btbilgi

Bildiğimiz internetin dışında bilmediğimiz ve standart tarayıcılarla ulaşamadığımız bir internet var. Bu alana Deepnet deniyor. Adı gibi derin ve derinlerinde iyi ve kötünün bir arada barındığı bir alan. Son yıllarda çok duyulan TV filmlerine konu olan Darknet de, bu alanın içinde yeralan en karanlık işlerinin döndüğü, suç örgütlerini de barındıran parçası. Adı gibi karanlık işlere sahne oluyor. Hukuki kuralları belli olan izole alanın dışında kalan, yasadışı işlemlerin de var olduğu internetin aydınlanmamış yüzü.

Son zamanlarda bu alanın küçüldüğü ve gerçek boyutunun yüzde yirmisine indiği söylense de darknet hakkında yapılan tahminlerde ispatlanamıyor ve bu alan ölçümlenemiyor. Darknet bazı görüşlere göre Internet’in 10 katı, bazılarına göre 50 katı büyüklüğünde. “Tor” gibi özel tarayıcılarla ulaşılıyor. Bu alanda casusluk, sabotaj, uyuşturucu, kadın, köle ticareti, organ mafyası gibi uluslararası yasa ve kuralların dışında kalan işler de sahne alıyor ve gerçek dünyaya bu karanlık kesimden yayılıyor.

Kurumlarınız ne kadar tehlikede
NSA ve FBI gibi güvenlik teşkilatlarının da izini sürdüğü Darknet’te yapılan yanlış yapılanmalar ve bu nedenle oluşan tehditlerin kurumunuza, şirketinize ya da ülkenize zarar vererek uluslararası anlaşmazlıklara dönüşebilmesi muhtemel olasılıklar arasında.

Bunlara örnek siber saldırılar verilebilir. Gelişen tüm teknolojilerdeki güvenlik katmanlarını kullanarak kendi yapınızı korunaklı hale getirmeniz gerekiyor. Pazarda kullanılan buna dair birçok ürün ve araç var. Kurum ve kuruluşlar bu gibi güvenlik katmanlarını kullanarak kendi alanlarındaki güvenliği artırabiliyor. Güvenlik katmanları ile internetin girdiği tüm noktalara farklı güvenlik duvarları örerek kendi güvenliğinizi olabildiğince yükseltebiliyorsunuz. İnternetin karanlık tarafının doğrudan sizi hedefleyen zararlarının ötesinde dolaylı olarak vereceği zararlardan da korunabiliyorsunuz.

Darknet’i özgür ve  sansürsüzce her istediğinize ulaşabileceğiniz karanlık bir alan olarak tanımlayan Pınar Bamyacı, burada yasa, hukuk, ahlak ve prensiplerin birleşerek önünüze getirdiği temiz bilgi ve eylemlerin dışında olduğunu ve bu alanda filtrelerin olmadığını dile getiriyor. Wikileaks’in de ilk Deepnet’de duyurulduğunu işaret eden Bamyacı, Darknet’i Deepnet’in en karanlık kısmı olarak niteliyor ve Deepnet’i de oluşabilecek yasa dışı eylemlerin ses bulduğu Darknet’e ulaşılabilecek bir ekosistem olarak ifade ediyor.

Platin Bilişim Satış direktörü Pınar Bamyacı, Platin Bilişim olarak özellikle son beş senedir farklı katmanlardaki güvenlikte uzmanlaştıklarını, siber saldırılardan başlayarak internetin derinliklerine kadar uzanabilecek siber saldırılar, kurum ve kuruluşların kendi içinde iç hareketlerinden kaynaklanabilecek saldırılar gibi değişik alanlarda ürün, sistem ve mühendislik yatırımları yaptıklarını söylüyor. Bamyacı mevcut ürünlerin birbirleri ile bütünleşik yapısını artırarak, arada boşlukların giderilmesi için çalıştıklarını belirtiyor. Bu şekilde günümüzde artarak çoğalan siber saldırıların önüne geçmek için sektör ayırmadan tüm kurum ve kuruluşlara güvenlik alanında destek vermeye çalıştıklarını ifade eden Pınar Bamyacı teknolojik yatırımlarını bu konunun önemli bir kısmını kapsayacak şekilde oluşturduklarını bu alandaki çalışmalarını daha da geliştirmeye devam edeceklerini belirtiyor.

