btbilgi

Böyle bir soruya kimsenin kesin bir cevabı olduğunu sanmam. Aslında devrim kelimesi bile kendi başına çok iddialı bir kelime. Internetin insanlık üzerindeki etkisini devrim olarak tanımlarsak ve hemen ardından akıllı telefonlarla gelen toplum üzerindeki yaygınlaşmasını gördükten sonra, çoğumuzun bir sonraki “şeyin” ne olacağını gerçekten merak ettiğini düşünüyorum.

Doyuma ulaşan akıllı telefon pazarından sonra, teknoloji şirketleri, “yeni pazarlar” dolayısıyla yeni gelir kaynakları yaratmak için yeni teknolojik konsept arayışlarına uzun süredir devam ediyorlar. Bu arayışlar içerisinde öne çıkan Silikon Vadisi’nde birçok şirketin birbirleriyle kıyasıya yarıştığı “bir sonraki büyük şey”, acaba sürücüsüz otomobil teknolojisi ya da İngilizce çevirisiyle kendi kendini yöneten arabalar olabilir mi?

Kanaatimce 2016, akıllı ya da kendini süren arabaların beklenen “bir sonraki büyük şey” mi değil mi tartışmalarının sona erdiği ve artık sürücüsüz otomobillerin prototip aşamasından ne zaman ürün aşamasına geçeceğinin beklendiği bir yıl olarak tarihe geçecek.

Geleceğin ana aktörleri
Aslında bu konu üzerinde Silikon Vadisi’nin hemen hemen bütün teknoloji şirketlerinin bir şekilde uğraştığını söyleyebiliriz. Bunların arasında ise Google’un bariz bir avantajı gözüküyor. Google yaklaşık 10 yıl önce, Stanford ve Carnegie Melon Üniversitesi mezunu zeki mühendislerle yürüttüğü sürücüsüz otomobil projesiyle, diğer rakipleriyle arasına büyük bir fark koydu.

Google’un geliştirdiği platform ile çalışan sürücüsüz otomobiller, California, Texas ve Arizona eyaletlerinde 2.5 milyon km yol yapmış durumda. Bunca zaman içerisinde de bu arabalar sadece 11 kez küçük kazaya karıştı. Google’un iddiasına göre bu kazaların çoğunda bu arabaları zorlamak isteyen yoldaki diğer sürücülerin çok büyük bir etkisi var.

Buradan elde edilen deneyim, Google’a sadece laboratuvar ortamında değil, gerçek hayatta da karşılaşılabilecek problemler ve çözüm yolları konusunda inanılmaz bir bilgi akışı sağladı. Eğer Silikon Vadisi’nde Mountain View kasabasina yolunuz düşerse, gözünüze bilim kurgu fimlerinden çıkmış gibi yuvarlak çizgili tek kişilik kendi kendine süren Google arabalarının tur attığına şahit olabilirsiniz.

Google, gelecek planları arasında otomobil üretimi olmadığını açıkladı. Android telefonlarda olduğu gibi, üretim işini bu konuda uzmanlaşan şirketlere bırakarak, dikkatini otomobillerin kendi kendini sürmesi için gerekli olan donanım ve yazılım altyapılarına odaklanıyor. Google’a göre kendini süren arabalarımıza ancak 2020 yılından sonra kavuşacağız.

Kendini süren arabalara yatırım yapan Silicon Vadisi’nde öne çıkan diğer şirket ise Tesla. Google’dan farklı olarak kendisi de elektrikli araba üreticisi olan Tesla, en son piyasaya sunduğu Model S ve Model X araçlarıyla gelen “oto-pilot” özelliğiyle bu pazara çok hızlı bir giriş yaptı.

Tesla Başkanı Elon Musk, geçenlerde Twitter üzerinden “oto-pilot” yazılımında çok büyük bir güncelleme planladıklarını açıkladı. Bu açıklama, “oto-pilot” özelliğiyle seyahat eden, bir Tesla kullanıcının ölümcül bir kazaya kurban gitmesinin ardından geldi. Tesla’nın oto-pilot yazılımı şu anda bile arabadaki mevcut radar, ultrasonik gibi sensörleri kullanarak kendi kendine gitmesine olanak sağlıyor.

Tesla Model S
Tesla, sadece birkaç ay önce, AMD’nin en son duyurusunu yaptığı Zen işlemcisinin mimarı Jim Keller ve ekibini transfer etti. Foto: www.tesla.com

Sırada diğer devler bekliyor
Hem Google, hem de Tesla kendi marka değerlerini bir çekim aracı olarak kullandıklarından elit mühendislik kadrolarına ulaşma da diğer geleneksel araba üreticilerine karşın bir avantaja sahipler. Örneğin sadece birkaç ay önce Tesla, AMD’nin en son duyurusunu yaptığı Zen işlemcisinin mimarı Jim Keller ve ekibini transfer etti. Keller Tesla’da oto-pilot donanımından sorumlu başkan yardımcısı olarak görev alacak. Keller, daha önce, AMD ve Apple’in bazı işlemcilerinin mimarı olarak tanınıyordu.

Kuşkusuz Tesla ve Google bu alanda yalnız ve rakipsiz değil. Silikon Vadisi şirketlerinin dışında geleneksel otomobil üreticileri de bu pazara girmeye hazırlanıyor.

Örneğin, Ford, 2021 yılına kadar kendini süren arabasını pazara süreceğini açıkladı. BMW de geçen ay yaptığı açıklamada beş yıl içerisinde kendini süren arabasıyla piyasada olacak. Bu şirketlerin yanı sıra, Intel, Mobileye ve Nvidia gibi şirketlerin bu pazara özel çözümler geliştirdiklerini görebilirsiniz.

