btbilgi

Japonya gibi nispeten düşük yüzölçümüne sahip olan ve kültürel açıdan da motosiklet modellerine hep soğuk bakmış bir ülkeden 4 büyük markanın çıkması ilginçtir. Ama aslında Japon markalarının çoğunlukla daha büyük bir endüstriyel yapının parçası olduğunu düşünürsek, üstüne bir de İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika tarafından uygulanan teşvikleri dikkate alırsak, bazı gerçekleri daha iyi anlayabiliriz.

İşin acı tarafı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ve Japonya’ya büyümeleri için hayli teşvik uygulayan ABD, kendi endüstrilerine aynı şekilde yaklaşmamıştı. Bu yüzden de savaş sonrası Amerika, pek çok eski ve köklü şirketin gömüldüğü bir mezarlığa dönüştü. Bunlar arasında motosiklet markaları da vardı.

berker1Ancak aslında Amerikan motosiklet pazarının daralması, Henry Ford’un Model T otomobilini uygun fiyatla pazara sürdüğü gün başlamıştı denebilir. Otomobillerin çalışan sınıfın uzanabileceği fiyatlara çekilmesi, kısa sürede pek çok Amerikan motosiklet şirketinin kepenk indirmesine sebep olacaktı.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında patlayan küresel ekonomik bunalım, Amerikan motosiklet markalarına bir büyük darbe daha vurdu. 1938 yılına gelindiğinde, Amerika’da sadece Harley Davidson ve Indian markaları ayakta kalabilmişti. İşin komik tarafı, aynı dönemde Avrupa motor pazarında işler çok daha iyiydi. Sırf İngiltere’de irili ufaklı 80 marka vardı.

İkinci Dünya Savaşı’nın gelişiyle bu da değişecekti. Avrupa başta olmak üzere, savaşa katılan tüm ülkelerde endüstriyel üretim hızla askeri alana kaydırılmıştı. Sıradan halkın ihtiyaçları arka plana atılmış, eldeki tüm kaynaklar savaşa harcanmaya başlamıştı. İngiliz markalarının büyük kısmı bu dönemin kurbanı oldu. Kalanlar da, savaş sonrası ekonomide ortaya çıkan Mini Cooper gibi otomobillerin ve Japon motosikletlerinin elinde can verecekti.

Harley Davidson, WLA 45 gibi eski teknoloji ama üretimi kolay bir model sayesinde savaş yıllarını atlattı.
Harley Davidson, WLA 45 gibi eski teknoloji ama üretimi kolay bir model sayesinde savaş yıllarını atlattı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde de durum farklı değildi. Savaşa geç giren Amerika, kısa sürede tüm üretimini savaşa kaydırmıştı. Harley Davidson askeri kontratlar alabildiği için üretime devam edebiliyordu. Motosikletten uçak bombasına kadar pek çok ürünü ordu için üreten Harley, bu dönemi sanıldığı gibi kârla kapatmamıştı. Pek çok Amerikan firması gibi Harley de savaşı zar zor ayakta kalarak geçirebilmişti.

Savaş boyunca Amerika’da yeni bir motosiklet ya da otomobil satın almak, eğer devlet tarafından verilmiş yasal bir önceliğiniz yoksa, pek mümkün değildi. Tüm kaynaklar ordunun ihtiyaçlarına yönlendirildiğinden, askeriye için üretim yapmıyorsanız ham madde bulmanız da neredeyse imkansızdı. Indian bunun acısını çekmiş, savaş sonrasında da toparlanamayıp sonunda iflas etmişti.

Bugün ABD pazarında satılan ve yavaştan dünya pazarlarında da boy gösteren Indian, aslında markanın kimbilir kaçıncı diriliş denemesidir! 1990’da Harley Davidson’ın bir kez daha ölümün eşiğinden dönmesi ve yeni bir başarı hikayesi yazması, o dönem pek çok yatırımcıyı heveslendirmişti. Indian gibi pek çok eski markayı diriltmeye çalışan yatırımcılar, çoğunlukla ciddi iflas hikayelerine imza atmaktan öte gidemediler.

Indian 8V
Indian daha 1910’lu yıllarda silindir başına dört sübap kullanılan yarış makineleri üretiyordu.

Bugün ABD pazarında 3 önemli markanın varlığından söz edilebilir. Bir asrı çoktan geride bırakmış olan Harley Davidson, büyük yatırımcı parası sayesinde bu kez gerçekten dirilmiş gibi görünen Indian ve aslında bir savunma sanayi şirketi olan Polaris’in alt markası olan Victory.

Tabii ABD pazarında çalışan ve kimilerinde araç üreticisi lisansı bile bulunan sayısız şirket var aslında. Ancak bunların çoğu yan sanayi parça üretiminden öte geçen isimler değil. Bazılarının çapı bulundukları eyaleti bile aşamıyor. Yine de bir bütün olarak ele alındığında, motosikletlerin ABD ekonomisi içinde çok ciddi bir paya sahip olduğunu görmek zor değil.

Ne var ki milyarlarca dolarlık bir pazar bile, yeni küresel motosiklet markalarının doğmasına tek başına yetmiyor. Otomotiv gibi ağır bir endüstride, canınız isteyince yeni bir marka yaratamayacağınız gerçeği, en büyük ekonomilerde bile değişmiyor.

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
Teknoloji basınında 20 yılı dolduran M. Berker Güngör, Technopat.net internet sitesinin kurucusu ve sahibidir. Rüzgar ve motor sesini gündelik hayatın sıkıntısından sıyrılmak için terapi olarak kullanan Berker, genellikle 120 kilometrenin üstüne pek çıkmayan sakin binici modelinin katıksız temsilcisidir.