btbilgi

Hangi yaşta olursa olsun her yetişkinin içinde mutlaka bir çocuk yatar. Aslında hepimiz, içimizdeki özgür çocuğun izni dışında şekillendirilmiş sanal bir profiliyiz. Ama ne yazık ki o çocuk, kendisine ezberletilir gibi öğretilenlerin ya da etkilenerek öğrendiklerinin oluşturduğu kafa yapısı ile kuşku duymadan ve sorgulama yapmadan hayata bakmak zorunda kalan bir mahkûmdur ve bu mahkûmiyeti istisnasız bütün yaşamı boyunca devam edecektir.

Çevremiz; eğitimine, tecrübesine, unvanına ve pozisyonuna tutsak olduğu için özgürce düşünüp düşünemediğini bilmeyen, bilmek ihtiyacını da hissetmediği halde düşünce üretip kendini doğru ve haklı zanneden bireylerle doludur. Ancak onların da hepsi birer kukladır. Çünkü onlar da; beyinlerini, menfaat ve ihtiraslarından bağımsız olarak özgürce düşünebilecek hale getirememişlerdir. Dolayısıyla düşünürken, davranırken, ihtirasa dönüşerek doğallığını yitirmiş menfaatlerinin ya da başkalarınca şekillendirilmiş kafa yapı ve görüş açılarının dışına çıkamadıklarının farkına varamazlar…

Yaşamak; bir defa başlayıp ve mutlaka sonlanacak bir ‘TÜKENEN VAR OLUŞ’ hadisesidir. Var olmayı ve sonrasını irdelemek, uzmanları varken bize düşmez ama kabaca da olsa “Düşünmenin ve yöntemlerinin öğretilmediği sürece hayatın, acının da tatlının da, sevginin de sevgisizliğin de, sadakatin de sadakatsizliğin de yaşanılan İKİLEMLER SÜRECİ olduğu anlaşılamayacaktır” değerlemesi pek de yanlış olmaz.

Dolayısıyla bunlardan birinin içinde yaşanırken diğer alternatifi düşünmeyi akıl edemeyen insana, onu hatırlatmanın sadece sosyal ya da dinsel boyuttaki inanç ve ölçütlerle mümkün
olacağını zannetmek gülünç bir safdillik olur. Çünkü doğuşta hemen hemen her şeyleri ile birbirlerinin aynı olan insanları, yaşamları boyunca baskı altında tutan din, milliyet, ırkî
özellikler ve yaşamsal koşullar acımasızca birbirlerinden farklı hale getirirken korkunç tecavüze uğrayan; et benzeri bir organ olan ‘BEYİN’dir.

Bilinmez ki, bu et parçası, hayvanlarda sadece bilinç dışı kaynaklı güdülerin etkisinde organlara emirler verirken, bu görevi insan kılığındaki canlılarda hem biyolojik (hormonal),
hem psikolojik (menfaat,ihtiras, hırs, kin vb.), hem de Sosyolojik (öğretilmişler) güdülerin etkisi doğrultusunda yerine getirmektedir.

Dolayısıyla hayvanlar doğaları gereği sadece tek merkezin etkisindeki beyinle yönlendirilirken, insan kılığındaki canlılar, yukarıda sayılan üç merkezin güdümündeki beyin ile hayatlarını yönlendirmektedir. Zaten felâket de burada yoğunlaşmaktadır. Hele Düşünme ve yöntemleri öğretilmemişse ve ihtiras denen hain de işe karışıyorsa….

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
1934 doğumlu Modern Yönetim ve İnsan Mühendisliği Uzmanı Avukat .Ergun Zoga, Ank. Üni. Hukuk Fak. mezunu olup ABD'de Pittsburgh Üniversitesi Graduate School of Public and International Affairs Administrative Management Ins. ile ARMY Management Agency’de organızasyon metod (o&m) ve insan mühendıslığı (human engineering) konularında ileri mesleki eğitimini tamamladı. Kamu Sektörü İdari Reform Çalışmalarındaki hizmeti nedeni ile Amerikan Büyük Elçiliği Üstün Başarı Takdirnamesi (1965) ; 6. Türkiye Bilgisayar Kongresi’nde en iyi bildiri sahibi olarak Birincilik Ödülü (1989); Lions olmamasına rağmen Eğitim ve iletişim hizmetleri nedeni ile Uluslararası Direktör takdirnamesi (l994) ve 8.Dönem Plan hazırlık çalışmalarındaki katkısı nedeni ile DPT teşekkür ve takdir belgesi (2000) aldı. TODAİE, T.Hv.K.K.’lığı Esk. İkm; İst.Kköy Maarif Koleji, İst, İTİA Yönetim Bilimleri Ens.; İ.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesi Yüksek Lisans ; Marmara Çağdaş Bilimler Vakfı Yönetim Teknikleri Pre MBA, İst. Tic. Üni.Lisans üstü. Kavram MeslekYük.Okulu programlarında öğretim görevlisi olarak çalışan Ergun Zoga, İçişleri Bakanlığı Meslek Kurslarında ve Boğaziçi, Yıldız Teknık Üni.lerinin çeşitli sertifika programlarında da görev almıştır. Yönetim alanında (NİÇİN EĞİTİM) adlı ilk Türk dokümanter filmini hazırlamış bulunan Ergun Zoga’nın basılmış İdarecilik ve sanatı (üç bası); Beşeri İlişkiler; İnsanımsılıktan Kurtuluş (dört basım) adlı kitapları ile çeşitli makaleleri mevcuttur. Nüfus kâğıtlarının bugünkü şekline dönüşmesinin ilk araştırmasını yapan; Biyoritm Tekniğinin çalışma hayatımızda ilk kez uygulanmasını sağlayan ve Mr. Tony Lanza’nın çalışma grubunda Milli klavyenin (F klavyesi) Standardizasyonu çalışmalarına katılmış bulunan Ergun Zoga konuşmacı, emeklilik nedeniyle ayrıldığı 01.06.1979 tarihine kadar Sevk ve İdare Geliştirme Merkezinde Uzman, Gn Md.Yrd ve Genel Müdür olarak 11 yıl görev yaptı. Ayrıca Koç Holding Eğitim ve Geliştirme Merkezi Kogem’in ve Azerbaycan’da Ataakademi'nin kurucusudur.