btbilgi

Agro turizmin güzel bir örneği Urla Bağ Yolu’nu tanıtarak başladığımız ve Urlice ve Urla Şarapçılık gibi iki güzel lokasyonda mola verdiğimiz yolculuğumuza devam ediyoruz. Üçüncü durağımızda sizi Urla’nın farklı bir ucuna götüreceğiz. Vadiler arasında uzanan ağaçlıklı bir yoldan Seferihisar ve Urla sınırındaki MMG’ye ulaştığınızda buna değdiğini göreceksiniz.

Dürüstçe söylemek gerekirse, ben içimden “Aman tanrım burada böyle bir yer olabilir mi?” dedim. Çünkü sizi geniş bir avluda, güzel bir taş bina karşılıyor. İçeri girdiğinizde ortam rafine bir zevkin eseri olduğunu hissettiriyor. Yazın sıcağı hiç hissetmeyeceğiniz bir terası, kışın arkadaş toplantılarınızı rahatça yapabileceğiniz geniş bir tadım alanı var. Bence en güzeli sizi muhteşem bir aile karşılayacak, çünkü MMG tam anlamıyla bir aile işletmesi.

20160910_122711
Gökçen Güner, Prof. Dr. Emre Metin Güner ve kızları Meltem Güner Atalay.

MMG’nin sahibi Güner Ailesi. MMG adı aileyi oluşturan bireylerin baş harfleri. 4 kişilik ailede harfler tekrarlanınca, kısa kesip akılda da kalsın diye MMG demişler. Ailenin hepsinin burada ayrı emeği var ama baba Emre Metin Güner ve Kızı Meltem Güner Atalay hayatlarını adeta MMG’ye adamışlar. Baba Metin Güner aslında beyin cerrahı ve üstelik bir profesör; ama MMG’nin hikayesini o kadar tutkuyla anlatıyor ki, yaptığı ikinci iş olan şarap üretiminin en az hastaları kadar değerli olduğunu anlıyorsunuz.

Kalecik’ten Dikmen Yıldızı’na
Çocukluğu Ankara’nın 72 km doğusunda, 3 bin 500 nüfuslu Kalecik’te geçen Prof. Dr. E. Metin Güner’in bağcılığa merakı ilkokul yıllarında başlıyor. Kalecik Karası’nın ismini aldığı bir kasabada yaşamak ve bağların içinde büyümek, Metin Bey’i bağlara ve üzüme daha çok yaklaştırıyor. Kalecik Karası’nı bulan, tanıyan ve o üzümden ilk şarabı yapan da Ankara’da Dikmen Şarap Fabrikası.
Anne ve babası öğretmen olan Metin Güner, tayini Ankara’ya çıkan ailesi ile birlikte Ankara’ya gidiyor ve Akagündüz’ün Dikmen Yıldızı’nı yazdığı eve taşınıyorlar. Komşuları da Kalecik Karası şaraplarını ilk kez şarap literatürüne kazandıran, Dikmen Fabrikası’nın sahibi olan aile. Metin Güner’e göre geçirdiği en güzel yıllar. O günleri anlatırken sizinle ama aslında aklı başka bir yerde. Dikmen Şarapları’nın, Güner’in tutkusu olan şarapçılıkta etkisi büyük. Onu etkileyen şaraplardan çok, şarabı yapan aile. Prof.Dr. E. Metin Güner o günleri gözlerinden taşan sevgiye karışan bir hüzünle anlatıyor.

“1917’de ihtilalde Rusya’dan kaçan iki tane Kazan Türkü. Müthiş bir aile. 2 tane çocukları vardı. Çocukları arkadaşlarımız oldu. En iyi dostlarımız. İki ailenin arasında güçlü bir bağ kuruldu.”

20160910_122810“1958’de Menderes döneminde oluşan ekonomik sıkıntı ile Vatan cepheleri kuruldu. Bu dönemde pek çok sektör gibi şarap sektörü de sıkıntı içine girdi. İşte bu dönemde Kavaklıdere Şarap Fabrikası, Vatan Cephesi’ne geçtiğini duyurdu ve Menderes Hükümeti’nden 750 bin lira teşvik aldı. Dikmen’e de “Vatan Cephesi’ne geç, 350 bin lira destek almana biz aracı olacağız” dedi. Rusya’dan kaçan ve siyaset yüzünden çok acılar çeken bu aile, taraf tutmayacaklarını söyleyince çok zor duruma düştü. Bir süre sonra düştükleri zor durumdan çıkamayarak, Dikmen Şaraphanesi’ni satmak zorunda kaldılar. Alıcısı da Kavaklıdere Şarapları oldu.”

“Aile şaraphaneyi satarken, Kavaklıdere ile bir ahlaki anlaşma yaptı. Son derece medeni insanların yapabileceği, son derece ahlaki bir anlaşma. Dikmen Şarapları o dönemde en çok tutulan şaraplar. Ailenin tek isteği Dikmen Şarapları’nın kendi adı altında ticaretini sürdürmesi. Sahtekar değillerdi; onu söylerken istekleri aslında Kalecik Karası bozulmasın, şarapları aynı kaliteyi korusun idi.”

“İstedikleri gibi olmadı. Anlaşmanın aksine Dikmen Şarapları ertesi sene en kötü üzümlerden yapıldı. “Köpek öldüren” cinsten dediğimiz şaraplar Dikmen markası altında şişelendi. Sofra şarabından daha aşağı seviyede bir şarap haline geldi.”

“Şu anda kimse dikmen şaraplarını hatırlamıyor bile. Çok sıkıntı çeken aile Norveç’e taşındı. Sanıyorum ailenin bir ya da iki ferdi var. İzlerini bulmaya çalıştım ama bulamadım. Hem dostlarımı kaybetmiş olmam hem o güzel markanın itibarının sürdürülememiş olması beni çok üzdü.”

Aradan yıllar geçer, kendi mesleğini seçen evlenip çoluk çocuğa karışan Metin Güner ailesi ile birlikte 1979 senesinde tayinle İzmir’e gelir. İzmir’e geldiği ilk 10 sene şehri anlamaya çalışır. Bu dönemde “İzmirli” hayata ayak uydurur. Fakat çocukluğunun güzel günleri hep içindedir, zaman içinde bağlara tutkusu ile toprak satın alır. Bundan sonra içindeki ‘bir şeyin en iyisini yapma’ isteği, “Kalecik Karası”na yapılan haksızlık ve çocukluğunun güzel anıları, şarapçılık tutkusu ile birleşince zaman içinde hobisi, amacı haline gelir.

Prof. Dr. Metin Güner bağcılık ve şarapçılığı 2003’lü yıllardan itibaren bilfiil yapıyor. Önceleri sadece kendi için şarap yapan Güner, yaptığı şarapların takdirle karşılanması üzerine bu işi ticari olarak yapabilmek için çalışmalara başlıyor. 2010’da TAPDK izinleri ile birlikte, MMG Şarapçılık adı altında yaptığı şaraplar daha farklı kitlelere ulaşmaya başlıyor.

Kökleri İyonya’ya dayanan Misket
MMG’nin Bornova Misketi çok ünlü. Fakat bu şaraphane sadece beyaz şarap üretmiyor. Kalecik Karası’nın hüznü ve o günlere olan özlem, farklı şaraplarda can buluyor.

“Bu bağlarda farklı şaraplar üretiyoruz. Kırmızı’da Cabernet Savignon, Merlot, Shiraz,         Mourvedre ve bir de Kara Misketimiz var.  Bir iş yapıyorsanız o işin bilgisine mutlaka erişmeniz gerekir. Burası M.Ö. 8’inci yüzyılda kayda geçen ‘Bornova Muskatı’nın memleketi. Homer’in yazılarında var.  Ben tutup beyaz yapacağım diye yabancı üzüm hiç düşünmedim ve Bornova Muskatı’ndan şarap üretmeye başlamamız da öyle oldu.”

“Çukurda bir bağ var. Bağlar da 3-5 yaşında. tam alacağız, Köylünün biri geldi ‘burayı almayın’ dedi. Baktık, dolaştık, yukarı çıktık. yukarıda kahve içiyoruz. Aynı köylü yanımıza Geldi ‘Hocam siz beni tanımadınız, beni ameliyat etmiştiniz’ , baraj yapılıyor buraya baraj suyunun altında kalacak bu arazi dedi.”

2011 ve 2012 yılında Türkiye’de iki sene üst üste kör tadımda birincilik aldık. Bunu duyunca etrafta “Bornova’ya bir doktor gelmiş, çok güzel şarap yapıyormuş” diye yayılmaya başladı. O sırada sökülmek istenen bağları aldık. Bizim bu bağlardan şarap ürettiğimiz duyulunca, diğer bağlar da sökülmekten kurtuldu.

Dünyaya yayılan Muskat’ın doğduğu topraklar

Yorumlar

btbilgi
1
2
3
PAYLAŞ
TRT'de 1990 yılında başladığı profesyonel iş hayatına, özel sektörde ve özel kanallarda farklı programların yapımcılığı ile devam etti. Milliyet Grubu'nun dergilerinde ve Interpro Grubu yayınlarında yazı işleri müdürlüğü ve editörlük görevleri üstlendi. Avrasya’nın en büyük ticaret platformu "CeBIT Bilişim Eurasia" markasının pazarlama iletişimi faaliyetlerini kurguladı ve yönetti. Farklı sektörlerdeki pek çok marka için iletişim konusunda danışmanlık hizmetleri verdi. Şu anda xTRlarge'ın Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapmaktadır.