btbilgi

Türkiye dünyada 2002 yılından bu yana elektrik ve doğal gazda Çin’den sonra en fazla talep artış hızına sahip ikinci büyük ekonomi. Yapılan projeksiyonlar bu eğilimin orta ve uzun vadede de devam edeceğini gösteriyor. Güneş enerjisinde ev pazarının önünü açma konusunda ise ciddi bir isteksizlik söz konusu…

Ülkemiz artan enerji ihtiyacını son yıllarda geçici çözümler ve kısa vadeli planlarla günü kurtaracak adımlar atarak çözmeye çalıştı. Kısa vadede çözüm gibi görünen farklı yöntemlerle elektrik üretirken standartlar ve denetimsizlik bir kere daha sorgulandı. Tüketilen doğal kaynaklar, çevreye verilen tahribat ve sürdürülebilir olmayan yatırımlar yeni sürdürülebilir enerji kaynaklarına olan geçişi de hızlandırdı.

Dışişleri ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verdiği verilerine göre dünyada 2002 yılından bu yana elektrik ve doğal gazda Çin’den sonra en fazla talep artış hızına sahip ikinci büyük ekonomiye sahibiz. Enerji Bakanlığı’nın 2015- 2019 yılı için hazırlamış olduğu Stratejik Plan’da “Tüm amaç, hedef ve stratejilerinin çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik ilkeleri ön planda tutularak uygulanması esas alınmıştır” denilerek, ve hatta Dışişleri Bakanlığı’nın resmi web sitesinde mevcut durum ve enerji politikalarına bakış açımız “Ülkemiz, ‘çok boyutlu enerji stratejisi’ çerçevesinde, kaynak ülke ve güzergâh çeşitliliğine gidilmesini, enerji karışımında yenilenebilir enerjinin payını arttırırken, nükleer enerjiden de yararlanılmaya başlanılmasını, enerji verimliliğinin artırılmasına yönelik çalışmalarda bulunulmasını ve Avrupa’nın enerji güvenliğine katkıda bulunulmasını amaçlamaktadır” seklinde gelecekteki enerji politikalarımız konusunda da bizleri aydınlatıyor.gunes

Yenilenebilirlik ve sürdürülebilirlik, ülkemiz için enerji konusunda çok eski kavramlar değil. 2000’li yılların başından başlayarak görmeye başladığımız rüzgar tirübünleri aslında doğal enerji kaynaklarından elektrik üretme adına atılmış çok büyük bir adımdı. Ama hepimizin aklında hep bir soru işareti kaldı. Güneşin yüzüne güldüğü ülkemizde ana enerji kaynağımızın verdiği sınırsızlıktan neden yararlanmıyor, enerji politikalarımızı yenilenebilir enerjiye kaydırırken neden içinde “Güneş” olan çözümlere yönelmiyorduk?

Avrupa ülkeleri 2000’li yılların öncesinden başlayan çalışmalarla, yenilenebilir enerji alanında enerji politikalarını benimsemeye ve bu alanda yaptığı yatırımlarına hız verdi. Önce ev pazarında başladığı yenilenebilir enerji ve özellikle güneş enerjisi ile ilgili çalışmalarının kapsamını genişleterek ülkelerinin enerji politikalarını yenilenebilir enerji üzerine kurgulayan radikal değişikliklere gittiler. Hatta fosil yakıtlar ve son yıllarda nükleerden kurtularak yüzlerini doğaya çevirdiler. Batı ülkeleri politikalarını yenilenebilir enerji alanında kuvvetlendirmiş ve hatta uzun vadeli hedeflerinde ‘kalkınmayı yenilenebilir enerji ile sağlamayı’ hedeflemişken, biz neden duruyor, hala ülkemizde tüketiciye pahalı gelen fosil yakıtların peşinde koşuyorduk?

Yüzümüzü güneşe dönmek
Belki bu sorular, belki de dünyanın enerji politikalarında yenilenebilir enerjiye eğilimin ve hızlı bir geçiş sürecinin hızlanması, 25 Mart 2013 senesinde EPDK’nın çıkarttığı bir kararname ile güneş enerjisi ile lisanssız elektrik üretiminin önünü açtı.

xTRlarge güneş enerjisinde durum nedir? Yenilenebilirin güneş cephesinde neler oluyor diye yola çıktı ve güneş enerjisini daha iyi anlatabilmek, Güneş enerjisi ile ilgili çalışmaları aktarabilmek için kurulan Solar Baba platformunun kurucusu ve sözcüsü Ateş Uğurel’in görüşlerini aldık.

Solar Baba Kurucusu Ateş Uğurer
Solar Baba Kurucusu Ateş Uğurel

Türkiye’de güneş enerjisi ne zaman dillendirilmeye başladığı ve sürecin nasıl ilerlediği yönündeki sorumuza Ateş Uğurel “Türkiye’de güneş enerjisi ile elektrik üretmeyi yıllarca hiç dile getirmedik. Güneş enerjisi ile en fazla su ısıtılıyordu. Aslında Ülkemiz bu işe Avrupa’da ve tüm Dünya’da Güneş Enerjisi’nden elektrik üretilmesine ev pazarı desteklenerek başlanırken bizde tam tersi oldu ve sanayi için farklı bir modelle, büyük kurulumlarla elektrik üretimine başladık” şeklinde cevapladı.

Dünya’nın tersine bir süreç izledik
Uğurer bu sürecin başlangıcını “Güneş enerjisinde biz dünyanın ilerlediği yolun tam tersine bir yolda ilerledik. Dünya ev pazarından bu alana giriş yaparken biz işin sanayi boyutunu hedefledik. İlk olarak 3-4 yıl önce lisanslı üretim için Nisan 2014’de bir yarışma açıldı ve bu yarışma 2014 Mayıs ayında yapılarak kazanan ilk üç konsorsiyumun lisanslı güneş enerjisi için çalışmalar yapması beklendi.

Bu konuda şu ana kadar alınmış bir aksiyon yok” şeklinde özetledi. Uğurer bürokrasinin ağır işlediğini vurgularken şu an itibari ile tek bir lisanslı santralimizin olmadığının altını çizerek yarışma ile başlayan bu ilk hamle lisanssız enerji üretim sürecinin önünü açtı ve daha önce çıkan yasadan yararlanan pek çok şirketin pazara girdiğini söyledi.

Lisanssız güneş enerjisine açılan kapı

Yorumlar

btbilgi
1
2
3
4
PAYLAŞ
TRT'de 1990 yılında başladığı profesyonel iş hayatına, özel sektörde ve özel kanallarda farklı programların yapımcılığı ile devam etti. Milliyet Grubu'nun dergilerinde ve Interpro Grubu yayınlarında yazı işleri müdürlüğü ve editörlük görevleri üstlendi. Avrasya’nın en büyük ticaret platformu "CeBIT Bilişim Eurasia" markasının pazarlama iletişimi faaliyetlerini kurguladı ve yönetti. Farklı sektörlerdeki pek çok marka için iletişim konusunda danışmanlık hizmetleri verdi. Şu anda xTRlarge'ın Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapmaktadır.