btbilgi

Çağımızın salgını üç ölümcül hastalığı karbonhidrat metabolizma bozukluğu ve insülin direnci, hipertansiyon, lipid bozukluğu…Her birinin etkisi ile toplumda giderek artan sayıda kalp damar ve beyin damar hastası. Bu makalemizde Kırmızı şarap ve dolaşım sistemi üzerine etkilerinden bahsedeceğiz.

Metabolik sendrom (MS), birden fazla kardiyovasküler riskin biraraya geldiği hastalıklar grubudur. MS’un başlıca bileşenleri kan şeker yüksekliği, hipertansiyon, lipid bozukluğu, obesite ve pıhtılaşmaya eğilim olarak sıralanır. Esas sorun, hedef dokuların insülinin uyardığı glukoz kullanımına direncidir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 1998 yılında metabolik sendromu, diyabet, bozul­muş açlık glikozu, bozulmuş glikoz toleransı veya insülin direnci ile birlikte, hiper­tansiyon, hiperlipidemi, santral obezite ve mikroalbuminüriden en az ikisinin olması olarak tanımladı
Ulusal Kolesterol Eğitim Programı [Na­tional Cholesterol Education Program (NCEP)] Uzman Paneli, 2001 yılında yetiş­kinlerde yüksek kan kolesterolü tespiti, değerlendirme ve tedavisi raporunu (ATP III) hazırladı . Bu raporda, metabolik sendrom tanısı için tabloda belirtilen beş kriterden üçünün varlığının yeterli olduğu bildirildi (Tablo- 1) .

 Tablo 1. ATP III metabolik sendrom          tanı   kriterleri*
   Risk faktörü    Tanım
   Abdominal obezite (bel çevresi)
   Erkek    > 102 cm
   Kadın   >88cm
  Trigliserid   > 150 mg/dl
  HDL
  Erkek   < 40 mg/dl
  Kadın  < 50 mg/dl
   Kan basıncı   > 130/85 mmhg
  Açlık plazma glikozu  110-125 mg/dl
   *  Beş kriterden en az üçü sağlanmalıdır.

 

Berlin’de IDF’in sunduğu bildiride metabolik sendrom için belirlenen bel çevresi ve glikoz değerlerinde değişiklik olmuştur. Bel çevresi erkekler için 94 cm, kadınlar için 80 cm ve kan şeker yüksekliği için sınır 100 mg/dl olarak belirlenmiştir. Metabolik sendromun etyolojisi üç kategoride ince­lenebilir: Obezite ve yağ dokusu bozuklukları, insülin direnci ve bağımsız faktörler (vasküler, hepatik ve im­münolojik kökenli moleküller gibi)(1). Son epidemiyolojik çalışmalarda artmış bel çevresi ile adominal obesitenin mortalite ve morbidite artışı ile beraber olduğu gösterilmiştir.

 

Şekil-1: İnsülin direnci ve ilişkili bozukluklar

İnsülin direncinde Kırmızı Şarap alanlar daha kolay kilo verebiliyor

Farklı derecede obesitesi olan hastalar (insülin direnci ve hiperinsülinemisi olan hastalar) üzerinde yapılan bir çalışmada kırmızı şarap alan hastalarda kilo kaybının almayanlara göre daha hızlı ve fazla miktarda olduğu saptanmıştır (1) . Diğer çalışmada hafif ve daha az kırmızı şarap alan hastalar nonalkolik steatohepatitin (insülin direnci ve bozulmuş glikoz toleransı ile sık olarak beraber bulunan bir durum) düşük bir riskine sahip oldukları görülmüştür. İnsülin direncindeki düşme kırmızı şarap alınmasıyla ilişkili olabilir.

Ilımlı şarap alımı kalp ve damar hastalıkları ölümlerini azaltır mı?

Ilımlı kırmızı şarap alımının kalp damar hastalıklarından dolayı ölüm riskini azalttığına dair bilgiler gittikçe artmaktadır. Benzer sonuçlar günde iki bardak gibi miktardan daha fazlasının ise kalp damar hastalıklardan dolayı olan mortaliteyi artırması olarak gösterilmiştir. Kırmızı şarabın sık olarak meydana getirdiği olası kardiyak etkiler alkol ile uyarılmış kardiyomyopatidir, ritm bozukluğu ve hipertansif kalp hastalığıdır. Yarar ve zararlı etkilerinin kombinasyonu mortalitede U benzeri eğriye neden olur. Alkol HDL subfraksiyonlarında yükselme ve belki de antitrombotik etki yapıyor olabilir. Burada şarap özellikle kırmızı şarap önerilmektedir ki diğer alkol kullanıcılarından daha çok koruyucudur. Bununla beraber diğer risk faktörlerinin yeterince kontrolü çok zordur (yaşam stili, iyi bir kardiyovasküler risk profili, iyi eğitim, sigara içmeme gibi). 20 ülkede vaka-kontrol, prospektif kohort çalışmalarında ve arteriogarfik çalışmalarda ve hayvan çalışmalarında KVD-alkol tüketimi ile ilgili çalışmalar yapılmıştır.

Yine de kontrollü yeterince veri yoktur. Belki de alkolun bu faydalarını açıklayacak başka diğer faktörler olabilir (2).  Ilımlı ve orta alkol tüketimi beyin felci ve koroner arter hastalığından ölüm hızını azaltır. Bu yararlı etkiler farklı miktarda etanol alan içicilerde görülmüştür. Kabul edilen koruyucu etkisi HDL’i artırmasından ve polifenolik komponentlerin antioksidan etkilerinden kaynaklanmasıdır. Sonuç olarak alkol trombositlerin(kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücreler) birleşmesi, tıkaçların parçalanması ve diğer pıhtılaşma paramatreleri üzerine olumlu etkileri vardır. Bununla beraber bu bilgiler spekülatif kalmaktadır ve bir bardak veya iki bardak alkolun etkisini açıklayacak güvenli veriler için daha geniş çaplı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır(3).

Ilımlı şarap tüketiminde kalp ve damar hastalıklarını azalmasındaki sır ne?

Alkol almayan yaşlı yetişkinlere göre her hafta 1-6 kez içenlerde şah damar kireçlenmesinde azalma olurken 14 ve daha fazla kez bardak içenlerde artış saptanmıştır. Ilımlı kırmızı şarap alımı özellikle yaşlı insanlarda düşük koroner mortalite ile beraberdir. Kalp damar hastalığı ile ılımlı şarap içme arasındaki ters ilişki hala bilinmemektedir. Deneysel çalışmalarda kırmızı şarab alımı HDL’i artırıp fibrinojen ve inflamatuvar sitokinlerin seviyesini düşürmektedir.

Bununla beraber sadece birkaç çalışmada kırmızı şarap alımını primer olarak aterosklerozisle ilişkili olarak değerlendirmek üzere yapılmıştır. Alkol alımı ve KVD ile çelişkili sonuçlar veren birkaç çalışma vardır. ARIC (Atherosclerosis Risk in Communities) çalışmasında alkol tüketimi ile karotis aterosklerozisi arasında bir ilişki saptanmamıştır. Bruneck çalışmasında alkol tüketimi ile karotis aterosklerozisi arasında J-şeklinde bir ilişki saptamıştır (ağır biçimde içenlerde yüksek aterosklerozis, ılımlı içenlerde ise düşük seviyeli aterosklerozis olması)(4).

Kırmızı şarap total kolesterol ve trigliserid konsantrasyonlarını da artırmıştır(5).  Epidemiyolojik çalışmalar alkol ve şarap alımı ile koroner arter hastalığından dolayı mortalite ve morbiditeyle ters ilişkilidir. Bu koruyucu etki plazma HDL artışı ile ilgilidir ve HDL artışı koroner arter hastalığı ile ters ilişkilidir. Ek olarak farklı mekanizmalarla trombositler koroner arter hastalığı ve aterosklerozise katkıda bulunabilir. Son çalışmalar alkol alanların koruyucu etkisinin sadece yüzde 50’i HDL kolesterol seviyeleri ile ilgili gösterilmiştir. Diğer yüzde 50’si trombosit aktivitesinin azalmasına bağlı meydana gelmiş olabilir.

Şarabın antitrombositer aktivitesi sadece alkol alımı ile açıklanamaz şarabın içinde bulunan polifenolik komponentlerle meydana geliyor olabilir. Farklı çalışmalar şarap fenoliklerinin hayvan ve insanlarda araşidonik asitden prostanoid sentezini azalttığını göstermektedir. Ek olarak yine şarap fenoliklerinin nitrik oksid aracılığı ile platelet aktivitesini azalttığı gösterilmiştir. Bununla beraber oksidatif strese bağlı olarak platelet oksidasyonu azalmakta ve vitamin E düzeylerini artırmaktadır.

Fenolik flavonoidlerin tüketilmesi koroner arter hastalığından olan meydana gelebilecek mortalite ve morbidite üzerinde azalmayla ilişkilidir (6). Flavanoidlerin farklı türleri çeşitli meyve ve sebzelerde bulunduğu gibi kırmızı şarap ve çayda da bulunmaktadır. Fenolik flavonoidler özellikle LDL oksidasyonu üzerine antioksidan olarak görev almaktadır ve onlar serbest radikallerin oluşmasını engelleyici özellik taşırlar.  Flavanoidlerin antioksidan etkisi onların kimyasal yapılarıyla ilgilidir(7). Polifenollerden zengin beslenen insanlarda yeşil-siyah çay , zeytin yağı, licorice kökü, kırmızı şarap, antioksidan etkilerinden dolayı plazma LDL oksidasyonunun oluşmasında bir direnç meydana gelir. “French Paradox”’da düzenli kırmızı şarap alan hastalarda yüksek satüre yağ tüketilmesine rağmen kardiyovasküler olayların gelişmesinde düşük bir insidans vardır(8).

Kırmızı şarap diyetteki polifenollerin büyük bir kaynağıdır ve üç flavanol quercetin, myricetin, flavanol catechin ve epi(gallo)catechin içerirler. LDL’nin oksidatif modifikasyonu erken ateroksleroz gelişiminde önemli rol oynar.

Sağlıklı erkeklerde kırmızı şarap kullanımı renal hastalıklarda azalmayla ilişkilidir. Bazal değerlere göre haftada 7 den daha az sayıda alkol içen bireylerin yüzde 75’de kreatinin yüzde 4 artmıştır ve GFR yüzde 12 azalmıştır. Haftada >=5 içim olanlarda renal fonksiyonlar daha az kırmızı şarab alanlardan daha iyi bulunmuştur. Ilımlı kırmızı şarap alımı kardiyovasküler sistemde olduğu gibi renal fonksiyonlarda da benzer mekanizmalarla etkili oluyor olabilir.

Polifenollerden zengin besinlerin tüketilmesi ile (meyve, sebze, bitkilerden yapılmış içecekler, kakao, çay, kırmızı şarap) vasküler korumada faydalı etkileri olabilir. Aslında epidemiyolojik çalışmalarda polifenoller ile kardiyovasküler hastalıklar arasındaki ilişki gösterilmiştir. Olası mekanizmalar arasında özellikle son yapılan çalışmaların fokusu olarak anjiogenezisin inhibisyonu, kan damarlarının proliferasyon ve migrasyonun önlenmesi gibi birçok mekanizma öne sürülmektedir. İnsan ve hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalardan sonra şu anki elimizdeki veriler bu etkilerden biri veya daha çoğunun polifenoller ile tetiklendiği göstermektedir ve sonuçta vazoprotektif, antiaterojenik, antiangiogenik, antihipertansif, vazorelaksan katkıları olmaktadır.

