btbilgi

İnsanlık tarihi kadar eskidir ölümsüzlük arzusu. Ademin cennette sonsuza kadar kalmak için yediği yasak elmadan tutun,  M.Ö. 2000 yılından günümüze ulaşan Sümer anıtlarındaki Gılgamış destanına değin, insanoğlu bir ölümsüzlük ya da gençlik iksirinin peşinde koşturuyor. Aynı hedefin peşindeki günümüz Silikon Vadisi milyarderleri de,  gelişen teknoloji ve eldeki verileri daha etkili kullanarak gençlik iksirini yaratabileceklerine inanıyor.

tokuz1Peter Thiel, Larry Ellison, Sergey Brin ve Larry Page gibi silikon vadisinin milyar dolarlık servetlere sahip olan zeki müteşebbis işadamlarının önlerinde çözmeye çalıştıkları en zor problem ölüm. Ölüm yeni zenginlere göre insanlığın en büyük düşmanı. Her ne kadar ölümsüzlük çok zor bir hedef olsa da, en azından ölümü olabildiğince geciktirebilecek bilimsel araştırmalar için kesenin ağzını açmış durumdalar. Peter Thiel’e göre modern dünyanın en büyük görevi, ölümün bir yaşam gerçeği olmaktan çıkarıp, çözülmesi gereken bir probleme dönüştürmesi olmalı.

Bir zamanlar, bilimsel ve tıbbi araştırmaların üçte ikisi kamu yararı için devlet tarafından finanse edilirdi. Şimdi ise bu araştırmaların üçte ikisi, özel sektör tarafından finanse ediliyor. Günümüzde dünya nüfusunun en zengin yüzde 1’i, dünyanın zenginliğinin yüzde 50’sinden fazlasını kontrol ediyor. İşte bu yüzde 1’lik kategoride yer alan teknoloji şirket sahiplerinin desteklediği tıbbi araştırmalar, eskiye nazaran daha hızlı bir şekilde sonuçlandırılmaya çalışılıyor. Halen yaşlanmaya da devam eden bu projelerin sponsorları, ölmeden önce kendisine de faydası dokunmasını beklediği bu bilimsel araştırmaların hızlanmasını bekliyor.

Aslında genelde zenginlerin peşinde koştuğu bu uzun ömür ya da ölümsüzlük arzusunun, yapılan anket sonuçlarından toplum her katmanından geniş kabul görmediğini söylebilirim. Çoğu birey, yaşlanmayı yavaşlatma, durdurma ya da tersine çevirme gibi tedavilerin toplum üzerinde olumsuz bir etkisi olacağına inanıyor. Zaten kısıtlı olan doğal kaynakların paylaşımı konusunda yaşanacak yeni sıkıntıların yanında, bu tarz tedavilerin zengin insanlar tarafından daha erişilebilir olması sosyal adaleti de derinden etkilenmesinden endişe ediliyor.

Yaşlanmayı yavaşlatmak veya durdurmak için yaptıkları çalışmalar başarılı olursa doğal kaynaklar ve ekonomiye olan baskıyı da beraberinde getiricek. İnsanlar daha uzun yaşayacaklar, daha uzun süre çalışacaklar ve Sosyal Güvenlik sistemini gibi sosyal hizmetler tehlikeye düşebilecek. Yaşam süresinin uzatılması aynı zamanda toplumun en önemli yapı taşlarından biri olan aileyi de değiştirebilir. Hiç kimse, yarım düzine kuşağın aynı anda hayatta olduğu bir hayatın nasıl bir hale geleceğini kestiremiyor.

İnsan ömründeki büyük bir artış, insanın hayatta kalmak için gerekli motivasyonunu da ortadan kaldırabilir. Bu tür bir dünyada toplumsal değişim durağan hale gelebilir. Ölüm sınırı olmaksızın hayat ne kadar ciddi veya anlamlı olabilir? İnsanoğlunun zamana karşı yarışını elinden aldığınızda, toplumsal değişimin ve evrimin nasıl sürdürülebilir kılınacağı büyük bir soru işareti olarak duruyor.

Buna karşı argüman üreten cephe ise, daha uzun ömürlü yeni dünya da, insanların daha verimli ve daha barışçıl bir hayat süreceğini iddia ediyor. Hiç kimsenin ömrü yetmeyeceği için başlayamadığı projeler olmadığı gibi, ilerde daha çok yüzyüze geleceğine inandığı kişilerle de daha anlayışlı ve barışcıl ilişkiler kuracaktır. Aynı zamanda insanoğlunun daha uzun yıllar içinde yaşayacağı çevreyi koruma bilinci aynı oranda artacaktır.

Kim ne yapıyor?
  • Yaşlanma karşıtı araştırmalara 430 milyon dolardan fazla bağışta bulunan Oracle’ın kurucusu Larry Ellison ölümü ve yok olmayı hiçbir zaman mantıklı bulmadığını söylüyor.
  • Google’un kurucu ortaklarından Larry Page 750 milyon dolar yatırımla 2013 yılında, yaşlanmayı önlemeye çalışan Calico şirketini kurdu.
  • Paypal’ın kurucusu Peter Thiel’in kurduğu Breakout Labs şirketi, kök hücrelerden tekrar kemik üretimi ya da yaşlanmadan kaynaklı hücresel hasarları onarmanın yollarını araştıran “radikal bilim” ve “cesur fikirleri” finanse ediyor
  • Parkinson hastalarında bulunan bir gene sahip olan Google’ın diğer kurucu ortaklarından Sergey Brin, DNA’yı daha iyi anlamak için büyük veri (Big Data) kullanan şirketlere 150 milyon dolar verdi. Bu araştırmaların, Parkinson hastalığı (ve diğer hastalıklara) hızla bir çözüm anahtarı sağlayabileceğini düşünüyor.
  • Priscilla Chan ve kocası Facebook başkanı Mark Zuckerberg , Google kurucusu Sergey Brin ve 23andMe şirketi kurucusu Anne Wojcicki, yılın en büyük bilim ödülü olarak 6 adet 3 milyon dolarlık Atılım Ödülü (Breaktrough Prizes) veriyorlar. Bu ödüllerin bilim adamlarının ömür uzatmak konusundaki çalışmalara özendirmesi bekleniyor.

Ölümü geciktirmeye yönelik araştırmaların yanı sıra, özellikle dünyanın geri kalmış ülkelerinde daha sıklıkla görülen sıtma, çocuk felci ya da verem gibi hastalıklarında azaltılması ya da yokedilmesi için uğraşan Silikon Vadisi hayırseverleri de var. Bu adımlar bir nebze de olsa gittikçe artan gelir adaletsizliğindeki dengesizliği de çözüm olabilir.

79,2 milyar dolarlık servetleriyle dünyanın en zengin çifti olan Microsoft’un kurucu ortağı Bill Gates ve eşi Melinda, hayırseverlik faaliyetleriyle dünyanın fakir bölgelerindeki insanlara umut olmayı amaçlıyor. Uzun yıllardır sıtma ve verem aşısı geliştirilmesi konusundaki araştırmaları finanse ediyorlar. Aynı zamanda yaklaşık 130  milyarderden de şu an 700 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilen servetlerinin yarısını hayır işleri için vakfetmeleri için bir kampanya başlattılar. Şu ana kadar da, 19 milyarder yaklaşık 245 milyar dolarlık servetlerini bağışlayacaklarının sözünü aldılar.