İnternet’in olduğu her noktada kontrol ve eğitim şart
Finans, devlet güvenliği, ileri teknolojiler gibi geliştirilen teknolojilere ulaşabilecek tehditlerin bu alandan gelebildiğini söyleyen Platin Bilişim Satış Direktörü Pınar Bamyacı, internetin girdiği ve çıktığı alandaki teknoloji katmanlarına kontrollü izleyebildiğiniz takip edebildiğiniz önlem alabildiğiniz filtreleyebildiğiniz koruyabildiğiniz katmanlar oluşturmak zorunda olduğunuzu vurguluyor.

Kurum ve kuruluşların yerine göre doğru ürün, yerine göre doğru hizmet, donanım  ve yazılımları konumlandırarak bu güvenlik alanlarını mutlaka oluşturmak zorunda olduklarına değinen Pınar Bamyacı bu güvenlik unsurlarına bir de çalışan personelin bilincinin de eklenmesi gerektiğinin üstünde duruyor.

En güvenlikli alanların sistemlerine gelen müdahalelerin oldukça basit yöntemlerle ve kişisel zaafları kullanarak harekete geçirildiğini söyleyen Pınar Bamyacı, bazen otoparkta bulunmuş iyi depolama alanı olan bir USB’nin bazen masum bir eposta içinde ilginizi çekecek ürünlere yönelik bir linkin, bazen çok masum ama bedava indirdiğiniz bir yazılımın tehdit unsuru olabileceğini dile getiriyor.

Çeşitli eğitimler sırasında, vaka analizlerinde kurum ve kuruluşların içindeki personelin de verdiği zararlar incelendiğinde pek çoğunun farkında olmadan yapılan hareketlerden kaynaklandığını söyleyen Pınar Bamyacı, en güvenlikli kurumlara gelen zararların bilinçsizce verildiğini gözlemlediklerini söylüyor ve personelin de bilinçlendirilmesi gerektiğinin üzerinde duruyor.

Devletler parayı takip edebilmek için elektronik işlemleri benimsiyor

Kağıt para en eski takas biçimi olmasına rağmen yasal olmayan aktivitelerde kullanılabilen, izinin sürülmesi zor olduğu için yasadışı aktivitelerde daha çok kullanılan bir takas aracı. Elektronik paranın izi sürüldüğünde Bitcoin ve benzeri şifrelenmiş para birimlerinin de bu alanda kullanılan en önemli ögelerden biri olduğu gözlemleniyor. Devletlerin yapmaya çalıştığı her alanı gözetim altında tutabilecek elektronik ortama parayı geçirmek.

En az devletler kadar büyük olan bu suç örgütleri ya da kara parayı kullananlar, devletlerin aldığı bu tür aksiyonlara karşı yeni aksiyonlar alıyor. Parayı sanal hale getirip kendi sanal paralarını üretmenin de bunlardan biri olduğunu söyleyen Platin Bilişim Genel Müdürü Ayhan Bamyacı, bu aksiyonlara tepki olarak çıkan para birimlerinden birinin de Bitcoin olduğunu belirtiyor.  Şu anda dünyada en iyi yatırım araçlarından biri olarak görülen Bitcoin’in değerinin 1 ons altını geçtiğini işaret eden Ayhan Bamyacı bu para birimine 10 sene önce yatırım yapmış olanların şu anda yatırımlarının karşılığını da fazlasıyla aldığını belirtiyor.

