btbilgi

Dünya’da giyim trendleri gibi bizi etkileyip yönlendiren farklı konular var. Bunların arasında koku pazarı da kendi akımları, tasarımları ve sunumu ile bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyor sizi kokuların arasında bir yolculuğa çıkarıyor.

Fransa’da yıkanmayan bir toplumun ayıbını örtmek üzere ortaya çıkan koku aslında doğadan dünyaya ve sokaklara yayılan binlerce özü konsantre hale getirerek bazen farklı karışımlar yapabilmek. Farklı formüllerle birbirinden farklı kokuları bir araya getirip dans ettirebilmek.  Belki de bütün özlerden bambaşka bir noktaya ulaşabilmenin sihri.  Tom Robbins’in kitabı Parfümün Dansı’nı okuduysanız bir koku yaratmak için verilen emek ve bu endüstrinin zorluklarını da bir nebze anlayabiliyor, kendinizi bir koku tasarımcısı olabilir miydim acaba diye düşünürken de bulabilirsiniz.

Bir aya kalmadan baharın habercisi ağaçların üzerindeki çiçeklerden, sokaklara uzanan kokular kış aylarının karamsarlığını üzerimizden kaldıracak. Mimozalar çoktan başladı.  Çok yakında erguvan, amber, turunç, leylakların kokusu sokakları saracak.

Bu güzel bahar günlerine bahar tazeliğini taşıyan farklı kokuları tasarlayıp, kendine özgü bir şişenin içine konuk eden, oradan da farklı diyarlara yolculuğa çıkaran bir markayı ağırlamak istedik. Rebul. Türkiye’de lavanta kolonyası dediğimizde bir simge haline gelmiş Rebul’ün geçmişine bir yolculuğa çıkarken beş sene önce başlattıkları Atelier Rebul’e yönlendiren yolculuğu ve gelecek planlarını konuşacağız. Konuğumuz Atelier Rebul’ün kurucu ortaklarından Nüket Filiba olacak.

Rebul markasının öyküsü 1895 yılında Fransız bir eczacı Jean Cesar Reboul ile Rue de Pera da Grande Pharmacia Parisienne-Büyük Paris Eczanesi’nde başlıyor. O dönemlerde Pera adı ile bilinen Beyoğlu’ndaki bu dükkan aslında pek çok yeniliğin başlangıç noktası. 1920 yılında henüz üniversitenin ikinci sınıfında öğrenci olan Cumhuriyet döneminin ilk eczacılardan Kemal Müderrisoğlu staj yapmak için Büyük Paris Eczanesi’nin kapısını çalıyor ve çalışmak istediğini söylüyor. Bu isteği “Biz Fransızca bilmeyen eczacı eleman almıyoruz” cevabı ile karşılanıyor. Bu durum Kemal Müderrisoğlu’nu durdurmuyor ve Eczacılık Fakültesi’nde  okurken, gece kurslarında Fransızca öğreniyor. İstenilen şartı yerine getirdiği fransızca öğrendiği için de Jean Cesar Reboul ’un yanında çalışmaya başlıyor.

Bu başlangıç işine tutkulu, başarının peşinde koşan iki insan için zaman içinde bir baba oğul ilişkisine dönüşüyor. Kemal Müderrisoğlu da ustasının kendine olan güveni ve gayretiyle kendini yetiştiriyor ve o dönemin başarılı eczacıları arasında yer alıyor.  1930 yıllarında, halen evlerimizde bulunan Rebul Lavanta kolanyası ilk kez bu eczanede üretiliyor. Çok iptidai, atölye şartlarda gerçekleşen bu üretimde Jean Cesar Reboul’un bahçesinden toplanan lavantalar (lavandaların)kullanılıyor. Bu Lavanda’ların esansı çıkarılıp eczanenin kısıtlı olanakları ile lavanta kolonyası üretiliyor. Üretilen Lavanta kolonyası da o dönemin ilk kokusu oluyor.

Nüket Filiba bu dönemi  şöyle anlatıyor; “İnsanlar kokuyu Rebul Lavanta ile tanımış oluyor. Bunu parfüm, tıraş losyonu, hediyelik ve arınma gibi farklı amaçlarla kullanılıyor. İstanbul’da sokağa çıkacak beyler ve hanımefendiler İstanbul’da bu kokuyu sürerek sokağa çıkıyor.

Rebul eczanesinin kozmetiğe girişi de ilaçların eczanede yapıldığı dönem. Eczane faaliyette olduğu süre içerisinde tüketicinin güvenini kazanıyor. O dönemde parfüm endüstrisinin ve yurtdışından ithalatın olmadığını söyleyen Nüket Filiba dönemi yabancı markaların olmadığı, İlaç sektörünün çok küçük ve yabancı marka ilaçların piyasalara girmedmiş olduğu bir dönem olarak tarifliyor.

Kolonyadan kozmetiğe uzanan köprü
O zaman kolonya ile başlayan Rebul kozmetik olarak diş suları, gece kremleri, tıraş losyonları ile 1800’lerden gelen Jean Cesar Reboul ve Kemal Müderrisoğlu’nun merakı doğrultusunda gelişen bu niş alanda alışveriş yapan bir kitle oluşturuyor.”

