btbilgi

Biliyoruz ki, canlılar -mikro organizmalar hariç- bitki, böcek, hayvan ve insan olarak genelde dört gruba ayrılır.

Günümüzde insanla hayvan arasında bir ara grubun bulunmaması daima sorun yaratmaktadır. Bu bakımdan yeni bir alt gruba şiddetle ihtiyaç vardır. Yoksa eğitim ve kültürüne,  şöhret, zenginlik  ve unvanına  rağmen  evrensel insanî niteliklere uzak kalmış daha çok hayvansal grupta rastlanılan hareket ve davranışlarda bulunmayı benimsemiş  canlıları, fiziksel benzerliklerine dayanarak, insan denen grubun içine  dahil etmek, hem insanî, hem de ilahî değerlere saygı göstermemek olur.  Zira ifade edildiğine  göre; yüce yaratan, canlının nefsini islâh etmesini, kendisini geliştirmesini dolayısıyla hayvan denen canlıdan ayrılmasını istemekte ve bunların mükâfat göreceklerini müjdelemektedir. Öyle ise gelişme yapmış sayılan canlı ile yapmamış canlıyı ayni kabın içine koymak mümkün değildir. Zira gelişme yapmamış olan, yaratıcı katında ceza olarak cehenneme gidecekken, gelişme yapmış olan ödüllendirilerek cennete gönderilecektir. Öyle ise ahirette iki ayrı nitelikte canlı ile karşı karşıya olacağımızı kabul etmek zorundayız.

O halde gelişme yapmış olanlarla yapmamış olanları, bu farklı nitelikleri dolayısıyla yaşarken de ikiye ayırmamız gerekir.  Çünkü birinden birine İNSAN dememiz gerekmektedir.

Eğer ilk-el, olduğu gibi kalmış olana  “insan” denecekse; dinin ve insanlığın  istediği  “gelişmeyi” başarmış  olana ne denecektir? Yok eğer gelişmiş olana  insan denecekse gelişmemiş olana hangi ad konulacaktır?

Öyle ise evrensel olarak  hayvandan, böcekten  ayırdığımız canlıya ‘insan’ diyorsak onun tıpa tıp benzeri olup gelişememişliğine başka bir isim vermek zorundayız. Zira  insan denilen grubun dışında kalanlara havyan dediğimize göre,  bunları fiziki görünüşleri, davranış ve beyinsel faaliyetleri itibarile  hayvan grubuna dahil etmemiz de mümkün değildir. Ama gerek kendilerini kontrol edememeleri, gerek güdü benzeri iç tepkilerine boyun eğmeleri ve gerekse menfaat denilen içlerindeki “kişisel mafya” ya bağımlılıkları dikkate alınırsa hayvan olmamalarına rağmen hayvansal özellikler gösteren bir grup oluşturdukları kolaylıkla fark edilecektir. Dolayısıyla beyinlerinin çalışma eğilimleri hariç tüm fizik ve biyolojik yapıları ile maalesef insana benzedikleri için  ‘İnsanımsılar’ adını takabiliriz.

Bu hiç de  yanlış  bir hareket olmaz.  Zira düşünülecek olursa;  toplumda çok sık kullanılan “insan gibi davran“, “İnsan ol insan“,  “İnsan gibi konuş ne bağırıyorsun”, “İnsan olmak kolay değil” vb ifadeler son derece komiktir. Hatta aptallık derecesinde bir anlam taşımaktadır.  Zira bu ifadeleri kendisini İNSAN sandığımız birine karşı kullanmaktayız. Eğer muhatabımız gerçekten insansa, yukarıda belirtilen ifadeleri, bir insana karşı kullanmış olmak son derece büyük saygısızlık ve terbiyesizlik anlamına gelir.

Her şeye rağmen insanlaşamamış, halâ insanımsı durumundaysa; ilişkilerimizde ve değerlemelerimizde  ‘ durumun farkında olamamızın faturasını ödemekten kurtulmamız’ mümkün olmayacaktır. Zira bu grup canlıların, hareket ve davranışlarında  sık sık parasempatik sistemin güdümünde yönlendikleri, olayları kendi dışlarında düşünmek, analiz etmek, aklî değerlere yer vermek gibi şanslarının bulunmadığı söylenir.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
1934 doğumlu Modern Yönetim ve İnsan Mühendisliği Uzmanı Avukat .Ergun Zoga, Ank. Üni. Hukuk Fak. mezunu olup ABD'de Pittsburgh Üniversitesi Graduate School of Public and International Affairs Administrative Management Ins. ile ARMY Management Agency’de organızasyon metod (o&m) ve insan mühendıslığı (human engineering) konularında ileri mesleki eğitimini tamamladı. Kamu Sektörü İdari Reform Çalışmalarındaki hizmeti nedeni ile Amerikan Büyük Elçiliği Üstün Başarı Takdirnamesi (1965) ; 6. Türkiye Bilgisayar Kongresi’nde en iyi bildiri sahibi olarak Birincilik Ödülü (1989); Lions olmamasına rağmen Eğitim ve iletişim hizmetleri nedeni ile Uluslararası Direktör takdirnamesi (l994) ve 8.Dönem Plan hazırlık çalışmalarındaki katkısı nedeni ile DPT teşekkür ve takdir belgesi (2000) aldı. TODAİE, T.Hv.K.K.’lığı Esk. İkm; İst.Kköy Maarif Koleji, İst, İTİA Yönetim Bilimleri Ens.; İ.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesi Yüksek Lisans ; Marmara Çağdaş Bilimler Vakfı Yönetim Teknikleri Pre MBA, İst. Tic. Üni.Lisans üstü. Kavram MeslekYük.Okulu programlarında öğretim görevlisi olarak çalışan Ergun Zoga, İçişleri Bakanlığı Meslek Kurslarında ve Boğaziçi, Yıldız Teknık Üni.lerinin çeşitli sertifika programlarında da görev almıştır. Yönetim alanında (NİÇİN EĞİTİM) adlı ilk Türk dokümanter filmini hazırlamış bulunan Ergun Zoga’nın basılmış İdarecilik ve sanatı (üç bası); Beşeri İlişkiler; İnsanımsılıktan Kurtuluş (dört basım) adlı kitapları ile çeşitli makaleleri mevcuttur. Nüfus kâğıtlarının bugünkü şekline dönüşmesinin ilk araştırmasını yapan; Biyoritm Tekniğinin çalışma hayatımızda ilk kez uygulanmasını sağlayan ve Mr. Tony Lanza’nın çalışma grubunda Milli klavyenin (F klavyesi) Standardizasyonu çalışmalarına katılmış bulunan Ergun Zoga konuşmacı, emeklilik nedeniyle ayrıldığı 01.06.1979 tarihine kadar Sevk ve İdare Geliştirme Merkezinde Uzman, Gn Md.Yrd ve Genel Müdür olarak 11 yıl görev yaptı. Ayrıca Koç Holding Eğitim ve Geliştirme Merkezi Kogem’in ve Azerbaycan’da Ataakademi'nin kurucusudur.