btbilgi

Kara delikler evrende görebileceğiniz en ilginç oluşumlardan biri. Halen hakkında çok fazla bilgiye sahip olmadığımız karadelikler, ışık dahil her türlü kütleyi örneğin gezegenleri, yıldızları yutan yapılar. Karadeliğin merkezini oluşturan kütle çekim alanına “tekillik” İngilizce adıyla “singularity” adı veriliyor. İşte bu tekillik, evreni tanımlamak için kullandığımız kuantum fiziğinin yani zamanın durduğu, ne olduğunu bilemediğimiz ya da tanımlayamadığımız bir nokta. 

silikon vadisi_ Ahmet TokuzBu yazıda kuantum fiziği ve karadeliklerden bahsetmeyeceğiz.  Benzer şekilde olası bir teknolojik tekillik ve onun şu anki insanlığa ve medeniyete olan olası etkileri konusunda beyin fırtınası yapacağız.

Teknolojik tekillik (Technological Singularity) aslında son zamanlarda üzerinde haylice konuşulan konulardan biri. Kısacası teknolojik tekillik, gelecekte çok yakın bir zamanda insan zekasının çok üstünde bir yapay zekanın, insanlar ve şu anki medeniyet üzerindeki etkisinin bilinemeyeceği ya da tahmin edilemeyeceği bir noktayı tanımlıyor. Şu anki tahminlerde o noktaya varış için biçilen ömür ise 25- 30 yıl.

Gelecek kahinleri arasında sayılan Elon Musk, Stephen Hawking ve Raymond Kurzweil gibi isimler, 2030 yılına doğru yapay zekaya sahip makinelerin “şuur” ya da diğer anlatımıyla kendi varlığının farkındalığına ulaşacağını tahmin ediyor.

Bunun hem iyi hem kötü yanları var. Örneğin yukarıda ismini saydığımız ünlü isimlerle birlikte bir çok araştırmacı, yapay zekanın çok yakın bir süre içinde dünyadaki açlık ve hastalıkları ortadan kaldıracağını iddia eden bir açık mektubun altına 2015 yılında imzalarını attılar. http://futureoflife.org/ai-open-letter/

Kurzweil’in teknolojik tekillik üzerine yazdığı kitapda, 2030 yılından sonra insanların tüm hafızasını makinelere yükleyebilme ihtimalinden bahsediliyor. Elon Musk bunu bir adım öteye taşıyarak, insanların yapay zeka yazılımlarını taşıyan “evcil hayvanlar” gibi olacağı bir gelecek ihtimalinden söz ediyor. Kurzweil kitabın sonralarına doğru insanlığın akıllı makineler karşısında savaşı tamamen kaybedip dinozorlar gibi tamamıyla yok olması kehanetinde de bulunuyor.

Bu kehanetler aslında kendi içerisinde tutarlılığı olan, çok da saçma fikirler değil. Şöyle bir durup çok uzak olmayan bir geçmişe baktığımızda makinelerdeki bilgi işlem gücünün çok hızlı bir şekilde arttığını görebilirsiniz. 1990 yıllarda kullandığımız bilgisayarların 200-300 kat daha hızlılarına şu an herkes ulaşabilir durumda.  

Bu gelişimi Moore kanunuyla açıklıyoruz. Yani her yıl bir önceki yıla göre 2 kat  daha hızlı işlemciler geliştirildi. Genelleme yaparsak, insanlık tarihi boyunca teknoloji, logaritmik bir şekilde gelişim gösterdi. Teknolojik bir alandaki kazanımlar artıkça, diğer yeni kazanımlara ulaşım hızlanarak artıyor.

Teknolojideki bilgi işlem kapasitesindeki artış öyle hızlı bir noktaya gelebilir ki, şu anki insan zekasının üstünde bilgi işleme sahip makinelere sahip olabiliriz. Kurzweil, Musk, Hawking ve çoğu yapay zeka alanında çalışan araştırmacı bu noktaya gelinebileceğine inanıyor. İddiaya göre teknolojide gelişim hızına bakarak, 2045 yıllarına doğru kendi varlığının da, farkında olan insandan üstün bir makine doğacak.

tekillik

İnsanı insan yapan sırf analitik zekası mı?

Evet teknolojik anlamdaki gelişmelere baktığımızda çok daha hızlı bilgisayarlara ulaşabileceğimiz bir geleceğin çok yakında olduğunu görebilirsiniz. Hatta şu an mevcut bilgisayarın bile konusundaki en iyi satranç ya da Go oyuncularını yendiğini görüyoruz.

Yapay zeka uzmanları şu an için insan zekasının bir kaç noktası üzerine yoğunlaşıyor. Örneğin insanların yeni bir şey öğrenebilme, duygularını anlatabilme ya da analitik problemleri çözme gibi yeteneklerini makinelere öğretmeye çalışıyorlar. Fakat bu zekanın bir çok tanımından sadece bir tanesi. Psikologlara göre insan zekası, ‘bulunduğu ortama ayak uydurarak evrilebilme yeteneğine sahip olmak’ olarak tanımlanır. Zekanın evrensel olarak kabul edilen tek bir tanımı yok, insan beyni ve akılla uğraşan her bir bilim dalının farklı bir tanımı bulunuyor.

Kısacası, insan zekasını sadece önündeki problemleri çözmeye indirgeyemeyiz. Bunun bir de psikolojik, sanatsal ve felsefik açılımı var. Zekanın bu taraflarını anlama noktasında ise henüz oldukça geri durumdayız.

Microsoft’un kurucu ortaklarından Paul Allen 2011 yılında yazdığı bir yazıda, teknolojik tekillik noktasına ulaşmak için günümüz yazılımlarını daha hızlı çalıştırmanın yeterli olmayacağını, daha akıllı ve farklı yazılımların gerekeceğini savundu. Bu yeni tür yazılımların geliştirilmesi ancak, insanların bir şeyi anlama yetisinin bilimsel olarak tam anlaşılmasıyla mümkün olabilecek.

Beyin mi akıl mı?

Beyin ve Akıl aslında iki farklı kavram. İlerde teknolojik gelişmelerin de yardımıyla oldukça karmaşık yapıya sahip olan insan beyni benzeri yapay bir beyni yapabiliriz. Fakat insanı insan yapan beyinde bulunan nöron sayısı ya da nöronların ne kadar hızlı çalıştığı değil, bir şuura yani kendi farkındalığına sahip  olmasıdır.

İlerde yapılabilecek olan bu yapay beynin bir şuura sahip olabileceği, halen şuurun tam olarak ne olduğunu bilmediğimizi gerçeğini hesaba katarsak çok zor bir ihtimal gibi görünüyor.

Bir diğer nokta ise insan pratik zekası ve yaratıcılığı. Mozart ya da Beethoven’in eserleri gibi, ilhamla gelen yaratıcılığa sahip sanatsal eserler koyabilecek bir yapay zekaya ne kadar yakınız. İlhamı yapay zekaya nasıl tanıtacağız? Bu sorunun cevabının henüz bulunabildiğini sanmıyorum.

Yaratıcılık yapay zeka araştırmacılarının önündeki çözülmesi gereken zor bir problem. Ondan da zoru, makinelere kendi varlığının farkındalığını anlatabilmek. Şu an insanlardan çok daha hızlı ve iyi bir şekilde durum analizi yapan yapay zekadan, yeni şeyler yaratması ya da hayal etmesi için beklemek için henüz erken. Teknolojik tekillik tarihi olarak verilen 2045 yılına kadar bu problemlerin çözülmesi aslında çok da mümkün görünmüyor.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
1973 yılında İstanbul’da doğdu. 1995 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği programını bitirdi, aynı yıl aynı bölümde master programına kabul edildi. BTHaber dergisinde teknoloji editörü olarak görev yaptı. 1998 yılında ABD’nin Los Angeles şehrindeki Güney Kaliforniya Üniversitesi (USC) Bilgisayar Mühendisliğine bölümüne başladı. 2000 yılında master derecesini alarak Silikon Vadisi'nde Sun Microsystems şirketinde mühendis olarak çalışma hayatına başladı. 2004 yılından beri AMD şirketinde çalışıyor, 2010 yılından beri de, aynı şirket de mühendis yönetici olarak görev yapıyor.