btbilgi

Sağlıklı ve sağlıkla beslenmek hepimizin hakkı. Doğa’yı insanoğlu olarak bozmaya devam ettikçe, sağlıklı gıdaya erişimimiz de azalıyor.  Sanayi tipi üretim sağlığımızı bozmayacak bir üretimi henüz garantileyemiyor. Topraktan sofraya pek çok aşamada çeşitli kimyasallara ya da laboratuvar etkilerine maruz kalan gıdalar süpermarket raflarını ve sofralarımızı süslüyor. “Yapacak bir şey yok” dediğimiz anda aslında bu özensizliği kabul ediyor ve kaderimize katlanıyoruz. Peki buna karşı çıkanlar ne yapıyor? Bazıları şehirleri terk edip kırsal alanlarda yerleşme yolunu seçti. Bazıları şehirlerin içinde gıdasını kontrol edebileceği alanlar yarattı veya organik marketler açtı. Muharrem Doğan ise daha büyük bir amaç edindi kendisine, ben organik ürünü toplum için üreteceğim dedi ve Orvital’i üretti.

Orvital’e geçmeden önce Organik anlayışını tarifleyelim. Endüstriyelleşen ve dolayısıyla ucuzlaşırken sağlıktan ödün veren üretim anlayışına karşı gelişen organik tarım; insan sağlığına ve çevreye zarar vermeyen, üretiminde hiçbir kimyasal girdi kullanılmadan, tüketime kadar her aşaması kontrol edilen ve sertifikalandırılan tarımsal üretim biçimi. Bu süreçlerde üretilen ürünler de bu isimle anılıyor. Tarım ürününü yetiştirmek için hiçbir tarım ilacı ve yapay ürün kullanılmıyor. Eğer üretimde yapay herhangi bir yardımcı madde kullanılırsa bu ürünler organik ürün olmaktan çıkıyor. Organik hayvan üretimi için de benzer süreçler sözkonusu. Üretilen hayvanların yüzde yüz organik beslenmeleri, hiç bir şekilde kimyasalla temas etmemeleri gerekiyor.  Bu yüzden organik ve organik olduğunu iddia eden ürünlerin süreçlerini iyi izlemek gerek. Bu konuda sorgulayan bir bakış açımız olursa konvansiyonel yöntemler ile üretilen farklı ürünlerin ‘organik’ olarak sunumu bizi yanıltamaz.

Organik gıda üretilecek tarlanın organik sertifikası alması için en az 2 yıl hiçbir tarım ilacı ve kimyasal maddeye maruz bırakılmamış olması gerek. 2 yılın sonunda yapılacak toprak analizleri ile teyit alınarak organik sertifikası alabiliyor. Organik beslenme, tarım ilacı kalıntıları, hava ve su kirliliği gibi çevresel toksinlerle karşılaşmamızı önemli ölçüde engelliyor. Yurtdışında organik ürün yetiştirmenin daha keskin kuralları varken, Türkiye’de de organik gıda ilgili bakanlığa bağlı yönetmelikle tarif edilmiş.

Organik gıda ile ilgili bilip, bilmediklerimizi Gıda Mühendisi, Orvital’in kurucusu, Organik Ürün Üreticileri ve Sanayicileri Derneği- ORGÜDER Başkan Yardımcısı Muharrem Doğan’a soruyoruz. Organik ne demek, her organik yazan organik mi, organik ürünler neden bu kadar maliyetli, ucuzlayacak mı, Türkiye’de organiğe bakış nasıl? Pazarın lideri Orvital’in mil taşları neler?

Alanında iyi şirketlerin tecrübesi ile başlayan serüven

Muharrem Doğan’ın satış ve dağıtım kanalları tecrübesi Unilever’den, ihracat tecrübesi de Ülker’den geliyor. Muharrem Doğan’ın kariyerinde çalışma alanı tüm dünya olunca farklı pazarları ve bu pazarlardan gelen talepleri de deneyimleme şansı yakaladığını söylüyor. Profesyonel hayatlarının belli bir noktasında kendi başlarına bir işin ucundan tutmak isteyen Muharrem Doğan ve iki arkadaşı Almanya’da kurdukları şirketle, uluslararası şirketlerin uyguladığı sistemi Avrupa etnik pazarında uygulamaya başlıyor.