Yaşlanmayı yavaşlatmak konusunda şu an ne biliyoruz?
Antioksidan nam-ı diğer pas sökücüler

Vücudumuz enerji üretibilmek için soluduğumuz oksijeni kullanıyor. Oksijeni kullanılmasıyla birlikte ortaya çıkan bir nevi pas diyebileceğimiz serbest radikal adı verilen parçalar, yine vücutta üretilen antioksidanlar yani anti-pas maddeleriyle etkisizleştiriliyor. Beslenme ve çevresel etkilerden dolayı serbest radikal adı verilen yan etkilerin, vücutta üretilen antioksidanlardan daha fazla artması, hücrelere zarar verip daha erken ölmesine sebep oluyor. Bu noktadan hareketle, antioksidan ağırlığı fazla olan besinlerin tüketilmesinin yaşlanmayı da geciktireceği düşünülüyor

Oruç ya da kısa süreli açlık

Yapılan bir çok bilimsel araştırma ile kalori sınırlaması yapılan canlıların, diğerlerine göre yaşamlarının daha uzun olduğu gözlenmiş. Uzun yaşamak için yaşam ve beslenme tarzını değiştirebilmek, çoğumuz için zor bir yöntem. Kalori kısıtlamasının vücut üzerindeki etkisini benzerini yapabilecek mucizevi ilaçlar konusunda ise araştırmalar devam ediyor. Bunlar arasında öne çıkan Rapamycin adlı bir ilaç halen organ nakli yapılmış hastalarda vücudun bağışıklık sistemini kontrol altına almak için kullanılıyor. Rapamycin kullanılarak yapılan deneylerde hayvanların ortalama olarak yüzde 20 daha uzun yaşadıkları gözlemlenmiş.

Telomerlerin kısalmasını yavaşlatmak

Kromozonların her iki ucunda telomer adı verilen ve her hücre bölünmesiyle gittikçe kısalan bir kontrol noktası bulunuyor. Telomerlerin uzunluğu anne rahmindeki döllenmiş bir yumurtada 15.000 baz, doğumdan sonra 10.000 baz ve yaşlı hücrelerde ise 5000 baz civarındadır. Telomerler, ortalama olarak 60-80 yıl içerinde 5000 baza kadar kısalır ve hücrelerdeki yaşlanmanın biyolijik ve fizyolojik etkileri ortaya çıkar. Hücrelerdeki telomerler belli bir boyun altına düştüğü anda, programlı hücre ölümü tetikleniyor. Telomerleri hücrelerin içinde bölünmenin ne zaman durduralacağı konusunda bir çeşit saat şeklinde görebiliriz. 2009 yılında Oscar ödülü de alan bir araştırma, telomeraz enziminin de vücutta telomerlerin onarılmasında aktif bir rol oynadığı gösterdi. Telomeraz, bir hücrede ne kadar aktifse, telomer uzunluğu da o denli fazla korunuyor. Fareler üzerinde yapılan araştırmalar, Telomeraz enziminin doğal yollarla artırılmasıyla farelerin ömrünün yüzde 40 oranında arttığı gözlenmiş.

Yanlızca uzun yaşam değil, aynı zamanda kaliteli yaşam

Aslında bir durup düşündüğümüzde farkedeceksiniz ki geçmişe kıyasla günümüzde insanlar daha uzun yaşıyorlar. Fakat bu göreceli uzun ömrün sonlarına doğru yaşam kalitesinden ödün vermeye başlıyoruz. Kanser, Alzheimer gibi hastalıklar, insan ömrünün uzamasıyla birlikte, hayatımızda daha fazla yer almaya başladılar. Yaşlanmayı geciktirmek için başlatılan tüm yeni projelerdeki hedef  sadece ömrü uzatmak değil, aynı zamanda yaşam kalitesini de koruyabilmek olmalı.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
1973 yılında İstanbul’da doğdu. 1995 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği programını bitirdi, aynı yıl aynı bölümde master programına kabul edildi. BTHaber dergisinde teknoloji editörü olarak görev yaptı. 1998 yılında ABD’nin Los Angeles şehrindeki Güney Kaliforniya Üniversitesi (USC) Bilgisayar Mühendisliğine bölümüne başladı. 2000 yılında master derecesini alarak Silikon Vadisi'nde Sun Microsystems şirketinde mühendis olarak çalışma hayatına başladı. 2004 yılından beri AMD şirketinde çalışıyor, 2010 yılından beri de, aynı şirket de mühendis yönetici olarak görev yapıyor.