btbilgi

Değerler… dokunulduğunda kah uğruna canımızı feda ettiğimiz, kah kendimizi mutlu hissettiğimiz değerlerimiz.

15 Temmuz 2016 da uğruna 241 vatandaşımızın şehit olduğu 2 binin üzerinde vatandaşımızın gazi olduğu değerler gibi..

Vatan, özgürlük, millet değerlerinin uzun zaman sonra hep bir ağızdan tekrar söylendiği bu günlere yine birbirimizin değerlerini görmezden gelerek ulaştık maalesef.

Bizim evin pırlantasını nimetten saydık da karşıdakininkine kesme cam muamelesi yaptık yıllardır.

Aradaki uçurum derinleştikçe boşluğu hain planlar doldurmuş; haberimiz olmamış.

Öfkeliyken kalpler birbirinden uzaklaşırmış. Kalpler uzaklaşınca bedenler yaklaşır ama sesler yükselirmiş. Öfkeliyken insanın gözü kararır, öfkesi geçince yüzü kızarırmış?

Bu gün, yüz kızarıklıkları içinde söylenen barışçıl sözler bunun bir göstergesi. Bizim değerlerimiz önemli ama karışımızdakinin değeri ile birleşince güçlü oluyor. Geç fark ettik bunu. Olsun yine de bir şans daha yakaladık…

Kıymetini bilme vakti.

Değerler sadece, evrensel, toplumsal değildir. Kişiseldir aynı zamanda.

Mesela kendi değerlerimden örnek vereyim. 4 Temel Kişisel değerim var benim. Katkı sağlamak, paylaşmak, iz bırakmak ve özgürlük. Dikkatinizi çekmiştir belki.. “E.. nerede vatan, millet, adalet, dürüstlük?” Dediğinizi duyar gibiyim.

Onlar mı? Onlar benim “Toprak” Değerlerim. Ben onların üzerinde yeşeren insanlık ormanının bir fidanıyım. Özümde onlar var, ama yapraklarımda dallarımda kendi kişisel değerlerim..

Koçlukta değerler çok önemlidir. Hayatımızın merkezindedir. Biz koçlar bunu biliriz. Hedeflerimiz vizyonumuz değer merkezli olursa heyecan verir bize. Günü değerlerimize uygun yaşarsak mutlu hissederiz kendimizi.

Bana “mutluluğun formülü var mı?” diye soruyorlar. Evet var . Dünyadaki insan sayısı kadar formülü var mutluluğun. Üzücü haber buydu. Ama bu haberin iyi bir tarafı da var. Formülün a’sı, b’si, c’si ise “Kişisel Değerlerimiz”.

Evrensel değerler topraklarındaki, toplumsal değerler ormanında, ailesel değerler korusunun içindeki tek bir ağaca benzer kişisel değerlerimiz. Nazım’ın da dediği gibi “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine”. Bunun için diğer ağaçlar, benim de bir ağaç olduğumu kabul edecek önce. Yani değerlerim olduğunu ve bunu yaşatmamın hayat amacım olduğunu…İşte o zaman mutluluk yavaş yavaş sarmaya başlar bu ormanı..

Şirketler mesela.. Bana soruyorlar? “Aidiyeti nasıl artıralım? Personelin aidiyet duygusunu artırmak için lütfen sadece piknik yapmayın.. O da lazım elbette ama yeterli değil ki?

Kimi çocukların hayatına dokunmak ister, kimi yaşlıların.. Kimi bir dergi çıkarmak ister şirketi için, kimi bir fotoğraf sergisi açmak şirketteki fotoğraflarla..

Şirketlere genel tavsiyem şu oluyor. Personelin değer haritasını çıkarın ve hangi değerlerde kümelendiklerini bulun. Şirketin değerlerine ne kadar uzak ya da yakın olduklarını tespit edin. Şirket değerlerine yaklaşmaları, ama bu arada kendi değerlerini yaşatmaları için neler yapılabileceği konusunda kafa yorun. Eylem planları hazırlayın ve eyleme geçin.

Aklı başında firmalar eğitimlerden de öncelikli olarak bu çalışmaları yaptırıyorlar. Sonra yol haritasını belirliyorlar. Kime ne kadar, koçluk, mentorluk, eğitim, sosyal sorumluluk, yönlendirme, delegasyon gibi.

Siyasette de durum böyle. Değerlerimizi yaşatalım derken başkasının gırtlağına basıyoruz. Ama orman tehlikeye girince herkes bir arada su taşımaya başlıyor. Önemli olan kriz çıkmadan proaktif olabilmek.

Daha da önemlisi yargılayıcı yol yerine öğrenici yola geçebilmek. “Hatam ne? Kimi suçlamam lazım?” Soruları yargılayıcı olduğu kadar zehirleyicidir. Kavga bitmez bu sorularla.

Oysa öğrenici olmak “karşı taraf ne düşünüyor da bunu söylüyor?”, “Ben ne istiyorum?”, “Şu an mümkün olan en iyi şey ne? gibi sorulara cevap aramakla ilgileniyor.

Bu konuyu ayrı bir yazı dizisinde irdeleyeceğim. Şimdilik bu kadarla yetinelim.

İnsan oğlu değerlerine değer verildiğinde ve onları yaşatacak zemin yaratıldığında mutlu ve verici olabiliyor. Unutmamak lazım.

Ben de değerlerimi, yani yukarıda belirttiğim 4 temel değerimi yaşattıkça Aynaya bakınca kendimi görebiliyorum adeta. “Katkı sağlamak” değerimi beslemek için koçluk, “paylaşmak” değerim için eğitmenlik, “iz bırakmak” değerim için yazarlık, özgürlüğüm için ise kendi işimi yapıyorum.