Bu süreçte Türkiye’de pek çok firmanın yurtdışı operasyonları için böyle bir yapı aradıkları görülüyor ve şirket kurarken düşünmedikleri bir noktaya geliyor. Çok kısa bir süre içinde Dardanel, Hacı Şakir, Kristal Zeytinyağları, Balparmak, Fruko-Yedigün, Piyale gibi markaların Avrupa tek dağıtım kanalı oluyor. Şirketleri bu operasyonu Avrupa’nın sekiz ülkesinde yapmaya başlıyor.

Bu dönemde Muharrem Doğan  etnik olarak ticaret yaptıkları kitlenin 5-6 milyon civarında olmasından rahatsız ve ortaklarına;  “Avrupa’nın 280 milyon nüfusu var 5-6 milyonla sıkışmış vaziyetteyiz, Avrupa zincirlerine gidip bu ürünleri teklif edelim” diyerek, Almanya’da Metro, Fransa’da Carrefour, Belçika’da Delhaize, Hollanda’da Jumbo’larla çalışmaya başlanıyor.

Böylece Türk ürünleri Avrupa hipermarketlerinde görünmeye başlıyor. Bu zincirlerle ticaret artıkça karşı taraftan da bir takım istekler gelmeye başlıyor. Türkiye orijinli bir Alman şirketi olarak “Bize organik ürün tedarik edin” talebi geliyor.

Hububat ve bakliyatı tüm dünyaya ihraç ediyor, kendi markamızla satamıyoruz
Türkiye bakliyat ve hububatta üretici olarak dünyanın en büyük ilk iki ülkesinden biri. Üretiyor ve ihraç ediyoruz. Amerika’da, Avrupa’da, Japonya’da reyonlardaki bakliyat ve hububat ürünlerinin pek çoğu Türk menşeli. Bazı özel ürünler ise sadece Türkiye’den gidiyor.

Kayısı, sultani üzüm, incir, fındık.  Dünyada Türkiye dışında organik fındık bulmanın zor olduğunu söylüyor Muharrem Doğan ve ekliyor “Türkiye’den dökme alınan ürünler, Avrupa’da alıcı firmaların markalarıyla tüketiciye sunuluyor. Katma değer Avrupalının oluyor”

Marketlerin “Bize organik ürün tedarik edin” yaklaşımının özünde kuru meyvecilerle yaşadıkları sorunlar olduğunu söyleyen Muharrem Doğan, özellikle kuru incir ithal ederken yaşadığı problemlerden ve etik olmayan davranışlardan zarara uğramış olmalarının böyle bir teklifi kendilerine yapması için yeterli bir sebep olduğunu söylüyor ve konuyu şu şekilde açıklıyor; “Kendilerine ürün tedarik etmemizi isterken bizimle imzalayacakları kontratın Almanya şartlarında olması onlar için önemli.  Almanya’da ticari olarak sözümüzü tutmazsak, üç gün içerisinde mahkemeye başvurup, on gün içerisinde hesaplarımıza bloke koydurabiliyor.”

Doğan ailesi o sırada ilk çocuklarının doğumu ve yeni annenin tercihlerini organik ürünlerden yana kullanması sebebiyle evde de organiğe alışmış durumdalar.Muharrem Doğan yabancı zincirlerden de organik ürün isteği gelince ‘organik konusu’ ile daha çok ilgilenmeye başlıyor.

Devamı: Türkiye’ye geldik, organik üretici aradık, bulamadık

Yorumlar
btbilgi
1
2
3
4
5
6
7
PAYLAŞ
TRT'de 1990 yılında başladığı profesyonel iş hayatına, özel sektörde ve özel kanallarda farklı programların yapımcılığı ile devam etti. Milliyet Grubu'nun dergilerinde ve Interpro Grubu yayınlarında yazı işleri müdürlüğü ve editörlük görevleri üstlendi. Avrasya’nın en büyük ticaret platformu "CeBIT Bilişim Eurasia" markasının pazarlama iletişimi faaliyetlerini kurguladı ve yönetti. Farklı sektörlerdeki pek çok marka için iletişim konusunda danışmanlık hizmetleri verdi. Şu anda xTRlarge'ın Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapmaktadır.