btbilgi

Biliyoruz ki; canlılar, mikroorganizmalar hariç bitki, hayvan ve insan olarak üçe ayrılır. Ancak içinde yaşadığımız zaman diliminde hayvanla insan arasına yeni bir kategorinin eklenmesinde önemli yararlar vardır. Yoksa hayvan gibi hareket eden ya da hayvanda bulunan özelliklerle davranan canlıları,  insan denen grubun içine  dahil edecek olursak bir çok değere ihanet etmiş sayılırız.
Zira ‘Yaratıcı’, yarattıklarının GELİŞMELERİNİ sağlamak amacı ile; insan denen canlıyı islâh etmek üzere din denen bir sistemi de oluşturmuş ve uyulmasını şart koşarak uyanların ödüllendirileceklerini açıklamıştır.   Analitik düşünce ile bahis konusu SİSTEMİ kullanarak gelişme yapmış canlı ile yapmamış canlıyı her halde ayni kabın içine oturtamayız. Öyle ise yaşamamızda;  erdemlerin ya da  salt güdülerin  ETKİN olduğu iki ayrı nitelikte insan görünümlü canlı ile karşı karşıya bulunduğumuzu fark etmek  zorundayız.

Bırakalım ahrette uygulanacakları; ama gelişme yapmış olanlarla yapmamış olanlar şeklinde onları ikiye ayırmanın gereğini, yaşarken de dikkate almak zorundayız. Zira benzerliklerine rağmen birbirlerinden farklı tutum ve davranış içinde olmaları zaten bunu gerekli kılmaktadır.  Dolayısıyla onlara yeni bir katagorik ad takmak zorunlu olmaktadır ki; gelişmiş olanla, gelişmemiş olanın hangisine İNSAN diyeceğimiz belirginlik kazansın.

Eğer ERDEMLER’den nasibini alamamış dolayısıyla  gelişememiş ilkel türe, İNSAN denecekse  ERDEMLER’le donanıp gelişmiş olana ne denecektir? Gelişmiş olana İNSAN denecek ise gelişmemiş olana hangi ad konulacaktır. Öyle ise gelişmiş canlıya İNSAN diyorsak gelişmemiş canlıya başka bir isim vermek zorunluluğu inkar kabul etmez. Ancak böyle bir tanımla gerek fiziki görünüşleri gerekse  davranış ve konuşma özellikleri gibi nitelikleri itibariyle hayvan grubuna da  dahil edilemeyecek büyük bir grup boşlukta kalmış olacaktır.  Bu bakımdan: hayvan olmamalarına rağmen hayvansal özellikleri ağır basanlar için yeni bir grup oluşturup, görüntü ve yapı olarak insana benzemeleri nedeniyle  İNSANIMSI ‘lar adını takabiliriz.

Olaya toplumsal değerler itibariyle yaklaşırsak; günlük hayatımızda bazen;  İNSAN görünenlere  karşı kullandığımız    “İNSAN gibi davran“; “İNSAN ol..İNSAN”   “İNSAN olmak kolay değil” vb ifadeler son derece komik olmakta hatta aptallık derecesinde bir anlam taşımaktadır;  Zira bu ifade ya da değerlerin,  bir İNSANA karşı kullanılması tam bir akıl tutulmasıdır.  Çünkü  YA muhatabımız İNSAN’dır ve biz İnsana, İnsan ol diyerek KOMİK duruma düşmekteyiz.  Ya da  İNSANIMSI’dır, anlaşılayacağını sanan zavallı bir DÜŞÜNME FAKİRİYİZ..

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
1934 doğumlu Modern Yönetim ve İnsan Mühendisliği Uzmanı Avukat .Ergun Zoga, Ank. Üni. Hukuk Fak. mezunu olup ABD'de Pittsburgh Üniversitesi Graduate School of Public and International Affairs Administrative Management Ins. ile ARMY Management Agency’de organızasyon metod (o&m) ve insan mühendıslığı (human engineering) konularında ileri mesleki eğitimini tamamladı. Kamu Sektörü İdari Reform Çalışmalarındaki hizmeti nedeni ile Amerikan Büyük Elçiliği Üstün Başarı Takdirnamesi (1965) ; 6. Türkiye Bilgisayar Kongresi’nde en iyi bildiri sahibi olarak Birincilik Ödülü (1989); Lions olmamasına rağmen Eğitim ve iletişim hizmetleri nedeni ile Uluslararası Direktör takdirnamesi (l994) ve 8.Dönem Plan hazırlık çalışmalarındaki katkısı nedeni ile DPT teşekkür ve takdir belgesi (2000) aldı. TODAİE, T.Hv.K.K.’lığı Esk. İkm; İst.Kköy Maarif Koleji, İst, İTİA Yönetim Bilimleri Ens.; İ.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesi Yüksek Lisans ; Marmara Çağdaş Bilimler Vakfı Yönetim Teknikleri Pre MBA, İst. Tic. Üni.Lisans üstü. Kavram MeslekYük.Okulu programlarında öğretim görevlisi olarak çalışan Ergun Zoga, İçişleri Bakanlığı Meslek Kurslarında ve Boğaziçi, Yıldız Teknık Üni.lerinin çeşitli sertifika programlarında da görev almıştır. Yönetim alanında (NİÇİN EĞİTİM) adlı ilk Türk dokümanter filmini hazırlamış bulunan Ergun Zoga’nın basılmış İdarecilik ve sanatı (üç bası); Beşeri İlişkiler; İnsanımsılıktan Kurtuluş (dört basım) adlı kitapları ile çeşitli makaleleri mevcuttur. Nüfus kâğıtlarının bugünkü şekline dönüşmesinin ilk araştırmasını yapan; Biyoritm Tekniğinin çalışma hayatımızda ilk kez uygulanmasını sağlayan ve Mr. Tony Lanza’nın çalışma grubunda Milli klavyenin (F klavyesi) Standardizasyonu çalışmalarına katılmış bulunan Ergun Zoga konuşmacı, emeklilik nedeniyle ayrıldığı 01.06.1979 tarihine kadar Sevk ve İdare Geliştirme Merkezinde Uzman, Gn Md.Yrd ve Genel Müdür olarak 11 yıl görev yaptı. Ayrıca Koç Holding Eğitim ve Geliştirme Merkezi Kogem’in ve Azerbaycan’da Ataakademi'nin kurucusudur.