btbilgi

IBM araştırma laboratuvarı tarafından hazırlanan bu beş öngörünün yer aldığı liste beş senelik zaman dilimi için insanların çalışma, yaşama ve etkileşim kurmma biçimlerini değiştirme potansiyeline sahip yenilikçi gelişmeleri içeriyor. IBM 5 öngörüsünü kısaca şöyle aktarıyor;

  • Yapay zekâ sayesinde sözcüklerimiz zihinsel sağlığımıza açılan bir pencere haline gelecek
  • Hiper görüntüleme ile yapay zekâ, bir süper kahraman gibi görme becerisi kazandıracak
  • Makroskoplar dünyanın karmaşıklığını sonsuz ayrıntı düzeyi ile anlamamıza yardımcı olacak
  • Tıp laboratuvarları bir çip üzerinden hastalıkların nano ölçekte takip edilmesi için sağlık dedektifleri olarak hizmet verecek
  • Akıllı sensörler çevre kirliliğini ışık hızında saptayacak

IBM Research makroskobik düzeyden nano ölçeğe kadar dünyamızda görünmez olan şeyleri görünür hale getirmek üzere tasarlanmış fiziksel aygıtlar, gelişmiş yazılım araçları gibi araştırdığı yeni bilimsel cihazlar ile bu çalışmalarını sürdürüyor.

IBM Research Bilim ve Çözümler Başkan Yardımcısı Dario Gil, konuyla ilgili “Yapay zekâ ve nano teknoloji alanlarındaki gelişmelerle, şu anda dünyamızın çıplak gözle görülemeyen karmaşık sistemlerini gelecek beş yıl içinde görünür hale getirecek yeni nesil bilimsel cihazlar icat etmeyi hedefliyoruz” şeklinde önümüzdeki beş sene içinde IBM’in üzerinde duracağı alanlara işaret ediyor.

IBM Research’in yenilikçilik alanları arasında tarım’da modernizasyon’dan enerji verimliliğini artırmaya, zararlı çevre kirliliğini saptamaktan fiziksel ve zihinsel sağlığın ileri yaşlara kadar korunmasına kadar pek çok konu yer alıyor.

İşte gelecek 5 yıl içinde görünmez olanı görünür hale getirecek beş bilimsel inovasyon:

Yapay zekâ sözcüklerimizden akıl sağlığımızı ölçümleyecek
Küresel ölçekte, zihinsel hastalıkları tedavinin maliyeti şeker hastalığının, solunum bozukluklarının ve kanserin toplam maliyetinden daha yüksek. Zihinsel hastalıkların yalnızca ABD için oluşturduğu ekonomik yük, yılda trilyonlarca dolara ulaşıyor. 

Beynin kara kutu olduğundan yola çıkarak dış dünya ile iletişim kuran konuşmanın bu kutunun anahtarı olduğu düşünülüyor. Gelecek beş yıl içinde, insanların söyledikleri ve yazdıklarının zihinsel sağlık ve fiziksel esenliğin göstergesi olarak değerlendirilecek. Konuşmamızda ve yazılarımızda yer alan kalıplar yeni  kognitif sistemler ile analiz edilerek erken aşamadaki zihinsel ve nörolojik hastalıklar işaret edilecek. Doktor ve hastaların teşhiste kolaylık sağlaması, izlenmesine yardımcı olması hedeflenecek. Günümüzde, doktorların bir kullanıcıdaki psikoz olasılığını tahmin etmesi için 300 civarında sözcüğün yeterli olduğu söyleniyor.

Gelecekte; Parkinson, Alzheimer, Huntington, travma sonrası stres bozukluğu ve otizm, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu gibi davranış bozuklukları bulunan kişilere yardımcı olmak için benzer yöntemlerin kullanılabileceği öngörüler arasında yer alıyor.

Hiper görüntüleme ile yapay zekâ,  görme becerisinde süper yeteneklere gebe
Elektromanyetik spektrumun yüzde 99,9’undan fazlası çıplak gözle görülemez. Son 100 yılda, bilim insanları enerjiyi farklı dalga boylarında yayan ve algılayan cihazlar üretti. Günümüzde, insan vücudunun tıbbi görüntülerini almak, dişlerdeki çürükleri görmek, havalimanında çanta kontrol etmek ya da sisli havada bir uçağın iniş yapabilmesini sağlamak için bunlardan bazıları kullanılıyor. Ancak, bunlar çok özel ve pahalı cihazlar ve elektromanyetik spektrumun yalnızca belirli aralıklarını görüyor.

Hiper görüntüleme teknolojisi ile yapay zekâlı yeni görüntüleme cihazları bilinemeyecek ya da görülemeyecek potansiyel tehdit ve fırsatları açığa çıkarmak için kullanılacak. Elektromanyetik spektrumun çok sayıda bandını birleştirip görülebilir ışığın ötesini görmemize yardımcı olacak aygıtların taşınabilir, düşük maliyetli, erişilebilir olması gündelik hayatımızda süper kahraman yeteneklerini deneyimletecek.

Bu teknoloji sayesinde, çevredeki görünmez ya da çok az görülebilen fiziksel olayların görülebilmesi, sürücülerin ve sürücüsüz otomobillerin yol ve trafik koşullarını daha net olarak algılaması mümkün olabilir.

Hiper görüntüleme teknolojisi; milimetrik dalga görüntüleme ile kamera ve başka sensörler kullanarak bir otomobilin sisli ya da yağmurlu havalarda görebilmesini kolaylaştırabilir. Gizli buzlanma gibi tehlikeli ya da görülmesi zor olan yol koşullarını saptanması, yolun ilerisinde bir nesne olduğunu farketmesi, bu nesnenin uzaklığını ve boyutlarını söylemesine yardımcı olabilir.

Kognitif bilişim teknolojileri, bu verilere ilişkin olarak mantık yürütecek ve devrilmiş bir çöp bidonunu, yoldan geçen bir geyiği ya da lastiğin patlamasına neden olabilecek bir çukuru fark edebilecek. Telefonlarda yerleşik hale gelecek bu teknolojiler ile besin değeri ya da güvenli olup olmadığını anlamak için yiyeceklerin görüntüler alınabilecek.

Bir ilacın ya da banka çekinin hiper görüntüsü, hangisinin sahte ve hangisinin gerçek olduğunu söyleyebilecek. Bugüne kadar insan algısının ötesinde olan şeyler artık görünür hale gelebilecek.

IBM’in bilim insanları şu anda, potansiyel olarak sayısız pratik ve düşük maliyetli aygıta ve uygulamaya olanak sağlayabilmek için tek platform üzerinde, elektromanyetik spektrumun farklı aralıklarında “görebilen” küçük bir hiper görüntüleme platformu oluşturuyor.

Makroskoplarla dünyanın karmaşıklığını sonsuz ayrıntı düzeyinde anlama
Günümüzde fiziksel dünya, insanlara birbiriyle bağlantılı ve karmaşık ekosistemin yalnızca küçük bir kısmını gösteriyor. Bir veri uzmanının toplanan verilerin ne söylemeye çalıştığını analiz etmek ve anlamak yerine zamanının yüzde 80’ini verileri temizlemekle geçirdiği tahmin ediliyor.

Nesnelerin İnterneti sayesinde, buzdolaplarından ampullere, nabız monitörlerinden insansız hava araçları, kameralar, uydular ve teleskop dizileri gibi uzak sensörlere kadar milyonlarca bağlantılı nesneden yeni veri kaynakları elde ediliyor. Hâlihazırda her ay onlarca exabayt boyutunda veri üreten altı milyardan fazla bağlantılı aygıt bulunuyor ve bu sayı her yıl yüzde 30’un üzerinde artıyor.

Beş yıl içerisinde, milyarlarca aygıt tarafından toplanan geniş kapsamlı ve karmaşık verilerin görülüp, anlaşılabileceği hale gelmesi için, fiziksel dünyanın bilgilerini düzenlemeye yardımcı olacak bilgisayar, öğrenme algoritmaları ve yazılımlar kullanılmaya başlanacak.

“Makroskop” adı verilen bu makine, çok küçük nesneleri görmeyi sağlayan mikroskobun ya da çok uzakları görmeyi sağlayan teleskobun aksine, dünyanın karmaşık verilerini bir araya getirmeyi ve anlamını analiz etmeyi sağlayan yazılımlardan ve algoritmalardan oluşan bir sistem.

Örneğin yeni nesil çiftçiler, iklime, toprak koşullarına, su seviyelerine ve bunların sulama uygulamalarıyla olan bağlantısına ilişkin verileri birleştirerek, düzenleyerek ve analiz ederek, doğru mahsul tercihlerini, bunları nereye ekeceklerini ve değerli su kaynaklarını korurken optimum rekolteyi nasıl elde edeceklerini belirlemelerine yardımcı olacak öngörülere sahip olabilecek.

Tıpta çiple hastalıklar nano ölçekte takip edilecek 
Hastalıkların erken teşhis edilmesi günümüzde hayati önem taşıyor. Çoğu vakada, hastalık ne kadar erken teşhis edilirse, tedavi edilme ya da iyi bir şekilde kontrol altında tutulma olasılığı o kadar artıyor. Ancak, kanser ve Parkinson gibi hastalıkların saptanması zor olabiliyor ve belirtiler ortaya çıkıncaya kadar vücutta saklanabiliyor.

Bireylerin sağlık durumuna ilişkin bilgiler, salya, gözyaşı, kan, idrar ve ter gibi vücut sıvılarında bulunan çok küçük biyopartiküllerden elde edilebiliyor. Mevcut bilimsel yöntemler, bir saç telinin çapından binlerce kat daha küçük olan bu biyopartiküllerin toplanması ve analiz edilmesi konusunda zorluklarla karşı karşıya.

Gelecek beş yılda yeni tıp laboratuvarları, çip üzerinden nano teknoloji ürünü sağlık dedektifleri olarak hizmet verecek. Vücut sıvılarındaki görünmez ipuçlarını takip edecek ve doktora gitmek için bir neden varsa bunun hemen anlayacak. Normalde bir hastalığın analiz edilmesi için tam donanımlı bir biyokimya laboratuvarında gerçekleştirilmesi gereken tüm işlemlerin tek silikon çipe indirgenmesi amaçlanıyor.

IBM Research bilim insanları DNA’ya, virüslere ve vesiküllere erişim sağlayan ve çapları 20 nanometreye kadar inebilen biyopartikülleri ayırabilen ve izole edebilen nano ölçekli çip üzerinde çalışıyor. Bu partiküller, henüz belirtiler ortaya çıkmadan önce hastalığı taşıdığımızı belirlemek için analiz edilebilir.

Akıllı sensörler çevre kirliliğini ışık hızında saptayacak
Çevreyi kirleten çoğu madde, etkileri göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaşıncaya kadar çıplak gözle görülemiyor. Örneğin doğal gazın ana bileşeni olan metan, genellikle temiz bir enerji kaynağı olarak kabul ediliyor. Ancak metanın kullanılmadan önce havaya karışması, Dünya atmosferinin ısınmasına neden olabiliyor. Metan gazının karbondioksit (CO2) ardından
küresel ısınmaya en fazla katkıda bulunan ikinci madde olduğu tahmin ediliyor.

ABD’de, petrol ve gaz sistemlerinin emisyonları, atmosferde bulunan metan gazının en büyük endüstriyel kaynağı. ABD Çevre Koruma Kurumu (EPA), 2014 yılında doğal gaz sistemlerinden sızan metan gazının 9 milyon tondan fazla olduğunu tahmin ediyor. 100 yıllık dönemde açığa çıkan CO2’ye eşdeğer olarak ölçüldüğünde, ABD’deki tüm demir ve çelik, çimento ve alüminyum imalat tesislerinin toplamından daha fazla sera gazı emisyonunu ifade ediyor.

Gelecek beş yılda, doğal gaz sondaj kuyularının, depolama tesislerinin ve dağıtım boru hatlarının yakınına yerleştirilecek yeni, düşük maliyetli algılama teknolojileri, sektörün görünmez sızıntıları gerçek zamanlı olarak saptamasına olanak sağlayacak.

Kablosuz olarak buluta bağlanan Nesnelerin İnterneti Sensörleri’nden oluşan ağlar, geniş çaplı doğal gaz altyapısını sürekli olarak izleyerek, gaz sızıntılarının haftalar yerine dakikalar içinde bulunmasına olanak sağlarken, çevre kirliliğini, israf ve yıkıcı olayların gerçekleşme olasılığını azaltacak.

IBM’deki bilim insanları, bu vizyon üzerinde çalışıyor ve bir akıllı metan izleme sisteminin geliştirilmesi amacıyla, ARPA-E Düşüş Sağlamaya Yönelik Yenilikçi Teknoloji İle Metan Gözlem Ağları (MONITOR) programı kapsamında Southwestern Energy gibi doğal gaz üreticileriyle işbirliği yapıyor.

IBM’in araştırmasının odak noktasını, veriyi ışık aracılığıyla aktararak kelimenin tam anlamıyla ışık hızında bilişime olanak sağlayan yeni bir teknoloji olan silikon fotoniği oluşturuyor.

Çipler, topraktaki ya da altyapı içerisindeki bir sensör ağında yerleşik hale getirilebiliyor ve drone vasıtası ile kullanılabiliyor. Bu şekilde, gerçek zamanlı rüzgâr, uydu verileri gibi geçmişe dönük kaynaklar birleştirilerek, çevreyi kirleten maddelerin kaynak ve miktarının ortaya çıktığı anda saptanması için karmaşık çevresel modeller oluşturulması amacıyla kullanılabiliyor.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
xTRlarge, Türkiye'nin (TR) üretici ve yenilikçi potansiyelini sergilemek; farklı bakış açılarını, yeni tarzları, x sayıda yeni değeri, girişimi, fikri yansıtmak; teknolojiden doğaya, iş yönetiminden tasarıma, insana dair faaliyetlerin en geniş ufkunu sizlerle mümkün olduğu kadar geniş 'large" paylaşabilmek için yola çıktı. Geleceğe inancı olanlarla birlikte mesafe katetmeyi planlıyor.