Jean Cesar Reboul ve Kemal Müderrisoğlu’nun baba oğul ilişkisi o dönemlerde iş ortaklığına dönüyor. Eczanenin adı Kemal ve Rebul olarak değişiyor. Bu iş ortaklığı o dönem için devrim niteliğinde olan  gece kremleri, cilt bakım formüllerini beraberinde getiriyor. Bu dönemin çalışmalarından kalan formüllerin halen Rebul arşivlerinde olduğunu söyleyen Nüket Filiba ellerinde denenmiş o dönemden günümüze gelen 1 milyon 494 bin formül olduğunu işaret ediyor.  Filiba bu dönemde bu kadar kapsamlı formulasyona sahip bir eczanenin ilaçtan gelen güvenini, kozmetik ürünleri ile bir adım daha ileri taşıdığını da vurguluyor.

Yıllardır aynı bahçenin, aynı türünün, belli hasadının lavantası kullanılıyor
Rebul Lavanta’nın Lavanda’ları artık Jean Cesar Reboul’un bahçesinden toplanmıyor. Şu anda da Fransa’nın Grass bölgesinden getirilen “lavandin kusto folio” lavantalarıyla elde ediliyor.

Nüket Filiba kokunun sürdürülebilirliğini sağlamak için, belli bir dönemden itibaren aynı bahçeden aynı kalitede hasatları, kalitesi ölçümlenerek üretime dahil ettiklerini belirtiyor. Türkiye’de de lavantanın olduğunu ama lavantanın çeşitleri ve bu çeşitlere göre kokuların farklılık gösterdiğini dile getiren Filiba hangi lavanta çeşidi, hangi hasattan yapıldığının, kokunun sabit kalması için çok büyük önem taşıdığının altını çiziyor.

Nüket Filiba Türkiye’de daha sonra farklı lavantalardan farklı kolonyaların yapıldığını ama Jean Cesar Reboul’ün Fransa ile olan bağlantısının da etkisi ile dünyanın en güzel lavantalarının Fransa’nın Grass bölgesinden alındığı bilgisi ile o bölgenin Lavanta’larının kullanıldığını ifade ediyor.

Çiçek seçiminin her üründe farklı olduğunu belirten Nüket Filiba gül için Türkiye’den Isparta bölgesinin güllerini kullandıklarını, Türk güllerinin dünyada farklı bir yer de olduğunu ve dünya gül üretiminin çok büyük bir kısmının da Türkiye’den yapıldığını dile getiriyor ve Türkiye’de yetişen çok güzel bitkilerden dünya markaları gibi Rebul’ün de yararlandığını söylüyor.

Kemal Müderrisoğlu’na miras kalan eczanenin adı sadece Rebul olarak değişiyor

Kemal Müderrisoğlu baba oğul ilişkisi ve eczanenin ünü yayılmaya başladıkça markaya  olan güven artıyor. Rebul’un kozmetik alanında ürünleri ile de tanınmasının ardından belli bir yaşa gelen Jean Cesar Reboul  eczaneyi devredeceği bir ailesi olmadığı için Kemal Müderrisoğlu’na devrediyor. Kemal Müderrisoğlu ustasına duyduğu saygı dolayısı ile eczanenin adını Rebul olarak değiştiriyor.

Kemal Müderrisoğlu’nun oğlu Mehmet Müderrisoğlu Jean Cesar Reboul’den sonraki nesiller göz önüne alındığında Rebul ailesinin üçüncü nesli. 1980’lerde markayı devralıyor. Kerim Müderrisoğlu ile başlayan dördüncü kuşak 2000’li yıllarda Kerim Müderrisoğlu’na geçiyor. Bütün bu geçiş süreçlerinde Rebul kendi değerlerini koruyarak çağa ayak uyduracak atılımlar yapıyor. Markanın kendisi ile yaptığı bu yenilikler ile Türkiye’nin en çok sevdiği en çok beğendiği kolonya markası oluyor.

Kerim Müderrisoğlu Rebul’u 2003’de devraldığında sonraki zamanda Atelier Rebul’ün 3 ortağı haline gelecek, üç aile dostu bir araya gelip fikirlerini bir araya getiriyor. Rebul markasında saklı eskinin tüm kodlarını bir arada tutarak markanın değerini nasıl artırabiliriz, markanın değerinden nasıl daha fazla yararlanıp bu değeri tüketici ile buluşturabiliriz diyerek ortak akıl oluşturuyorlar.  Bu çalışmalar markanın tüketiciye nasıl yakınlaştırılabileceği, dağıtımının nasıl artırılabileceği, ürün gamının nasıl çeşitlendirilebileceği gibi konuları da içeriyor. Markanın eski kodlarındaki Fransız zerafeti ve  farmakolojik uzmanlığın doğduğu bölge Pera Beyoğlu ile nasıl bir araya getirebileceklerini düşünüyorlar. Bu çalışmalar beş sene sonra hakettiği yere ulaşıyor. Önce yaygın tüketim kanallarında Rebul markası ile yer buluyor sonra da Nielsen’in raporlarına göre kolonyada yüzde 47’lik Pazar payı ile adet bazında Pazar lideri oluyor.

Devamı: Beş sene önce girilen farklı ve marka değerini yükselten dönemeç

Yorumlar

btbilgi
1
2
PAYLAŞ
TRT'de 1990 yılında başladığı profesyonel iş hayatına, özel sektörde ve özel kanallarda farklı programların yapımcılığı ile devam etti. Milliyet Grubu'nun dergilerinde ve Interpro Grubu yayınlarında yazı işleri müdürlüğü ve editörlük görevleri üstlendi. Avrasya’nın en büyük ticaret platformu "CeBIT Bilişim Eurasia" markasının pazarlama iletişimi faaliyetlerini kurguladı ve yönetti. Farklı sektörlerdeki pek çok marka için iletişim konusunda danışmanlık hizmetleri verdi. Şu anda xTRlarge'ın Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapmaktadır.