir yaptırımının olması ve bu yaptırımın uygulanabilir olması gerekir. Devletin yasakladığı bir fiilin (aslında suçun) herkes tarafından rahatça işlenmesi ve kolluk güçlerince bunun engellenememesi devletin bireylerin gözünde güçsüzleşmesi ve otoritesinin kaybolması anlamına gelecektir. Teşbihte hata yapmamak gerekir derler ama bu da devleti zavallı anne babanın  “onu yapma bunu yapma” deyip sonunda “Yapıcam işte naniikk. Abim de yapıyor kardeşimde sen de yapıyorsun geçen gün ağzından kaçırdın.” diyen çocuğunun karşısında  düştüğü duruma düşürecektir. Pedagojide bu durum şımarık çocuğa yol açacağı gibi devlet yönetiminde anarşiye yol açacaktır. Kötü mü olur, iyi mi tartışması bir başka yazıyı doldurur.

Durup dururken nereden aklına geldi derseniz güncel bir olayla ilgisi yok tabii amaç teorik tartışma beyin jimnastiği.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
Orta Öğretimini Çanakkale Anadolu Lisesinde tamamlayan Ceyda Akaydın, 1998 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde lisans, 2004 yılında İstanbul Üniversitesi Özel Hukuk Anabilim Dalında Yüksek Lisans eğitimlerini tamamladı. Halen İstanbul Üniversitesi Özel Hukuk Anabilim Dalında bayiilik sözleşmeleri konusunda doktora tezi çalışmalarını sürdürmektedir. İstanbul Barosu Bilişim Merkezi kurucu üyesi, Türkiye Bilişim Derneği ve İnternet Kurulu Alan Adları (DNS) Çalışma grubu üyesi olan Akaydın evli ve bir çocuk annesidir.