btbilgi

Ürün, hizmet ve insan gibi kaynakların, ihtiyaç duyulan yerde ve istenen zamanda temin edilmesi için bir araç olarak tanımlanabilen ‘lojistik’ kavramı “geçici olarak barındırmak” fiili ‘loger’a, ikos sonekiyle türetilmiş Fransızca bir sözlük. Geçici olarak barındırmak anlamına gelen ‘loger’ ya da barınak anlamına gelen ‘loge’ aslında lojistiğin günümüzde anlattığı kelime anlamının sadece depolama bölümünü kapsıyor. Oysa geldiğimiz noktada lojistik nakliye, envanter, depolama, malzeme idaresi ambalajlama, insan kaynağı ve eğitim gibi pek çok etapta incelenebilecek başlı başına bir vaka.

Lojistiği vaka olarak ele alabileceğimiz ve kendi başına incelenmesi gereken farklı değişkenleri var. Her sektörde farklı ihtiyaçları karşılayan lojistik özellikle FMSG sektöründe, öncül gider kalemleri arasında yer alan, yönetim kurullarının ‘mutlak’ gündem maddesi.
Hemen hemen her Yönetim Kurulu’nda sıkça duyulan “Lojistik giderlerimizi azaltalım” sözü ile başlayan diyaloglar ise, ‘pek çok vazgeçilmezi koruyarak’ değişimi tetikleyecek yeni bir devrimin başlangıcını niteliğinde.

Bir dönem önce depolama çözüm maliyetlerini azaltmak için ‘elden çıkarılan depolama alanlarını’ ihtiyaçlar dahilinde ‘kiralıyor olmak’ bir ironinin yanısıra günümüzde maliyeti en çok artıran faktörler arasında. Depo için kiralanacak alanların belli bir büyüklüğün üstünde olması ve ihtiyaçları tam olarak kapsaması isteği, şehir dışına doğru kayma eğilimini ortaya çıkarıyor.

Bazı ürünlerin dolaşımda olduğu süre deponun uzaklığının artması ile artarken, organik, kısa zamanda tüketilmesi veya soğuk zinciri korunması gereken ürünlerin dolaşımda olma süresi zorlayıcı olabiliyor.  Ürünün üretimden ulaşacağı yere kadar olan süre ve rafa aktarılıncaya kadar geçen zaman ‘raf ömrünü’ bile aşabiliyor.  Buna bir de hemen hemen her hafta artan akaryakıt zamları ile tırmanan ulaşım maliyetleri eklendiğinde, düşünce boyutunda bile x bilinmeyenli denklemimizi kurmuş oluyoruz.

Depolarla ilgili zorlayıcı faktörler kiralar ve bulundukları yer ile sınırlı kalmıyor. Eğer belli bir ölçeğin üzerinde olan bir şirket bir depo kiralayacaksa, bu deponun kendi içinde organizasyonunu sağlayabilmek için yönetim ve otomasyon sistemini de kurmak zorunda.

Belki de olması gerekenin aksine kiralık depolar dört duvar ve bir kapıdan oluşan kapalı alanlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu ortamın güvenliği, yerleşimi, stok envanteri, kendi içinde bir yerden bir yere aktarımı, yükleme otomasyonu, soğuk hava depoları derken art arda yazdığımız tüm kalemler firmalar için milyonluk giderleri oluşturuyor.

Bir de eleman faktörünüz var. Belki de doğası gereği eleman döngüsünün çok yüksek olması, lojistik alanında çalışan elamanı şirketinizin standartlarında tutabilmek için harcanan sürekli eğitim giderleri sizi mümkün olduğu kadar eleman bağımsız sistemler kurmaya yöneltiyor.

Bu sistemler eğitimsiz eleman faktörünü ortadan kaldırılıp, daha az eleman maliyeti ile ihtiyacınızı çözebiliyor ama depo değiştirdiğinizde taşınması da maliyet, süreç ve ölçeklenebilirlik problemlerini beraberinde getiriyor. Bu durum bir yerden bir yere taşıdığınız otomasyonunuzun her zaman yeni bir alanda tam verimli kullanılabilir olacağı anlamına da gelmiyor.

Sahada dolaşan ve dağıtım yapan filonuz bunun ayrı bir boyutu. Kurumsal duruşunuzun dış yüzü olan bu ayak her zaman beklentilerimizdeki standardı tutturamayabiliyor. Zaman içinde maliyet azaltmak uğruna dış kaynak kullanımı ile taşeronlara devredilmiş olan ‘dağıtım ağınız’ bölgeden bölgeye, ilden ile farklı standartlar içeren çözümlerle kafanızı karıştırabiliyor. Üstelik bir de uluslararası bir markayı temsil ediyorsanız, kafa karışıklıklarınız zaman içinde paketlenip kucağınıza çözüm gereken farklı problemler olarak bırakılıyor.

Bir de üretiminiz birbirinden farklı, yan yana gelemeyecek kalemlerden oluşuyor, aynı rotada aynı araç içinde çözülemiyorsa, farklı filolar kurmanızı ya da bu alanda dışarıdan standartlarınıza uyan yeni bir taşeron bulmanız gerekiyor. Sizin standartlarınızı temin edebilecek taşeronların da sınırlı olduğu, eğitim düzeyi düşük olduğu için çalıştığınız üçüncü partilerin sizi mutlu etme oranının düşük olduğu düşünülürse oluşturmak istediğiniz standartlar için sizin dışınızda pek çok etmen devreye girebiliyor.