Peki sizin değerleriniz ne?

Bu dünyaya hangi değerli katkıyı sağlamak için gelmiş olabilirsiniz?

Evet. İşte bu sorulara cevap bulduğunuzda yaşam bisikletinizin hızlandığını hissedeceksiniz. Zira artık yaptığınız yolculukta sizi yolda tutacak çizgiler, yön verecek işaretler netleşmiş ve en önemlisi enerjiniz artmış olacak. Kendiniz için Değer merkezli bir vizyon geliştirebileceksiniz

Az önce değerlerimden bahsetmiştim. Ben bu değerlerimi 40 yaşımda buldum. Öncesinde başarılı ve mutlu zamanlarım oldu; başarısız ve mutsuz zamanlarım da…

Fakat değerlerimi bulduktan sonra, üzerine yaşam amacımı ve vizyonumu geliştirince çevremdeki ayrık otlarıyla uğraşmaktan vazgeçtim. Odaklanabildim. Neticede bu gün geçmişimden daha anlamlı bir hayat sürdüğümü çok net biçimde söyleyebilirim.

Yaşam amacım “Kendini hayallerine adamış insanların bu hayallerini elle tutulur gözle görülür hale getirmelerine yardımcı olmak”. Gördüğünüz gibi zamandan, mekandan insandan bağımsız bir amaç bu. Bu bana, gittiğim, yaşadığım ya da çalıştığım her yerde koşullara göre hareket etme ve koşullara uygun katkılar sağlama esnekliği yaratıyor.

Bu sayede “ne” yaptığımdan çok “ne için” yaptığıma odaklanıyorum. “Değerlerimi yaşatmak için”. Bazen küçük bir şey yapıyorum, bir yaşlıyı karşıdan karşıya geçirmek, bazense daha büyük bir şey. Zor şartlarda okuyan çocukların hayallerini gerçekleştirecek kampanyalar mesela. … Ama hep ne için’e odaklanıyorum. İşte o zaman eylemin niceliği değil niteliği ön plana çıkıyor.

Mevcut imkanlarımı biraz zorlayarak, değerlerime uygun bir yaşamı nasıl yaratabilirim soruna bulduğum cevaplar sayesinde oldu bütün bunlar.

Aldığınız bir ürünün bile değerlerinizle ilgili olduğunu biliyor musunuz? Ya o ürün sizin bir değerinizi besliyordur, ya da ürünün satıcısı..

Kimi zaman güven, kimi zaman prestij, kimi zaman güç/kontrol, kimi zaman keyif, eğlence ve daha pek çok değerimizi beslemek için alırız ürünleri.

Örneğin Güven deyince hangi araba aklınıza gelir? Peki ya prestij ? Bu herkese göre değişebilir elbette.

Buradan sizi cebinizde bir şeylerle yaırmayı hedefliyorum.

O yüzden küçük ve kendinizce yapabileceğiniz bir atölye çalışmasını paylaşıyorum. Bu çalışma sonrası birkaç değerinize ulaşıp bunları yaşatmak adına eyleme geçebilirsiniz.

Sizi en mutlu eden anlar hangileri? Bu anlarda hangi değerlerinizin okşandığını hissediyorsunuz? (Örnek: Evlendiğiniz an, sizin paylaşma değerinizi besliyor olabilir)

Sahip olmaktan en çok mutluluk duyacağınız, hoşlandığınız 3 şey nedir? Sizce bunlar hangi değerinizi besliyor? (Örnek: Bir ev, sizin “Güven” değerinizi veya “Özgürlük” değerinizi besliyor olabilir.)

Hangi zamanlarda içinizdeki volkanı aktif hale geçiyor ve sinirleniyorsunuz? Bunlar sizin hangi değerlerinize saldırıyor? (Örnek: Yalancılık sizi sinirlendiriyorsa, “Dürüstlük” değeriniz zedelenmiş olabilir. Değerler pozitiftir.

Peki ya sizi üzen, fırtınada kayalıklara savrulan bir sandal gibi dağıtan davranışlar hangisi? (Örnek: Birinin sizi kandırdığını/ aldattığını öğrendiğinizde, sadakat değeriniz zedelenmiş olabilir)

Bulduğunuz değerlerde sizin için en öncelikli 5 ini seçin.

Şimdi bu bulduğunuz değerlerden en az besleyebildiklerinize odaklanın.. Öyle bir değer olsun ki onu beslemeye başladığınızda domino taşı etkisi yaratsın ve diğer değerlerin beslenmesine fayda sağlasın

Şimdi son sorular…

Yukarıda bulduğunuz bu değerleri profesyonel ve özel hayatınızda yaşatmak için mümkün olan en uygun eylemler nelerdir? Hangisi ile Ne zaman başlayacaksınız?

Günün Hissesi: Hiçbir zaman imkansızı düşünüp mümkünden vazgeçmeyin…

Yorumlar
btbilgi
PAYLAŞ
blank
Tüm Girişimci ve İş Mentorları Derneği Kurucu Başkanı Nuri Murat Avcı, bugün Association for Coaching Türkiye Operasyon Başkanı ve Uluslararası Koçluk Federasyonu'nun kayıtlı mentorları arasında yer almaktadır. Aynı zamanda House of Human Koçluk Eğitim Danışmanlık Kurucu Ortağı olarak görev yapan Avcı, koçluk ve mentorluk deneyimlerini yansıtan yazılarıyla ayda iki kez xTRlarge okurlarıyla buluşmaktadır.