Kaynak: Ford Media

Kuşkusuz bu teknoloji şirketlerinin yanı sıra son yıllarda yıldızı parlayan Uber’i de unutmamakta fayda var. Uber, araba sahibi kimselerin kendi kişisel arabalarını taksi hizmeti vermelerine olanak sağlayan bir sosyal ağ. Milyonlarca kullanıcı Uber’den hem çok uygun fiyatlara taksi hizmeti alıyor, hem de bazıları kendi arabalarını sürerek bir ek gelir yaratabiliyor. Uber, elde ettiği gelirin bir kısmını komisyon olarak alıp diğerini şöförlük yapan kullanıcılarına veriyor.

Uber’siz düğün olmaz!
Bir an gözlerinizi kapatın ve kendinizi Uber’in yerine koyun. İnsan kaynaklı hiçbir sorunla uğraşmak zorunda kalmayacağınız ve üstüne üstlük elde ettiğiniz ettiği geliri hiç kimseyle paylaşmayacağınız bir iş modeli sizi nereden nereye taşıyabilir?

Bu fırsatı gören Uber, bu ay Otto adında bir şirketi 680 milyon dolara satın aldı. Otto, kendi kendine sürebilen kamyon uygulamaları geliştiriyor. Über bu yıl kendi kendine sürebilen taksileriyle Pittsburg’da pilot bir uygulamaya da başladı.

En son olarak sırlarıyla ünlü Apple’dan bahsetmek istiyorum.

Her ne kadar çoğu sırrı bazen kasten bazen de gizli olarak dışarıya sızıyor olsa da bu konu şimdilik Apple tarafından teyit edilmediği müddetçe sadece bir spekülasyondan ibaret görünebilir. Apple’in Silikon Vadisi’nde uzun zamandır etrafında herhangi bir şirket levhasının bulunmadığı ve yüksek duvarlarla çevrili binalarında elektrikle çalışan bir araba tasarımı yaptığı iddia edilir. Hatta bu yılın içerisinde Silikon Vadisi’nde yayınlanan yerel bir gazete de bu isimsiz binalarda (Apple’in olduğu iddia edilen) komşuların geceleri gürültü konusunda şikayetleriyle ilgili bir haber yayınlandı.

Ayrıca geçen temmuz ayında Bloomberg’de çıkan bir iddiaya göre de Apple, Titan adını verilen proje ile kendini süren araba yarışına çok hızlı bir şekilde girmiş. Hatta Apple’ın Google gibi kendine araba üretimi için bir ortak aradığı da iddialar arasında. Apple tarafından teyit edilen hiç bir şey olmadığı için bütün bu iddiaların hepsi birer bir spekülasyon.

Buna karşın Apple’ın ürün piyasaya çıkmadan önce bazı projelerini gizlilik içerisinde gerçekleştirdiğini bildiğimiz için bu konunun da gerçeklik payının yabana atılmayacak kadar yüksek olduğunu düşünebiliriz.

Değişimin sağladığı fırsatlar şaşırtıcı olabilir
Bütün bu gelişmeleri alt alta koyduğunuzda, akıllı arabaların çok yakın bir gelecekte herkesin ulaşmak isteyeceği bir metaa haline geleceğini görebilirsiniz. Aynen cep telefonu gibi belki her evde, birden fazla akıllı araba da olabilir. Ben bu değişimin internet gibi toplum üzerinde çok büyük bir devrimi de beraberinde getireceğini düşünüyorum.

Çok yaşlı ya da tam tersi yaşı çok küçük olduğu için kendi başına araba süremeyen bir çok insan için hareket becerisi sağlayacak. Bunun dışında örneğin görme özürlüler bir yerden bir yere çok daha rahat ulaşabilecek. Bunun için belki ilerde 4-5 kişilik arabaları görmeyeceğiz yollarda. Daha çok bir pod şeklinde kişiye özel araçlar olabilir. Otonom sistemler, insanlar gibi duygusal hareket etmediklerinden ya da fizyolojik kısıtlamaları olmadığından kaza oranları da çok daha düşük olacaktır. Bu sigorta maliyetlerine de yansıyacaktır.

Tabi madalyonun bir de diğer yüzü var: Bu teknolojinin yaygınlaşmasıyla milyonlarca insanın işsiz kalması da an meselesi. Süreç aslında çok uzun değil. Uzun yol kamyon şöförleri ya da taksi şöförlerinin ilk başta etkileneceklerini öngörmek çok da zor değil. Fakat bu teknolojik gelişimin önüne durmak ta mümkün olmayacak. Yeni açılacak iş imkanları, yok olacakların yanında çok daha az olacaktır. Bunun sosyolojik ve ekonomik faturası üzerinde çok dikkatli düşünmek gerekecek.

 

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
1973 yılında İstanbul’da doğdu. 1995 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği programını bitirdi, aynı yıl aynı bölümde master programına kabul edildi. BTHaber dergisinde teknoloji editörü olarak görev yaptı. 1998 yılında ABD’nin Los Angeles şehrindeki Güney Kaliforniya Üniversitesi (USC) Bilgisayar Mühendisliğine bölümüne başladı. 2000 yılında master derecesini alarak Silikon Vadisi'nde Sun Microsystems şirketinde mühendis olarak çalışma hayatına başladı. 2004 yılından beri AMD şirketinde çalışıyor, 2010 yılından beri de, aynı şirket de mühendis yönetici olarak görev yapıyor.