Dünya bunun için çeşitli çözümlerin peşinde. Teknolojinin gelişmesi ile  “Push button” olarak adlandırılan ve Amazon’un bulduğu tek ürün sipariş eden fiziksel başlayıp, sanallaşan düğmeden, depo içinde çalışan robotlara, drone taşıyıcı ve teslimatlara kadar farklı çözümler oluşuyor. Az bir süre sonra şu an deneme aşamasındaki otonom kamyonların ‘lojistiğin parlayan yıldızı’ duyuyor olacağız.

Peki… Ülke olarak biz lojistik kelimesini nasıl anlıyoruz ve nasıl çözüyoruz?

Lokal işe özgü oluşturduğumuz çözümler bunların ilk akla geleni. Ufak bir örnek verelim üst gelir düzeyine hizmet veren mağazalar kendi aralarındaki mal aktarımını genel lojistik ağı ile çözemeyince ‘taksi’ opsiyonunu kullanıyor. Taksiciler sabit bir bedel karşılığında mağazadan mağazaya ürün aktarımı yapabiliyor. Bunun mağaza stoğunu nasıl etkilediği bu ek lojistik giderin nasıl karşılandığı mağaza yöneticisinin sırtındaki yükü artıran giderler arasında. İhtiyacını karşılanabilmesi için çözümsüzlükten geliştirilen tamamen bu ülkeye özgü bir çözüm. İş görüyor mu evet. Maliyetleri ne kadar artırıyor? Bilinmez.

Ortak çözümler hayat kurtarır mı?

Yine bizim kullandığımız çözümlerden olan, bana göre lojistik kelimesinin tariflediği pek çok kriteri karşılayan; yayın dağıtımı yapan çok eski Yay-Sat ve sonrasında bu modelden ilham alarak ortaya çıkan satış ve pazarlama firmaları. Türkiye’nin her köşesinde ana dağıtım ve alt dağıtım noktaları var. Aynı rota üzerinde birden fazla şirketin ürününü dağıtılabiliyor. Üstelik yayın sektöründe zaman kriteri belirleyici olduğu için zamanın kıymetini vererek yapıyor. Buna benzer bir örneği de ATM’lere para taşıyan kanalda görüyoruz. Birden fazla banka bir araya gelerek kurdukları bir firma üzerinden ATM’lerin para dağıtımını yürütüyor.

Ne dersiniz, depolama alanında ya da filolaşırken birkaç büyük holding bir araya gelip ortak yatırım yapsa, hepsinde ortak olan bu sorunlara daha dahiyane çözümler getirilebilirler mi? Bu fırsatı gören “gözü açık” girişimciler akıllı depo alanları yaratıp, otonom filolar kurarak, aynı rotayı kullanan müşterilerle lojistiği optimize edecek çözümlerle karşımıza çıkar mı?

Bu soruların ve lojistiğin değişen dinamiklerinin neler getireceği sorusunun cevaplarını fazla değil 5 sene içinde yeni modellerle görüyor olacağız. Teknolojiyi takip etme süremizle bağlantılı olarak bu çözümlerin pek çoğu sektörlerinin öncüleri tarafından uygulanıyor olacak. Elektrikli otonom kamyonlar, eğitimli satış elemanları ile birlikte yol alacak yepyeni filoların başlangıcı olabilir. Bu arada hala tembellik edip insan kaynağımızı eğitmez, temel eğitim kriterini gelişen teknolojiye ayak uyduracak niteliğe çekemezsek, insan kaynağı değişkeni yapay zeka ve derin öğrenme ile gelişen görüntüsü de insandan farklı olmayan makinelerle kısa zamanda yer değiştirebilir.

Ne dersiniz o zaman nasıl bir çalışma hayatı olur? Çalışan kriterleri ne olur? Bunun Türkiye’ye yansıması nasıl olur? Sonuç olarak baktığımızda burası Türkiye. Türkiye dediğimizde dünyanın aklına gelmeyen nev-i şahsına münhasır ama ölçeklenebilirliği ve sürdürülebilirliği şüpheli pek çok çözüm olur. Bu açığı görerek yaratıcı, ölçeklenebilir, ölçülebilir, sürdürülebilir çözümler üreten ‘deha’lar lojistik zengini olur.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
1971 yılında Ankara’da doğan Yakup Kadri Ünal, 1989 yılında Kadıköy Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra lisans eğitimini 1995 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. 2002 yılında Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Yüksek Lisans Programı’ndan mezun olan Ünal; Pamukbank, Tanı İletişim (PARO) ve Koç.Net’te çalıştıktan sonra 2012 Nisan ayında Anadolu Bilişim’de Veri Merkezi Hizmetleri Müdürü olarak göreve başladı. 2014 Mart ayı itibarıyla Teknoloji Çözümleri ve Hizmetleri Direktörü olarak Anadolu Bilişim’de görevini sürdüren Yakup Kadri Ünal 1 Temmuz 2015'de şirketin Genel Müdürü oldu. İngilizce bilen Ünal, evli ve iki çocuk babası.