Bu para birimindeki artışın arz ve talep dengesinden geldiğini ve bu artış ile bu parayı kullanmak isteyen kişi sayısındaki artışı gözlemleyebildiğimizi söyleyen Ayhan Bamyacı, bitcoine olan ilginin sadece yasadışı işlerde kullanılması değil özgür olmasından kaynaklandığını da vurguluyor.

Internet’in aslında özgürlük için ortaya konmuş olan bir oluşum olduğunu hatırlatan Bamyacı, insanların özgürce bilgiye erişmesi için ortaya konmuş olan bir aracın NSA ve diğer devletlerin merkezi haber alma teşkilatlarının yapılan tüm yazışmaların, yazdığını tehdit unsuru görünen kelimenin dahi bir merkezde işlenerek istihbarat olarak değerlendirildiğine işaret ediyor.

Deepnet’in ortaya çıkma sebebinin de insanların özgürce konuşabilecek ortamlar yaratma isteğinden doğduğunu söyleyen Ayhan Bamyacı sözlerine şu şekilde devam ediyor; “İsterseniz bir takım anahtar kelimeler yazmayı ya da aramayı deneyin. Önce gözetim altına alınırsınız ve daha yakından izlenirsiniz. Birkaç defa olduktan sonra, bir müdahale ile karşılaştığınızı görürsünüz. Bu duruma tavır alan insanları bir hapishane psikolojisinde gibi düşünün. Yazdığınız ve konuştuğunuz her şeyin dinlenmesi ile buna tavır alan gruplar Deepnet’i oluşturuyor. Böylece Deepnet ne yaptığınızı bilirseniz size bir özgürlük alanı yaratıyor. Doğru yollardan girerseniz kimsenin ne yaptığınızı görmediği buna rağmen karanlık suç unsurlarının da olduğu yer anlamına geliyor.”

Bu alanda her istediğinize belli bir fiyatla ulaşabildiğinizi belirten Ayhan Bamyacı “Öyle şeyler var ki, mesela Facebook hesabınızı kırdırmak 25 USD. Eğer işlemezse tekrar deniyorlar. Kendi içlerinde bunun garantisini verdikleri bir ahlak kavramı var. Dolayısı ile güvenliğin gittiği yön de buaraya kayıyor. Çünkü tüm dünyanın internette olduğu, tüm internet kullanıcılarının bu ortamı bu kadar yoğun kullandığını düşünemiyorum” şeklinde konuyla ilgili fikrini belirtiyor.

Bitcoin son durak değil bir başlangıç noktası

Paraya yatırım yapmak için güven unsuru gerektiğini söyleyen Ayhan Bamyacı, bu durumun tüm paralarda olduğu gibi TL için de aynı olduğunu belirtiyor. Güvenin olmadığı yerde farklı yatırım araçlarına yönelim olduğunu belirten Bamyacı, bu yönde düşündüğümüzde şu an bitcoine, yarın daha çok güveneceğiniz bir başka alternatifi yatırım yapabileceğinizi dikkat çekiyor. “Daha büyük bir güven unsuru olur paranızın çalınmayacağına inanır, paranın değer kaybetmeyeceğine ilişkin bir güven sağlarsanız, çok kolay takas edebileceğinizi düşünürseniz tercih edersiniz. Her zaman her şeyin bir alternatifi olur. Hiçbir zaman hiç bir şey için son durak değildir. Dolayısı ile bitcoin de son durak değil çok güzel bir başlangıç noktası.”

Dijital para da takas oranı yoğun diğer para birimlerinin yanında yerini alacak ve finans piyasalarında diğer devlet para birimleri ile birlikte rekabet unsuru olacak.