Şekil-2: Polifenollerin damar çeperindeki ve düz kas hücreleri üzerine olumlu etkileri

Kırmızı şarap faklı flavanoidler içerir bu flavanoidler lipid peroksil radikalleri, superoksid ve hidroksiller ile reaksiyona girerek zincir kırıcı özellikleri ile antioksidan etki gösterirler. Bu etki Fuhrman ve arkadaşları tarafından kırmızı şarapta (beyaz şarapta değil) in vitro olarak lipoproteinlerin oksidasyonu üzetine yararlı etkiler gösterilmiştir (9). Polifenollerin bu antioksidan etkileri  -tocoferolden daha etkindir. Bu fenolik komponentler bakır şelatlanmasıyla değil lipid peroksil radikallerin ortadan kaldırılmasıyla oksidayon inhibe olmaktadır(10-11)

Gelecek sayımızda mutfağımızın ve sofralarımızın bir başka vazgeçilmezi zeytinyağı ve şeker hastalığı üzerine etkilerinden bahsedeceğiz.

Yeni yılda huzur ve barış içinde sağlıcakla kalın..

 

 

Referanslar ;

  1. The IDF consensus worldwide definition of the metabolic syndrome. Berlin, 14 April 2005
  2. John B. Dixon, Maureen E. Dixon and Paul E. O’Brien Alcohol Consumption in the Severely Obese: Relationship with the Metabolic Syndrome. Obesity Research 10:245-252 (2002)
  3. Kannel WB, Ellison RC.Alcohol and coronary heart disease: the evidence for a protective effect. Clin Chim Acta. 1996 Mar 15;246(1-2):59-76.
  4. Schlienger JL. Alcohol and cardiovascular system: mechanisms of the protective effects. Pathol Biol (Paris). 2001 Nov;49(9):764-8.
  5. Kenneth J. Mukamal; Richard A. Kronmal; Murray A. Mittleman; Daniel H. O’Leary; Joseph F. Polak; Mary Cushman; David S. Siscovick. Alcohol Consumption and Carotid Atherosclerosis in Older Adults Arteriosclerosis, Thrombosis, and Vascular Biology. 2003;23:2252
  6. Goldberg DM, Garovic-Kocic V, Diamandis EP, Pace-Asciak CR.Wine: does the colour count? Clin Chim Acta. 1996 Mar 15;246(1-2):183-93.
  7. Hertog MGL, Feskens EJM, Hollman PCH, Katan MB, Kornhout D. Dietary antioxidant flavonoids and risk of coronary heart disease: the Zutphen Elderly Study. Lancet. 1993;342:1007-1011.
  8. Rice-Evans CA, Miller NJ, Paganga G. Structure-antioxidant activity relationships of flavonoids and phenolic acids. Free Radic Biol Med. 1996;20:933-956
  9. Renaud S, de Lorgeril M. Wine alcohol, platelets and the French paradox for coronary heart disease. Lancet. 1992;339:1523-1526
  10. Fuhrman B, Lavy A, Aviram M: Consumption of red wine with meals reduces the susceptibility of human plasma and low-density lipoprotein to lipid peroxidation. Am J Clin Nutr 61: 549–554, 1995
  11. Vincent A. Rifici, phd, Elias M. Stephan, MD, Stephen H. Schneider, MD and Avedis K. Khachadurian, MD. Red Wine Inhibits the Cell-Mediated Oxidation of LDL and HDL.Journal of the American College of Nutrition, Vol. 18, No. 2, 137-143 (1999)

 

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı olan Doç. Dr. Muammer Karadeniz, Ege Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Harvard Üniversitesi, Joslin Diabetes Center’da araştırma görevlisi olarak çalıştı. Muammer Karadeniz'in uluslararası hakemli dergilerde diabet üzerinde yüze yakın makalesi yayınlanmıştır.