2016 yaz aylarında ülkemizde alım satımı yasaklanan Bitcoin’e olan ilgiyi arz-talep meselesi olarak değerlendiren Ayhan Bamyacı; “ Önce ihtiyaçlar oluşur. Bununla beraber ön girişimciler ihtiyaçları karşılayacak girişimleri yapar.  Denge oluştuktan sonra ülke ve uluslararası standartlar için devlet devreye girer ve regülasyonlarla olay birden bire büyüyerek daha kontrollü bir noktaya gelir. Elektronik ticaret ilk başladığında pek çok firma ortaya çıktı. Süreç uzadıkça standartlar devreye girdi.  Arz-talep dengesi ile bunlardan birkaç tanesi devam etti. Dijital para tarafında da ihtiyaç ve gelecek bunu gösteriyor. Bir yere oturacak ve finansal argüman olarak devam edecek.” diyor.

Kullandığınız bilgisayar devlet güvenliğini tehdit eden bir zombi makine olabilir

Darknet’in var olmasının, insanların birinci derece ihtiyaçlarını karşılayacak bir tedarik noktası olması anlamına gelmediğini söyleyen Ayhan Bamyacı, böyle bir alandan gelen tehditlere dikkat çekerek; komut ve kontrol merkezi ile ilgili bir takım yazılımların farkettirilmeden makinelerinize yüklendiğine, bu zararlı yazılımların makineleri zombi makineler haline getirdiğine dikkat çekiyor. Dışarıdan birisinin rahatlıkla makinenize girip makinenin üzerindeki bilgilere ulaşabildiğini söyleyen Bamyacı, makinenizi kullanarak başkasına saldırı yapılabildiğini, bu yüzden bu tip komut ve kontrol merkezlerine internet erişimi verilmediğini, bütün önlemlere rağmen bu tür korunaklı alanların bile çok basit kullanıcı davranışları ile tehdit altında olabildiğini vurguluyor.

Siz çok masumken güvenlik güçleri tarafından izi sürülen bu saldırı kaynakları bulunduğunda, yasalarla sorunlar yaşayabildiğinizi de hatırlatan Ayhan Bamyacı, bu tür durumların Darknet’den gelen tehditler olduğuna dikkat çekiyor.

Bu tür eylemlerde kullanılan kötü yazılımlar aslında karanlık ağa erişilmesini sağlayan daha dolambaçlı bir yol. Bilgisayarınızı kullanarak para kazanabilirsiniz diye birtakım reklamlar dolaşıyor. Çok hoşunuza giden bedava programlar ya da arayüzler indiriyorsunuz. Bu masum çağrılarla makine ve cihazlarınıza yüklediğiniz her yazılım sizin için bir tehdit unsuru. Çünkü arka planda bilgisarınızın kimin tarafından kullanıldığını bilmiyorsunuz.

Kötü yazılım benim makinemde nasıl olacak dememek gerektiğini söyleyen Ayhan Bamyacı, her makinenin bir taşıyıcı potansiyeli taşıdığını ve makinenizi bağladığınız her ağa da bu tehdidin bulaştığını hatırlatıyor. Türkiye’nin zombi bilgisayarlarda ikinci ya da birinci sırada olduğunu söyleyen Ayhan Bamyacı, Türkiye’de kullanılan bilgisayarların yüzde 20’sinin enfekte olduğunu vurguluyor ve sözlerini “Uluslararası saldırılarda Türkiye’nin adı geçiyor ama Türkiye’deki bilgisayarlar üzerinden Çinliler ve Hintliler saldırıyor” şeklinde sonlandırıyor.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
TRT'de 1990 yılında başladığı profesyonel iş hayatına, özel sektörde ve özel kanallarda farklı programların yapımcılığı ile devam etti. Milliyet Grubu'nun dergilerinde ve Interpro Grubu yayınlarında yazı işleri müdürlüğü ve editörlük görevleri üstlendi. Avrasya’nın en büyük ticaret platformu "CeBIT Bilişim Eurasia" markasının pazarlama iletişimi faaliyetlerini kurguladı ve yönetti. Farklı sektörlerdeki pek çok marka için iletişim konusunda danışmanlık hizmetleri verdi. Şu anda xTRlarge'ın Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapmaktadır.